Sonbaharla birlikte gönlü kırıktır Tuna’nın. İlkbaharda seller ağaçları sökecek güçtedir.
Tuna, çevre kirliliğinden payına düşeni fazlasıyla almış. Avrupa’nın ortalarından Karadeniz’e ulaşan Tuna, artık eskisi gibi yeşil değil kahverengi akıyor. Budapeşte yakınlarındaki fabrikaların atıkları da bir zamanın yeşil Tunası’nı oldukça kirletiyor.
BUDAPEŞTE – Tuna… Budapeşte’nin taş prangalı kaprisli devi…
Buda ile Pest’in arasından süzülürken 8 köprünün altından geçen Tuna’ya Budapeşteliler vermiş bu adı. Buda’nın tepelerinden bakıldığında, köprüler devi dizginleyecekmiş gibi görünür.
İlkbaharda coşan Tuna nehri, sonbaharda merhamet dilenen dev bir yılana da benzer. Sonbaharla birlikte gönlü kırıktır. Çıplak yatağını ortaya çıkarır. İlkbaharda ise seller ağaçları kökünden sökecek güçtedir. Alçak seviyedeki iskeleleri yıkar.
Belediye Başkanı Demszky, bu yasal düzenlemelerin burada yaşayan insanlardan sorumlu olmaya bağlıyor. Yaşlılar ulaşım hizmetlerinden ve ilaç gereksinimlerinden ücretsiz olarak yararlanıyor. Ülkede doğum oranı az olduğundan yaşlılar çoğunlukta ve bu ücretsiz hizmet önemli bir yük oluşturuyor. Yılda milyarlarca forint bu insanlara dağıtılıyor. Kent standardını korumak ve yaşayanların haklarına saygı göstermek amacıyla bu politika izleniyor. Çevredeki arazilere yeni binalar konuyor, bunun için yeni planlar hazırlanıyor.
Tuna kışın buzlu
Şiddetli soğuklarda Tuna buz tutar. Yayalar, hatta araçlar nehirden karşıya geçer. Tuna’nın buzlarına pek güven olmaz. 1241 kışında Batu Kagan’ın, Tuna’nın buzlanı üstünden karşıya geçmek isterken nehire gömülüşü gibi bazı trajik olaylar da yaşanır.
Buda ile Pest arasında sessizce akan Tuna, Budapeşte’de en güzel görüntüsünü alır. Nehir kıyısında sıralanan banklara kentin neşeli, keyif dolu insanları gelir. Genç ıhlamur ağaçlanın altında oturabilmek için acele edip yer bulmaya çalışırlar.
Banklarda yer bulabilenler güneşin Matthias Kilisesi’nin us tünden Tuna’ya veda edişini seyrederler. Sevgililerin buluştuğu, yaşlıların günlük yürüyüş turlarına çıktığı Tuna kenarında üniversite öğrencileri de ders çıkışı bir araya gelir. Yüzyılların büyüsünü bugüne taşıyan Tuna, bugün de yaşlıların ayaklarını suya soktuğu, çocukların suya taşlar attığı bir yer olma özelliğini koruyor.
Tuna, bugünlerde çevre kirliliğinden payına düşeni fazlasıyla almış. Avrupa’nın ortalarından Karadeniz’e ulaşan Tuna, artık eskisi gibi yeşil değil kahverengi akıyor. Yıllar boyu diğer Avrupa ülkelerinden akan atıklar bu sularda yaşayan canlıları da zehirliyor. Budapeşte yakınlarında kurulan fabrikaların atıkları da bir zamanların yeşil Tuna’sını kirletiyor.
Tuna’yı Tuna yapan özelliklerinden biri de kuşkusuz üzerindeki köprüleri. Tuna üzerindeki Margaret Adası’m Budapeşte’ye bağlayan Margaret Köprüsü, dilsiz aslanlarıyla ünlü Chain Köprüsü, Tunadan geçen gemileri elindeki haçla kutsayan St. Gellert heykelinin önünden Buda’yı Pest’e bağlayan Elizabeth Köprüsü kentin akıllarda kalan yapılanındandır.
