Vietnam macerası

Vietnam Savaşı: Kısa Bir Bakış

Vietnam Savaşı — ya da diğer adıyla İkinci Çinhindi Savaşı — 1955’ten 1975’e kadar süren, hem Vietnam’ı hem de dünyayı derinden etkileyen yıkıcı bir çatışmaydı. Bir yanda komünist Kuzey Vietnam, diğer yanda ABD ve müttefiklerinin desteklediği Güney Vietnam vardı. Bu savaş, Soğuk Savaş’ın komünizm–kapitalizm geriliminin en sert sahnelerinden biriydi.

Çatışmanın kökleri, Vietnam’ın Fransız sömürgesinden kurtulma mücadelesine dayanıyor. Ho Chi Minh’in 1945’te bağımsızlığı ilan etmesiyle başlayan süreç, 1954’te Fransızların yenilgisiyle sonuçlandı. Cenevre Anlaşmaları’yla ülke geçici olarak ikiye bölündü: Kuzey komünistlerin, Güney ise Batı yanlısı bir yönetimin kontrolüne geçti.

Bu bölünme uzun sürmedi. Güney’deki Viet Kong gerillalarının başlattığı isyan, savaşı tırmandırdı. ABD, komünizmin yayılmasını engellemek için giderek daha fazla müdahil oldu. 1965’ten itibaren Amerikan askerleri sahadaydı ve savaş tüm şiddetiyle devam etti.

1968’deki Tet Saldırısı, askeri olarak başarısız olsa da Amerikan kamuoyunda savaşın seyrini değiştirdi. Tepkiler büyüdü, barış görüşmeleri başladı. 1973’te ABD birlikleri Vietnam’dan çekildi. Ancak çatışmalar sona ermedi.

Nisan 1975’te Kuzey Vietnam’ın Saygon’u ele geçirmesiyle savaş fiilen bitti. Ülke komünist yönetim altında birleşti, Saygon’un adı Ho Chi Minh City oldu.

Vietnam Savaşı, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği büyük bir insani felaketti. Ardında yalnızca yıkım değil, hâlâ hissedilen derin toplumsal ve politik izler bıraktı.

Savaşın kalıntıları

Dar ve karanlık bir tünelin önünde duruyorum. Nefesim sıkışıyor. İçeri girmem için bekleyen bir grup var ama yapamıyorum. O an anlıyorum: hiçbir merak, hiçbir cesaret beni bu tünele sokamaz.

Burası, Viet Kong gerillalarının efsanevi sığınağı Cu Chi Tünelleri. Toprağın altına gizlenmiş, sessiz ama direniş dolu bir dünya. 1960’larda, çoğu çıplak ellerle kazılan bu tüneller; barınmak, saklanmak ve saldırı planlamak için kullanılmış. Kilometrelerce uzanan bu yeraltı ağı, Amerikan üslerinin hemen altında, fark edilmeden yaşamaya devam etmiş.

Yaklaşık 200 kilometrelik bu labirent, binlerce gizli girişle örülmüş. O kadar iyi kamufle edilmiş ki, düşman çoğu zaman varlığını bile fark edememiş. Küçük sergi alanında sergilenen bambu çivili tuzaklar ise ürkütücü. Rehberin dediği gibi, amaç sadece öldürmek değil, korku yaratmakmış. Çünkü korku, savaşın en güçlü silahı.

Toprak kokusu ağır, hava nemli. Bugün savaş yok ama geçmiş hâlâ toprağın altında nefes alıyor. Cu Chi, Ho Chi Minh City’nin yaklaşık bir saat dışında yer alıyor ve artık ülkenin en çok ziyaret edilen tarihi duraklarından biri. Tünellere girmek cesaret istiyor; dışarıdan bakmak bile yeterince sarsıcı.

Vietnam’da savaş yalnızca tarih kitaplarında kalmamış. Hafızalarda, sokaklarda, toprağın derinliklerinde hâlâ hissediliyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de Savaş Kalıntıları Müzesi. Müze, “Amerikan Savaşı”nı Vietnamlıların gözünden anlatıyor. Fotoğraflar, belgeler ve objeler arasında Nick Ut’un, napalm saldırısından kaçan küçük kızı gösteren o unutulmaz kare de var. Tek bir fotoğraf, savaşın bütün dehşetini anlatmaya yetiyor.

Burası kolay bir müze değil. Ama görülmesi gerekiyor. Çünkü savaşın sayıdan, tarihten ibaret olmadığını; her rakamın bir hayat olduğunu burada anlıyorsunuz.

Savaş, yalnızca insanları değil, doğayı da yaralamış. Bombalanan tapınaklar yeniden inşa edilmiş, yakılan ormanlar zamanla tekrar yeşermiş. Doğa, insanın yıktığını sessizce onarmış.

Vietnam için bu savaş, tarihlerindeki ilk değil. Bu yüzden burada “Vietnam Savaşı” denmiyor; sadece Amerikan Savaşı. Yüzyıllar boyunca sayısız çatışmadan geçen bu ülke, her seferinde ayağa kalkmayı başarmış. Belki de Vietnam’ın ruhunda hissedilen o güçlü direnç ve umut, tam olarak buradan geliyor.

Devrimci lider

Ho Chi Minh’in Vietnam’da hâlâ neden bu kadar saygı gördüğünü anlamak zor değil. Ülkede geçirdiğiniz kısa bir süre bile bunu hissetmeye yetiyor. Devrimci bir lider ve modern Vietnam’ın kurucusu olarak görülen Ho Chi Minh, ülkeyi sömürge yönetiminden kurtaran mücadelenin simgesi. Onun önderliğinde 1954’te Fransızların yenilmesi, Vietnam tarihinin yönünü değiştirdi ve sonraki yıllarda yaşanacak Amerikan Savaşı’nın da zeminini hazırladı.

Ho Chi Minh’in hayali yalnızca savaş kazanmak değildi. Sosyalist bir cumhuriyet kurmayı, yoksulluğu azaltmayı ve eğitimi yaygınlaştırmayı hedefliyordu. Mirası dışarıdan bakıldığında tartışmalı görünebilir ama Vietnam halkı için o, hâlâ saygıyla anılan, neredeyse efsanevi bir figür.

Beş günlük Ho Chi Minh City keşfinin ardından rotamız bu kez Hanoi. Ho Chi Minh’in devrimi başlattığı ve izlerini bıraktığı topraklarda, Vietnam hikâyesi yeni bir sayfayla devam ediyor.

1 Terk edilmiş her kasabada böyle görüntüler belirir. Yolu düşenlere görünür, onlar uzaklaşınca toza döner.

Sanki Varmış Gibi

Terk edilmiş her kasabada böyle görüntüler belirir. Yolu düşenlere görünür, onlar uzaklaşınca toza döner.…
2

Üstü Kalsın

Memnun insan hayatla pazarlık etmez. Eksik verilenlerin kaydını tutmaz. Son kırıntıyı toplamaz. Bazı şeylerin eksik kalacağını bilir. Dünyanın kusursuz bir hizmet anlayışıyla…
3

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
5

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
6 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
7 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
8 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
9

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
10 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
angkorwat
Önceki Yazı

Angkor Wat

Tesadüfler kaderimiz mi?
Sonraki Yazı

Tesadüfler kaderimiz mi?