Topkapı’dan Sarayburnu’na kadar olan bölge için geçen yıl hazırlanan imar planı, 1992 yılında uygulanmaya başlanacak.
İstanbul’un tarihsel zenginliğinin merkezi olarak bilinen tarihi yarımada’nın korunması için bugüne dek ciddi bir girişimde bulunulmadı. Anıtlar Yüksek Kurulu’nun bütün denetimlerine karşın tarihi yarımadanın dokusu zamanla eski niteliklerini yitirdi, koruma alanları günden güne daraldı. 1969 yılında koruma alanı olarak saptanan Kocamustafapaşa, Langa, Aksaray, Zeyrek, Fatih gibi bölgelerde tarihi dokunun büyük bir bölümü yok oldu.
Geçen yıl ağustos ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nce onaylanan Tarihi Yarımada Koruma Planı’na, Mimarlar Odası’ndan ve arkeologlardan çeşitli itirazlar geldi. Plan yeniden gözden geçirildi ve 1 yıl sonra bazı değişiklikler yapıldı. Hazırlanan uygulama planları önce Anıtlar Yüksek Kurulu’na gönderilecek, daha sonra Fatih ve Eminönü belediyelerince onaylanıp 1992 yılında gerçekleştirilmeye başlanacak.
Doğal ve tarihi dokusunun büyüleyici güzelliğiyle yüzyıllardır İstanbul’un simgesi olan “tarihi yarımada” koruma altına alınıyor. Plansız kentleşmenin etkisiyle özelliklerinden çok şeyler kaybeden İstanbul’un tarihi eserleriyle ünlü bu bölgesi için geçen yıl hazırlanan “Tarihi Yarımada Koruma Imar Planı”nın 1992 yılında uygulanmaya başlanacağı bildirildi.
Topkapı’dan Sarayburnu’na kadar olan bölgenin merkezi iş alanı olmaktan çıkarılıp kültür, turizm ve rekreasyon alanı olmasını amaçlayan plan, 1/500 ölçekli uygulama planlarının Anıtlar Yüksek Kurulu ve ilçe belediyelerinde onaylanmasından sonra yürürlüğe girecek.
Plan, tarihi yarımadadaki yığılma ve nüfus artışını önlemek için bölgedeki imalathanelerin azaltılmasını ve mevcut konut alanlarına sınırlandırma getirerek bölgenin kültürel ve tarihi kimliğinin korunmasını öngörüyor.
22.8.1990 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde onaylanan plan, kamuoyuna açıklandığı günden bu yana çeşitli tartışmalara neden oldu. Planın açıklanmasından sonra ilk itiraz Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nden geldi. Mimarlar Odası, planın tartışmaya açılmadan belediye meclisinden geçirildiği ve değiştirilmesi gereken bazı noktaların bulunduğu gerekçesiyle plana itiraz etti. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden bir grup öğretim üyesi planın tarihi eserlere zarar vereceğini savundu. İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden bir grup öğretim üyesi, Fatih ve Eminönü belediyeleri ile bazı vatandaşlar da plana itiraz edenler arasındaydı.
Büyükşehir Belediyesi yapılan itirazları incelemeye aldı. Planla ilgili olarak bütün tarafların katıldığı toplantılar yapıldı. Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası yetkilileri belediye planını tekrar gözden geçirdiler. İtirazda bulunan kişi ve kuruluşların önerilerini değerlendiren Büyükşehir Belediyesi, yaklaşık 1 yıl sonra planda bazı değişiklikler yaparak 1/500 ölçekli uygulama planlarının hazırlıklarına başladı. Hazırlanan uygulama planları Anıtlar Yüksek Kurulu’na gönderilecek. Planlar, Fatih ve Eminönu belediye meclislerinde onaylandıktan sonra 1992 yılında uygulanmaya başlanacak.
İmar planı hükümleri
- Mevcut yeşil alan, park, çocuk bahçesi, okul, otopark ve sosyal donatı alanları korunacak ve nüfusa göre yeni sosyal donatı alanları sağlanacak.
- Konut alanları istenildiğinde ev pansiyonu yapabilecek bu durumda bölgenin yapılaşma şartlarına uyulacak.
- Planlama alanının tamamında yapılacak birden fazla bodrum katları için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan izin alınacak.
- Özel proje alanları belirlenecek ve bu alanlardaki projeler için Anakent Belediyesi ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan izin alınacak.
- Planlama alanındaki zararlı imalat, depolama faaliyetleri tarihi yarımada dışına çıkarılacak. Çok özel zorunluluk olmadıkça hastane, üniversite, merkezi yönetim kurumları gibi donatımların genişletilmesine izin verilmeyecek.
- Planlama alanlarındaki eski eserler ve sivil mimari örnekleri restore edilerek turizm, konaklama, ticaret sergileme, kültür gibi fonksiyonlara ayrılabilecek.
- Arkeolojik sahalarda temel hafriyatları Arkeoloji Müzeler Müdürlüğü elemanları denetiminde yapılacak.
İstanbul’un tarihsel zenginliğinin merkezi olarak bilinen “tarihi yarımada”nın korunması için bugüne dek ciddi bir girişim yapılmadı. Anıtlar Yüksek Kurulu’nun zorladığı sınırlar içinde gerçekleşebilen imar planları da zamanla değişime uğradı. Kurulun bütün denetimlerine karşın tarihi yarımadanın dokusu zamanla eski niteliklerini yitirdi. 1969 yılında saptanan ve İstanbul Nazım Planı için hazırlanan rapordaki koruma alanları ise günden güne daraldı. Aynı raporda koruma alanı olarak saptanan Kocamustafapaşa, Langa, Aksaray, Zeyrek, Fatih gibi bölgelerde tarihi dokunun büyük bir bölümü yok oldu. Bu gibi yerlerde ahşap evler yıkıldı, tarihi alanlar içinde 7’şer katlı apartmanlar yükseldi.
Eminönü ve Fatih ilçelerinin bulunduğu tarihi yarımadada kültürel ve tarihsel mirası koruyup bu bölgedeki yığılmayı azaltmayı hedefleyen planın en önemli özelliği “toplu taşıma”. Topkapı ile 4. Levent arasında yapımı düşünülen metronun geçeceği güzergâh planda belirlendi. Bölgede yaya alanlarını arttırmayı amaçlayan plana göre Aksaray-Sirkeci arası araç trafiğine kapatılarak yayalaştırılacak. Bu güzergâhta bir tramvay işleyecek. Eminönü’ndeki vapur iskelelerinin yükünü hafifletmek ve deniz trafiğini Marmara Denizi kıyısına kaydırmak amacıyla Yenikapı’da bir deniz istasyonu oluşturulacak. Yük trenleri için Zeytinburnu yakınlarında bir istasyon yapılacak. Sadece yolcu trenlerinin Sirkeci’ye kadar gelmelerine izin verilecek.
5 Eylül 1991 Sayfa 3
