Sri Lanka izlenimleri

Gökyüzünde kızıl güneş, yeryüzünde binlerce yılın izleri... Sri Lanka’da her köşe keşfedilmeyi bekleyen bir dünya. Tapınaklardan çay tarlalarına, vahşi doğadan okyanus sahillerine uzanan bu yolculuk, ruhunuzu da besleyecek.

Çay Diyarı: Nuwara Eliya

Nuwara Eliya yolunda Damro Labookellie Çay Salonu’na ulaştık; 150 yıllık bu tesis, Sri Lanka’nın en eski çay merkezlerinden. Çay tarlalarında beyaz, yeşil ve siyah çayın üretim sürecini gördük. Çayın yerel ekonomi ve kültür için ne kadar önemli olduğunu orada öğrendik. Farklı lezzetlerde çayları denedik; ardından Britanya kolonisi mirasını yaşatan The Grand Hotel’de, İngiliz usulü high tea ile günü tamamladık. Yüksek tepedeki Cottage San Francesco’da geceyi geçirdik; vadinin huzurlu manzarası, uzun yolculuğun sonunda dinlendiriciydi.

Dördüncü günün ardından, 5. günümüzde Nuwara Eliya’dan Ella’ya seyahatimizi gerçekleştirdik. Nuwara Eliya, Koloni döneminden kalma İngiliz kır evleriyle ünlü küçük bir kasaba olarak “Küçük İngiltere” olarak anılıyor ve İngilizlerin inziva yeriymiş. Tarihi mimarisi içinde en önemli yapılarından biri, Tudor tarzı ve saat kulesine sahip 1894 yapımı Nuwara Eliya Postanesi’dir. Ayrıca Victoria Parkı ve Gregory Gölü gibi doğal ve dinlenme alanları hafta sonları halk tarafından yoğun biçimde ziyaret ediliyor.

Mavi Tren Yolculuğu: Ella

Ella, Nuwara Eliya’dan sonra daha popüler ve turistik bir konuma sahip. Ella’ya, Kandy’den başlayan ve mavi renkteki treniyle dünyaca ünlü bir tren yolculuğu yaparak ulaştık. Bu tren yolculuğu, Sri Lanka’nın doğal güzelliklerini en iyi şekilde görünmesini sağlıyor ve seyahatimizin olmazsa olmazlarından biriydi. Vagonlarda yerimizi önceden ayırttık; yol boyunca Hindistan cevizi ağaçları, yeşil çay tarlaları ve dağ manzaralarının tadını çıkardık. Yolcular arasında yerel Budist rahipler de vardı ve trenin kapılarından sarkan turistlerin oluşturduğu alışılmadık manzaraya dahil olduk.

Ella’da, trenden indikten sonra yerel lezzetler sunan Cafe Chill’de karnımızı doyurduk. Kasabada kısa bir tur attıktan sonra, tarihî 9 Kemerli Köprü’ye yürüdük. Bu köprü, koloni döneminden kalma hala aktif bir demiryolu köprüsü ve turistlerin sık ziyaret ettiği bir mekan. Günün sonunda Ayurveda masajı için Hela Osu Suwapiyasa’ya gittik ve yorgunluk attık. Geceyi Sky Green Resort adlı otelde geçirdik.

Bu günü ve tren yolculuğunu planlarınıza dahil etmeniz Sri Lanka seyahatinize ayrı bir renk ve deneyim katacaktır.

Vahşi Yaşam: Yala

Yala Ulusal Parkı’na yönelik yolculuğumuz, Ella’da kaldığımız süre boyunca açıkladığı sürprizlerle dolu güzel anlardan biriydi. Kasabanın samimi atmosferi, halkın sıcaklığı ve temiz havası bizde kalıcı bir iz bıraktı. Sabah, zorlu ama manzarası muhteşem olan Ella Rock’a tırmandık; buradan Little Adam’s Peak’in güzelliği büyüleyiciydi. Yol boyunca Ravana Şelalesi’nde kısa bir mola verdik; kademeli ve doğal havuzlarıyla ziyaretçilere huzur veriyor. Şelale, efsaneye göre Kral Ravana’nın bir prensesi kaçırdığı ve mağaralara sakladığı yer olarak anılıyor.

