Bir kent, sadece caddeleri, meydanları, anıtlarıyla değil, günlük hayatı, geçmişi, koku ve renkleriyle de anılır. Paris’in Eyfel’i, Londra’nın Big Ben’i, İstanbul’un Süleymaniye Camii nasıl bu kentlerin unutulmaz sembolleriyse, Matthias Kilisesi, Parlamento Binası ve Kraliyet Sarayı da Avrupa’nın en eski kentlerinden biri olan Budapeşte’nin adıyla birlikte anılıyor.
Anıtsal güzellikteki bu eserlerin yanında kentin temizliği, tarihi bir kentli olma bilinci ve düzeni de Budapeşte’yi rüyalar kenti yapan önemli özelliklerinden.
Estetik bir sessizlik, neşe verici bir aydınlık ve tarihsel melankolinin karışımı yaşanır Tuna’nın ikiye böldüğü bu kentte. Bir yanda dağları. Yeşil tepeleri ve bu tepeler arasında yük-selen anıtsal yapılanıyla süslü yaşlı Buda, diğer yanda göz alabildiğince uzanan ovaların genç kenti Pest ve bu iki güzelliğin arasından sessizce süzülen Tuna.
Anıtsal değerlerinin dışında tarihinde çağdaş yorumla uyumu, insanların kente sahip çıkma arzusu, sokak tabelasının estetiği, kaldırımı, bankı. Parke taşı, Budapeşte’ye rüyalar kenti sıfatını kazandırıyor.
Her mevsimin değişik renkteki kostümü bu büyülü kente aynı bir güzellik katıyor. Kent en çekici kostümünü sonbaharda giyiyor. Sevgililer. Tuna boyunca uzanan bankları, ağaçlardan düşen gevrek sarı yapraklarla paylaşıyor.
Parlamento Sarayı’nın önündeki geniş meydandan 75 yaşlarında beyaz saçlı bir bayan, başı önde yavaş adımlarla geçiyor. Köpeği ile akşamüstü yürüyüşüne çıkan 15 yaşlarında genç bir kız hızla meydanın bir ucundan girip diğerinden çıkıyor. Parlamento binasının merdivenlerinde oturan 24 yaşlarında bir kişi sürekli saatine bakıyor. Elindeki çiçeği ve telaşından sevgilisinin buluşma yerine biraz geç kaldığı anlaşılıyor.
Çevredeki binaların köşelerini süsleyen heykellerin gölgesi meydanın parke taşlarına düşüyor. Kentin genelinde fark edilen sessizlik Parlamento Meydanı’nda da hüküm sürüyor. Yerde sigara izmaritine bile rastlamanın mümkün olmadığı bu kentte temizlik işçilerine de fazla iş düşmüyor.
2 milyon kişinin yaşadığı kentin caddeleri 23.00’ten sonra belediyeye ait araçlarla yıkanıyor. Yıkanan cadde ve sokaklar temizlik işçileri tarafından sabahın erken saatlerinde tekrar elden geçiriliyor.
Caddelerin gün doğarken dikkati çeken pırıl pırl hali güneşin Buda dağlarından veda etmesinden sonra da sürüyor. Sokaklara çöp atma alışkanlığı olmayan bir kentte temizlik işçileri sadece kaldırımlara düşen yaprakları temizliyor.
Ulaşımın büyük bölümü metro ile yapıldığından tramvay ve otobüs duraklarında kalabalığa rastlanmıyor. Buna karşın metro çıkışları yoğun bir kargaşaya sahne oluyor. 20 bin kişinin çalıştığı Budapeşte Ulaşım Müdürlüğü BKV, 100 yıllık tecrübenin verdiği güvenceyle büyük bir düzen içinde kent halkına hizmet veriyor. Dünyanın 2. metrosunun kurulduğu kentte, 35 kilometre uzunluğunda bir metro ağı bulunuyor. Bu hat kentin bütün ucunu merkezde topluyor. Ulaşımdaki bu rahatlık. Budapeşte Belediyesi’ni tatmin etmiyor. Tuna üzerine iki yeni köprü kurmayı planlayan belediye, 3 aynı metro hattının bulunduğu kente, 4. metroyu kazandırmak için kolları sıvadı. Yapımı planlanan metro kentin batısını merkeze bağlayacak. Bütün bunlarla da yetinmeyen belediye 90 yeni otobüsü kentiçi taşımacılığına katmayı düşünüyor.
Budapeşte Belediye Başkanı Gabor Demszky’nin en büyük problem dediği hava kirliliği sorununu gidermek için otobüslere yeşil motor takılmasına da başlandı. Ancak, doğalgazla ısınan, metro ve tramvayların hizmet verdiği bu kenti gezen biz İstanbullulara Budapeşte havası orman havası kadar iyi geliyor.
Sonbahar Kültür Festivali’nin kutlandığı kentte bugünlerde herkes meydanlarda. Her gece bir gösteri var. Gençlerin büyük ilgi gösterdiği bu gösterilerde meydanlar gün batımıyla doluyor, çılgınca içiliyor, dans ediliyor.
100’den fazla müzisyenin bulunduğu ve Avrupa’nın en iyi orkestralarından biri olarak nitelendirilen Festival Orkestrası, Budapeştelilere güzel anlar yaşatıyor. Bütçesi Belediye ve iş dünyasınca finanse edilen orkestraya Budapeşteliler de büyük ilgi gösteriyor.
Budapeşte’de yaşam düzen içinde sürüp gidiyor. Yüzlerce yıllık ahenk çağdaş yorumla talan edilmiyor. Geçmişten aldığı mirası geleceğe aktarmayı başaran Budapeşte, kentlilere büyülü güzelliğini sunmaya devam ediyor. Kenti seven ve koruyan kentlilerin yaşadığı Budapeşte’de bu güzellik gelecek kuşaklara anlatılmayacak, aktarılacak.
4 Ekim 1992 Sayfa 10
