Uzun yıllar boyunca internet, insanların ürettiği içeriklerle büyüyen ve çeşitlenen bir ekosistem olarak görüldü. Ancak son yıllarda bu canlılığın yerini otomasyonun ve yapay zekâ aldı. “Ölü internet teorisi” adı verilen görüşe göre internetin büyük bölümü insanlar yerine botlar ve yapay zekâlar tarafından yönetiliyor.
İlk kez 2021’de dile getirilen ve başlangıçta bir komplo teorisi gibi görülen bu teori bugün çok daha ikna edici bir tablo sunuyor. Neredeyse tüm büyük sosyal medya platformları ve arama motorları, içerikleri sıralamak ve kullanıcı deneyimini optimize etmek için botlardan yararlanıyor. Ancak mesele artık yalnızca sıralama algoritmalarından ibaret değil; günümüzde internetin kendisi büyük ölçüde otomatikleşmiş durumda.
Çeşitli raporlara göre 2021’de internet trafiğinin yaklaşık %42’si botlara aitti. Bu oran 2023’te %49,6’ya yükseldi ve 2024 itibarıyla ilk kez %50’yi aşarak insanların ürettiği trafiği geride bıraktı. Bu, internet tarihindeki bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Botlar; reklam izleme, içerik çoğaltma ve veri toplama gibi süreçleri tamamen otomatikleştirerek “para basmanın” en kolay yolu haline geldi.
İçerik üretim modeli uzun süre boyunca insana dayanıyordu. İçerik üreticiler, izleyici ilgisi ve reklam gelirleriyle motive olurdu. Yapay zekâ çağında bu denge bozuldu. 2020’den bu yana reklam verenlerin milyonlarca dolarının gerçek kullanıcılar yerine botlara gösterilen reklamlara harcandığı ortaya çıktı. Hatta bazı durumlarda, reklamlar Google’ın kendi botlarına sunuldu.
ChatGPT’nin yükselişi, bu süreci hızlandırdı. Yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin oranı hızla artarken, arama motorları da içerikleri özetleyerek kullanıcıların sayfalara tıklama ihtiyacını azalttı. Bu da içerik üreticiler için gelir kaybı anlamına geliyor. ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden bu yana Google arama sonuçlarının ilk 20’sinde yer alan ve AI tarafından üretilen içerik barındıran site sayısı %400 artmış.
2024’ün başlarında sosyal medya platformlarında “karides İsa” fenomeni adı verilen bir içerik akımı yayıldı. Yapay zekâ tarafından oluşturulan bu tuhaf görüntüler, internetteki estetik ve kültürel üretimin de otomasyona kaydığının çarpıcı bir göstergesi oldu.

Cloudflare CEO’su Matthew Prince, TIME’a verdiği bir röportajda “İnsanların içeriğe ücretsiz ulaşabildiği, robotların ise bunun için yüksek bedeller ödediği bir dünya hayal ediyorum” diyerek yeni bir ekonomik modelin gerekliliğine işaret etti. Bazı teknoloji şirketleri, bot erişimini ücretli hale getirerek içerik üreticilerin gelirini korumayı hedefliyor.
Sürecin ironik bir sonucu olarak insanlar da botların dilini ve iletişim tarzını benimsiyor. Sosyal medyada kullanılan basmakalıp ifadeler, kısa ve otomatik yanıtlar, dijital iletişimin ruhunu yitirdiğini gösteriyor.
İnternet, bir zamanlar özgür fikirlerin, insan yaratıcılığının ve sınırsız bilginin merkeziydi. Bugün, çevrimiçi dünyanın perde arkasında botlar ve yapay zekâ var. Sosyal medya akışlarımızı, arama sonuçlarımızı ve haber sitelerini dolduran içeriklerin çoğunun artık insan eli değmeden üretildiğini bilmek, “internetin gerçekten yaşıyor mu?” sorusunu gündeme getiriyor. İnternet henüz ölmedi, hâlâ canlı, ancak eski ruhunu kaybetmek üzere. Dijital dünyanın geleceği, insanlar ve makineler arasındaki bu görünmez güç dengesine bağlı olacak.



