‘Yalını yıkma sat’ Saçaklarını rüzgârlara, temellerini dalgalara bırakmış, hatıralarıyla beraber tarihe gömüleceği günü bekleyen harap yalılar konusunda hükümet ‘yalını yıkma sat’ formülünü geliştirdi. Ancak bu yöntem, yalıların tarihi özelliklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmayacağı sorusunu akla getiriyor.
“Boğaziçi kıyılarında apartman yaptırmaktan vazgeçsek ne iyi olurdu. Geçenlerde İstanbul: dan gelen bir mektupta Beylerbeyi’nde Hasip Paşa Yalısı’nın yıkılıp yerine apartman yapılacağından söz ediliyordu. Tedavi edildiğim hastanede bu haberle büsbütün hasta olmaktan korktum. Öyle ümit ediyorum ki, bu yalıya sahip çıkan bir makam olacaktır.”
İstanbul hayranı araştırmacı Haluk Şehsuvaroğlu 4 Haziran 1963’te hasta yatağında yazdığı bu yazıda Hasip Paşa Yalısı ve Boğaz’daki diğer yalılarla ilgili kuşkularını dile getiriyordu. Aradan 27 yıl geçti. Haluk Şehsuvaroğlu artık aramızda değil. Tıpkı 1973 yılında şüpheli bir yangınla yanıp kül olan tarihi Hasip Paşa Yalısı gibi. 1973 yılından sonra da yalı yangınları durmadı. Yalısını tamir edecek parası olmayan aileler, 1. derece tarihi eser olan yalılarını yıkıp “apartman” yapamadılar ama, yalılar şüpheli yangınlarla yok oldu.
Yangınların, yıkıcıların elinden kurtulmuş beş-on yalının yarın durumları ne olacak? Hoyrat, çok defa muhtaç ellerde tarihe gömülüp gitmelerini önleyebilecek miyiz?
Yaşlıların geleceği konusunda Turing ve Otomobil Kurumu Genel Müdürü Çevik Gülersoy iyimser olduğunu belirtiyor. Boğaziçi’ndeki tarihi dokunun yerine oturduğunu söyleyen Çelik Gülersoy, 1960’lı yıllarda Boğaziçi’nde büyük bir değişim yaşandığını, bu yıllarda paralı yeni nüfusun, eski ailelerin ellerinden çıkardıkları yalılara yerleştiklerini söyledi. Yeni yerleşenlerin çoğunun bu yalıları tercih etmediğini kaydederek şunları söyledi: “Günümüzde yalı alabilecek kimseler biraz zevke vardı. Tarihi bir yalıda oturmak artık değer yargısı bakımından geçerli oldu. Bu biraz geç oldu ama zararın neresinden dönülse kârdır. Artık bundan sonra sahiplerince yalı yakılacağını sanmıyorum. Yalılarda oturan ailelerin ana sorunu paradır. Deniz kenarındaki bir ahşabın bakımı çok pahalı ve zor bir iştir. Pek çok aile bu nedenle yalısını satmak durumunda kalıyor.”
Saçaklarını rüzgârlara, temellerini dalgalara bırakmış hatıralarıyla beraber tarihe gömüleceği günü bekleyen h-rap yalılar konusunda hükümet ne yapıyor? Geçen günlerde Maliye ve Gümrük Bakanı Adnan Kahveci, tarihi yalılarla ilgili bir açıklama yaptı. Onarılıp, restore edecek imkânı olmayan ailelere ait yalıların yıkılmasını ya da yakılmasını önlemek için “yalını yakma sat” formülü geliştirildiğini söyledi.
Formüle göre “takas” ve “kamulaştırma” yöntemiyle yalılar Hazine’nin mülkiyetine geçirilecek 8 Şubat 1990’da Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe göre, malikinin kamulaştırılmasını kabul ettiğinde, yalı sahibine kamulaştırma bedeli olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca, Hazine’ye ait taşınmaz mal verilecek. SIT alanındaki tarihi ev yalı ve konaklar için ayni değerde Hazine’ye ait bir taşınmazla “değiştirme”, SIT alanı dışındakiler için de “kamulaştırma” ya da sahibinin kabul etmesi durumunda kamulaştırma bedeli yerine yine Hazine’ye ait bir taşınmazla “değiştirilmesi” mümkün olacak. Hazine mülküne geçecek olan yalılar Devlet İhale Yasası hükümleri çerçevesinde çıkarılan “Tarihi Taşınmazların Kiraya Verilmesi Yönetmeliği” uyarınca restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılmak üzere “restore et-işlet-devret” yöntemiyle kiralanabilecek. Ancak bu yöntemin yalıların tarihi özelliklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmayacağı sorusunu akla getiriyor.
Yalı sahipleri, çaresiz ve endişeli yeni önerilere şüpheyle bakıyor.
Anadoluhisarı’ndaki Zarif Mustafa Paşa Yalısı’nın sahiplerinden Asaf Ertan, yalını yakma sat formülünün Boğaz yalılarını sahiplerinin elinden almaya yönelik olduğunu iddia etti. Halen yalıda oturan ve Zarif Mustafa Paşa’nın 6. kuşak torunu olan Asaf Ertan, maddi imkânsızlık nedeniyle yalıyı tamir ettiremediklerini, Haziran 1990’da Şehir Hatlarına ait “Yeniköy” adlı vapurun çarpması sonunda büyük hasar gören yalıyı onaracak gücü olmadığını belirtiyor. Maddi imkânları kısıtlı yalı sahiplerine devletin yardım etmesi gerektiğini söyleyen Ertan, yalıları emlak vergisinden muaf tutulmasından başka devletin herhangi bir yardımı olmadığını, 1. derece tarihi eser olan yalıların korunması gerektiğini kaydetti.
Boğaz’da ayakta kalabilmiş birkaç tarihi yalının son durumları şöyle:
Kuzguncuk Fethi Ahmet Paşa yalısı: Kuzguncuk’ta Pembe Yalı ya da Mocanlar Yalısı olarak tanınır. Sadrazamlığa yükselmiş Ticaret ve Harbiye Nazırlığı’nda bulunmuş Fethi Paşa’nın bu yalısı günümüzde ailesi tarafından özenle korunuyor. 1927 yılında çıkan bir yangınla yalının bir bölümü yandı. Günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiş yalı 16 oda ve çok büyük iki salondan oluşuyor.
Amcazade Hüseyin Paşa yalısı: 2. Mustafa’nın sadrazamlarından Amcazade Hüseyin Paşa yalısı, günümüze dek ayakta kalabilmiş Boğaz’ın en eski yalısı özelliğini taşıyor. Günümüze T biçimli salonu kalan yalı Türk süsleme sanatının en güzel örneklerini içinde barındırıyor. Boğaziçi’nin 17. yüzyıldan kalan tek yapısı olan Anadoluhisarı’ndaki Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa yalısının bulunduğu parsel 1987 yılında Bedrettin Dalan yasalara aykırı olarak kamulaştırmak istemişti. Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı’nın girişimleriyle belediyenin bu isteği İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Köprülü Vakfı’nın malı olan yalı, yaz aylarında Köprülü ailesi tarafından kullanılıyor.
10 Aralık 1990 Sayfa 9