Açılış günü
Bu köprülerin en görkemlisi olarak bilinen Chain Bridge’in bir de efsanesi vardır. 1842’de inşa edilen köprüyü yapan mimar, köprünün Buda ve Pest ayaklarında bulunan ikişer aslan heykelinin dilini yapmayı unutmuş. Açılış günü köprüden annesiyle geçmekte olan bir çocuk aslanların dilsiz olduğu nu fark etmiş. Konu duyulur duyulmaz köprünün mimarı kendini köprü üzerinden Tuna’ya atarak intihar etmiş. Şair Gyula Illyes de bu ünlü köprünün İkinci Dünya Savaşı sırasındaki halini dizelerinde şöyle anlatıyor: İki şehir arasında kırılmış belkemiğiyle
Dilsiz bir köprü,
Katledilmiş bir canavar gibi, Sefalet ve suç içinde uzanıyordu.
22 ilçesi olan Budapeşte’de her ilçe kendi bütçesini hazırlı-yor, kendi vergilerini topluyor ve yapacağı projeleri Budapeşte Belediyesi’nden onay almadan uygulayabiliyor.
Budapeşte Belediye Başkanı Gabor Demszky, ilçe belediyelerinin bu kadar serbest hareket etmelerinin doğru olmadığını söylüyor. Yasanın değişmesi gerektiğini belirten Demszky, ilçe belediyelerinin yapılacak projeler hakkında Budapeşte Belediyesi’ne hesap vermesini istiyor. İktidardaki Muhafazakâr Hıristiyan Partisi’yle Budapeşte Belediyesi’nin bağlı bulunduğu muhalefetteki Sosyal Liberal Parti birbiriyle taban tabana zıt. Bu zıtlık Budapeşte’ye zor günler yaşatıyor. Hükümetle belediye arasındaki ilişkiler son derece gergin, ANAP hükümeti döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile hükümet arasındaki gerginliğe benzer bir durum söz konusu.
Budapeşte Belediye Başkanı Demszky, göreve geldiğinde sosyalizmi terk eden Macaristan’ın belediyelerle ilgili herhangi bir yasası bulunmadığını, mal sahibi olmanın, gayrimenkul satışının yasal sınırları olmadığını söylüyor. 1991’de kabul edilen belediyeler kanunu ile bu karmaşa bir ölçüde gideriliyor.
Demszky iktidarın kuvvetli bir Budapeşte Belediyesi’nden çekindiğini iddia ediyor.
Gelişmiş ulaşım sistemi
Budapeşte’de son derece gelişmiş bir ulaşım sistemi bulunuyor. Belediye bu sistemi devam ettirmeyi ve geliştirmeyi düşünüyor. Ancak bu para ve zaman alacak bir konu. Bir de maddi kaynak gerektiriyor. Çözüm olarak Budapeşte halkının ulaşım, elektrik gibi hizmetlere ödediği paranın arttırılması düşünülüyor. Ancak bu zammı belediye meclis üyeleri kabul etmiyor.
Budapeşte Belediyesi’nin 1 milyar liralık bütçesi bulunuyor. Bu bütçe ilçe belediyeleriyle paylaşılıyor.
Budapeşte Belediyesi’nin gündemindeki bir başka problem de mülteci sorunu. Romanya, Sırbistan, Bosna gibi ülkelerden mülteciler geliyor. Bugün Macaristan’da toplam 60 bin mülteci bulunuyor. Batı sınırında toplanan mülteciler Avrupa ülkelerine sığınmak istiyor.
Budapeşte’nin bir başka sorunu da işsizlik. Rejimleri çöken doğu bloku ülkelerinden çok sayıda işsiz geliyor. Bu insanlara iş imkânı yaratmak zor. Çünkü Macaristan’da işçiler
5 Ekim 1992 Sayfa 19
