sosyalmedya2

İnterneti Zehirleyen Azınlık

İnterneti kirletenler çoğunluk değil; azınlık. Ama biz onlara megafon verdik. Şimdi sorulması gereken soru şu: Bu tiyatroyu izlemeye devam mı edeceğiz, yoksa gözümüzü gerçeğe mi açacağız?

İnternetin bu kadar zehirli görünmesinin sebebi bizler değiliz. Sorun, bir avuç hiperaktif kullanıcı ve ne yazık ki onlar dünyanın geri kalanını esir almış durumda.

Siyasi içeriklerin neredeyse tamamı kullanıcıların sadece yüzde 10’u tarafından üretiliyor. Sahte haberlerin yüzde 80’ini paylaşanlar ise binde birlik bir kesim. Yani sosyal medyada gördüğünüz o öfke dolu atmosfer toplumun gerçek sesini yansıtmıyor. Bu, küçük ama son derece gürültücü bir grubun tiyatrosu ve biz bu sahneyi gerçek sanıyoruz. Çünkü algoritmalar mantıklı ve makul sesler yerine en saldırgan ve provokatif olanları öne çıkarıyor. Facebook’tan Reddit’e, X’ten YouTube’a kadar hikaye aynı. Çalışıyoruz, ailemize vakit ayırıyoruz, arkadaşlarımızla görüşüyoruz ya da internette zararsız eğlenceler arıyoruz. Ama sesimiz duyulmuyor. Öfkeli azınlık ise megafonla bağırıyor ve biz onların çığlıklarını “halkın sesi” sanıyoruz.

Sosyal medya platformlarında sürekli yanlış bilgi yayıp paylaşım yapan hesaplar interneti zehirliyor. Daha da kötüsü, biz de farkında olmadan bu oyuna geliyoruz. Peki biz ne yapıyoruz? Sessiz kalıyoruz. O küçük azınlığa megafonu teslim edip, bize neye inanacağımızı söylemelerine izin veriyoruz. Biz kullanıcılar, akışlarımızı düzenleyerek, öfke tuzaklarına direnerek ve saçmalıkları yaymayı reddederek kontrolün bir kısmını geri alabiliriz. Bunu, daha sağlıklı bir beslenme düzeni benimsemeye benzetebilirsiniz.

Öncelikle bu çarpıklığı fark etmek gerekiyor. Ardından kendi sosyal medya beslenmemizi düzenlemek, öfke tuzaklarına düşmemek ve saçmalıkları paylaşmamak.

Yapılan bir deneyde, insanlara X’teki en kutuplaştırıcı hesapları takip etmeyi bırakmaları için küçük bir ödeme verildi. Bir ay içinde karşıt gruplara duydukları düşmanlık yüzde 23 azaldı. Bu etkinin aylar sonra bile devam ettiği gözlemlendi.

İnternet güçlü ve değerli bir araç. Biz onu küçük bir azınlığın yarattığı çarpık aynalardan izlemeye devam edersek, hepimiz yanılmaya mahkum olacağız.

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 gemi

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
sandal
Önceki Yazı

Hatırlamaya Çalıştıklarımız

ölü internet teorisi 1
Sonraki Yazı

İnterneti Robotlar mı Yönetiyor?