İki şehrin hikayesi

İki şehrin hikayesi

21/03/2021

Şehirleri kıyaslamak bize özgü bir alışkanlık değil. Aynı ülkede olmalarına rağmen birbiriyle yarışan o kadar çok şehir var ki… İstanbul ile Ankara arasındaki rekabetin benzeri Los Angeles ile New York arasında yıllardır devam ediyor. Porto Lizbon’a, Milano Napoli’ye her fırsatta meydan okuyor…

Burada da durum farklı değil. Ülkede çalışan yabancılar ya da gezmeye gelen turistler iki büyük şehri karşılaştırıp durur. “Dubai mi, Abu Dabi mi?” sorusuna verilecek cevap hangi ortamda olursa olsun uzun bir sohbetin başlama vuruşu gibidir. Topu alan rakip kaleye yönelir. Kazananı olmayan bu tartışmada genellemeler havada uçuşur ancak tüketilen nefes, kimsenin düşüncesini değiştirmeye yetmez. Bu yüzden işin ehli kişiler yuvarlak cevaplarla konuyu geçiştirir, hatta bazıları sohbeti sessizce izlemeyi tercih eder. Günün sonunda herkes sevdiği ya da yaşamak zorunda olduğu şehirle birlikte olacaktır.

Buraya taşındığım günden bu yana “Dubai mi, Abu Dabi mi?” sorusuna defalarca hedef oldum ama bu karşılaştırmada bugüne kadar kazananı ya da kaybedeni pek görmedim. Herkesin beklentileri, alışkanlıkları, yaşam tarzı farklı ve bütün bu kişisel tercihlere önyargılarla birlikte genellemeler de eklendiğinde “O mu, bu mu?” sorusu anlamını yitiriyor.

İki şehri kıyaslama konusunda lafı yuvarlayıp hala cevap vermediğimin farkındayım…

Kime göre, neye göre…

Şehir diye tanımladığımız Abu Dabi ve Dubai, yedi emirlikten oluşan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) birbirine komşu en büyük iki emirliğinin adı. Abu Dabi, BAE’nin başkenti, iç dengelerin hakemi, dış siyasetin de aktörü. Zenginliğinin kaynağında petrol var. Dubai ise BAE’nin en kalabalık şehri, Ortadoğu’nun finans merkezi. Dünyanın en yüksek binasını, türünün ilk örneği dev palmiye adasını barındırıp bütün “en”leri toplamayı hedefleyen bir şehir. Abu Dabi’ye oranla çok az petrolü olan Dubai’nin gelir kaynağı emlak ve turizm.

Birbirine sadece 140 kilometre uzaklıkta olmalarına rağmen iki emirliğin yaşam tarzı, alışkanlıkları ve öncelikleri farklı. Değişik mizaçlara sahip kişilikleri var. Abu Dabi mütevazi tavrıyla işini sessizce bitirmeyi tercih ederken Dubai “Ben senden daha zenginim” dercesine gösterişi seviyor. Abu Dabi köklerini unutmayıp kültürel faaliyetlerini geliştirirken Dubai, Guinness Rekorlar Kitabı’nın sayfalarını doldurmakla meşgul. Abu Dabi planlı ulaşım sistemiyle, Dubai içinden çıkılmaz trafiği ve kaybolma ihtimali yüksek yollarıyla ünlü. İkisinin de polis kuvvetleri, su ve elektrik sağlayıcıları, vergileri farklı. Başkentin bürokrasisi Dubai’de fazla hissedilmiyor. Abu Dabi, sosyal ilişkilerde herkesi memnun etmekten keyif alsa da ahlaki pusulası geleneklere dayanıyor. Otoriter ve kuralcı, macera aramaktansa uzman olduğu alanda kendini geliştirmeyi seviyor. Kavgayı sevmiyor ancak sakin görüntüsünün altında her an parlayabilecek yapıya sahip. 

Dubai’ye gelince… Hırslı, meraklı, kafasına koyduğunu yapıyor, amacına ulaşmadan pes etmiyor, şaşırtıcı derecede tutkulu aynı zamanda enerji dolu. İlgi çekmeyi seviyor, ikna gücü yüksek ve hayat dolu. Parasal konularda da uzman. Karşısındakini hemen etkileyen doğal güvene sahip bir havası var.

İki şehrin ortak noktası tolerans. BAE’de iş yapacak herkesin başarı ya da başarısızlığı ülkenin kültürüne ve ritmine ayak uydurmasına bağlı.

İki şehrin hikayesi birbirine benzer görünse de karakterleri farklı, ama itiraf edeyim ikisi de bana yabancı. Dubai’de yaşarken Abu Dabi’yi kıskanıyorum, Abu Dabi’yi ziyaret ettiğimde Dubai’yi arıyorum fakat en çok da geride bıraktığım kendi şehrimi özlüyorum.

Başta da belirttiğim gibi şehirleri kıyaslamak kazananı olmayan bir tartışma. “Kime göre güzel, neye göre iyi?” sorusunun cevabı kişiden kişiye değişir, olgular bazen yanıltır, istisnalar çoğu zaman geneli etkilemez ve bu konu sabaha kadar bitmez.

Gelin hep beraber bir orta yol bulalım ve yazıyı Nietzsche’nin şu sözüyle noktalayalım:

“Bu da dahil bütün genellemeler yanlıştır.”

Bu yazı 21 Mart 2021 tarihinde Cumhuriyet’te yayınlandı. Diğer Pazar Yazılarım

İki Şehrin hikayesi
İki şehrin hikayesi - REMZİ GÖKDAĞ
İki şehrin hikayesi
İki şehrin hikayesi - REMZİ GÖKDAĞ
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Remzi Gökdağ
Önceki Yazı

Çölde bir gece

Gözler yalan söylemez
Sonraki Yazı

Gözler yalan söylemez