Akşamüstü Yala Ulusal Parkı’na ulaştık. Burası Hint Okyanusu kıyısındaki ülkenin en büyük ikinci milli parkı. Safari için 4×4 araçlarla parkın sadece 2 bloğu gezilebilir durumdaydı. Leopar gibi nadir türlerin bulunduğu park, geyik, fil, tavus kuşu, timsah gibi zengin bir yaban hayatına ev sahipliği yapıyor. Safarimizde pek çok farklı hayvan gördük ama leopar görünmeyince gerçek bir safari deneyimi için Afrika’yı önerdik.

Geceyi parka yakın DoubleTree by Hilton Weerawila Rajawarna Resort’ta geçirdik. Otelin konumu ve doğayla iç içe atmosferi, günün yorgunluğunu atmak için idealdi.

Okyanus Sahilleri

Sonraki gün sahil bölgesine doğru yola çıktık. Yağışlarla geçen yolculuktan sonra Hiriketiya Plajı’na ulaştık; modern kafeler ve sörf tutkunları için popüler bir merkez burası. Ardından Mirissa’ya gittik. Mirissa, sakin bir balıkçı köyünden popüler bir turistik sahil kasabasına dönüşmüş durumda. Burada iki gece konakladık; deniz ürünlerinin lezzetini tattık, okyanus kıyısında sabahları yürüyüş yaptık, yerel köpeklerle dost olduk ve Ayurveda masajıyla kendimizi şımarttık. Mirissa, balinaların görüldüğü turlar ve canlı atmosferiyle de ünlü.

Turun sonunda Galle’ye gittik. 16. yüzyıl Portekiz, Hollanda ve İngiliz kolonilerinin izlerini taşıyan tarihî kaleyi gezdik. Şehirdeki antik yapıların ve doğal güzelliklerin tadını çıkardık. Deniz Feneri ve Eski Hollanda Hastanesi gibi önemli mekanları ziyaret ettik. Urawatta deniz kaplumbağası bakımevini ziyaret ettik. Kaplumbağalarla tanıştık, dokunduk. Yumurtaların korunduğu, yumurtadan çıkana kadar bakıldığı, sonra denize bırakıldığı yer. Okyanusa atılan atıkların verdiği zarar kaplumbağalar üzerinden görülüyor.

Negombo’da son gecemizi geçirdikten sonra Sri Lanka maceramız sona erdi. Bu zaman zarfında ülkenin zengin tarihine, kültürüne, doğasına ve samimi insanlarına tanıklık ettik. Kısa süreye çok şey sığdırdık, yorulduk ama gördüklerimiz her yorgunluğa değdi. Sri Lanka, tropik güzelliği ve derin tarihiyle unutulmaz bir destinasyon olarak hafızamızda yer aldı.

Devamı: Elveda Sri Lanka
1 Terk edilmiş her kasabada böyle görüntüler belirir. Yolu düşenlere görünür, onlar uzaklaşınca toza döner.

Sanki Varmış Gibi

Terk edilmiş her kasabada böyle görüntüler belirir. Yolu düşenlere görünür, onlar uzaklaşınca toza döner.…
2

Üstü Kalsın

Memnun insan hayatla pazarlık etmez. Eksik verilenlerin kaydını tutmaz. Son kırıntıyı toplamaz. Bazı şeylerin eksik kalacağını bilir. Dünyanın kusursuz bir hizmet anlayışıyla…
3

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
5

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
6 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
7 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
8 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
9

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
10 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
İstanbul'un Kayıp Adası Vordonisi
Önceki Yazı

İstanbul’un Kayıp Adası Vordonisi

Robinson Crusoe Adası
Sonraki Yazı

Issız adada dört yıl!