Kıyamet senaryosuna hazırlık

Kıyamet senaryosuna hazırlık

Bugünlerde İsviçre’de garip bir hareketlilik dikkat çekiyor. Yollardaki askeri araçlar ve kırsal bölgelerde sürekli eğitim halindeki askerler her zamankinden daha fazla. Nüfusa oranla kalabalık sayılabilecek İsviçre ordusunda bir kıpırdanma gözleniyor. Geçenlerde ülkenin güney ucuna giderken derin bir vadide iki kasaba arasında tenha bir bölgede bu hareketliliğe tanık oldum. Çevrede çok sayıda askeri araç vardı. Alanı tanklar koruyordu. Yakındaki otoyol da trafiğe kapatılmıştı. Haftasonları yürüyüş yaptığımız yollarda sanki birazdan savaş başlayacaktı.

Komşularıyla sıfır sorun yaşayan İsviçre’de bu tür askeri hareketlilik ister istemez merak uyandırıyor. Durağan yaşamın en yoğun hissedildiği, insanların ağaçlara bakarak günlerini geçirdiği ülkede bu yoğunluktaki hareketin nedeni geçenlerde belli oldu. İsviçre ordusu eylül ayından bu yana ülkenin bazı bölümlerinde “Stabilo Due” adı verilen bir tatbikat yapıyor. Ne zaman sona ereceği bilinmeyen bu tatbikatın senaryosu oldukça ilginç. Buna göre Avrupa Birliği’ne (AB) üye pek çok ülkede halen sürmekte olan ekonomik sıkıntı yakın gelecekte daha da büyüyor ve krize dönüşüyor. Kriz bir süre sonra AB’nin dağılmasına neden oluyor. Komşu ülkelerde geçim sıkıntısı yaşayan insanlar İsviçre’nin sınırlarına dayanıyor. Göç dalgasıyla baş edemeyen polis, askerden yardım istiyor. Ordu devreye sokulup sınırlara birlikler sevk ediyor. Bu duruma sinirlenen diğer ülkeler bunu bir tehdit olarak algılıyor. Zaten uzun zamandır Avrupa’nın süper güçlerinin iştahını kabartan İsviçre, göç dalgasından sonra askeri bir müdahale tehlikesiyle de karşılaşıyor.

Sır tutmakta uzmanlaşan İsviçrelilerin elinde yakın gelecekle ilgili bir sır mı var yoksa herkesin tahmin ettiği fakat yüksek sesle duymaktan korktuğu bir geleceğe mi hazırlanıyorlar?

Senaryonun bu bölümünde isim verilmese de İsviçre’ye saldıracak ülkenin Almanya olduğu “herkesin bildiği sır” olarak konuşuluyor. Askeri kaynakların basına yansıyan açıklamalarına göre ordu, 2010’dan bu yana “Stabilo Due” üzerinde çalışıyor. Avrupa’da her geçen gün derinleşen Avro krizi ve artan halk protestolarına karşı seyirci kalmak yerine düşünmeyi, planlamayı tercih ediyorlar. Ama onların eylemleri diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ekonomik kararlardan çok askeri uygulamalarla gündeme geliyor.

Ordusunu sürekli eğitip her fırsatta modern silahlarla donatan İsviçre hükümeti herkesin kemer sıktığı bir dönemde askeri yatırımlarını ikiye katlıyor, yeni savaş uçaklarıyla hava gücünü daha da kuvvetlendiriyor. Günlük yaşamda her şeyi planlamayı seven halk da ordunun bu tür ihtimallere karşı hazır olduğunu görmekten hoşlanıyor. Zaten burada ordu kavramı diğer ülkelerden farklı. Bu ülkede doğan ve yetişen her İsviçreli yaşam boyu ordunun bir parçası olduğunu biliyor. Herkes kullanacağı silahını kendi evinde saklıyor ve yıllar süren askeri eğitimin parçası olmaktan gurur duyuyor. Kalabalık askeri birlikler yerine köy ve mahalle bazında organize olmuş milisler bu orduyu oluşturuyor. Son günlerde dikkat çeken askeri hareketliliğin kaynağı da aslında bu gruplar.

“Stabilo Due” ve gerekçesini ilk duyduğumda kendi kendime “Sır tutmakta uzmanlaşan İsviçrelilerin elinde yakın gelecekle ilgili bir sır mı var yoksa herkesin tahmin ettiği fakat yüksek sesle duymaktan korktuğu bir geleceğe mi hazırlanıyorlar?” diye sormuştum. Aklıma İsviçrelilerin AB’ye katılmayı reddettikleri referandum geldi.

AB ve Avro hattına üye olmayarak herkesi şaşırtan bu tutum uzun süre diğerlerinin alay konusu olmuştu. Bugün AB’nin parçalanma söylentileri yüksek sesle konuşuluyor. Birileri krizin büyüyeceği ve yeni bir dünya savaşının fitilini ateşleyeceği ihtimalini konuşuyor. Suların her zamankinden daha bulanık olduğu bu günlerde, herkesin imrenerek izlediği İsviçre kıyamet senaryolarına gülüp geçmiyor, aksine, olası gelişmelere hazırlanıyor.

4 Kasım 2012 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlandı.
Kıyamet senaryosuna hazırlık
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Matterhorn'un Gizemi
Önceki Yazı

Matterhorn’un Gizemi

Alpler’in değişen manzarası
Sonraki Yazı

Alpler’in değişen manzarası