Radikal Gazetesi Haber Arşivi
Radikal Gazetesi Haber Arşivi

Tutankamon’un Hollywood macerası

Yaklaşık bir saattir aynı noktada ilerlemeden bekliyorduk. Los Angeles Sanat Müzesi’ndeki ziyaretçilerin çıkıp sıranın bize gelmesine az kalmıştı. Çevremdekilerin konuşmalarına kulak misafiri olarak zaman geçiriyordum. Önümdeki gençlerden biri elini çantasına sokup biletini çıkardı. Birazdan göreceği ‘Tutankamon ve Firavunların Altın Çağı’ adlı serginin heyecanı her halinden belliydi. Mumyalar hakkında konuşuyorlardı. İlk kez bir mumyaya ait eşyaları göreceğini söyledi arkadaşına. Mezarın ve içindeki eşyaların lanetlendiğini duymuş. Elindeki broşürden okuduğu sergi hakkındaki bilgileri arkadaşına aktarıyor. Diğeri, Tutankamon’un Las Vegas’ta piramit şeklindeki Luxor Oteli’nin bir gösterisi olduğunu sanıyormuş. Bu adı bir video oyunundan hatırladığını da söylüyor.

Arkamdaki çift konuya biraz daha hâkim. Kadın, Nefertiti’den bahsediyor. Daha doğrusu yıllar önce kullandığı bir kolyenin Nefertiti’nin mücevherlerinden birine benzediğini hatırlıyor. Bir akrabasının hediyesi olan kolyenin nasıl kırıldığını büyük bir gizemle kocasına anlatıyor. Kocasının aklı Lakers maçında. Karısının ısrarına dayanamayıp buraya geldiği her halinden belli. Pazar gününü, bir mumyanın eşyalarını görmek için harcadığına pişman görünüyor.

Yanımda duran siyah Amerikalılar Tutankamon’un derisinin rengine takmış. Müzede sergilenen bir heykelin özellikle beyaz tenli olarak tasarlandığını ve bunun beyazların işi olduğunu konuşuyorlar. Onlara göre Tutankamon siyah tenli. Ziyaretçilerin çoğu beyaz Amerikalı. Kentteki nufusun ağırlığını oluşturan siyahlarla Meksika kökenliler neredeyse yok gibi.

30 dolardan satışa sunulan biletler aylar öncesinden tükendi. Bugüne kadar 900 bin kişi sergiyi ziyaret etti. Bu, sadece Amerika’nın bir kentinde ulaşılan rakam. Sonraki duraklar Florida ve Chicago. Hazineyi Los Angeles’a getiren organizasyonların Mısır hükümetine 40 milyon dolar ödediği söyleniyor. Sadece sigorta bedeli 650 milyon dolar. Güvenlik ve müze masrafları ise 200 milyon doları buluyor. Bu rakamlara karşın serginin sponsorlarının yüzü gülüyor. Onların geliri sadece bilet satışıyla sınırlı değil. Müzenin çıkışındaki alışveriş merkezi, en az Tutankamon’un hazinesi kadar ilgi görüyor. Burası bir firavunun nasıl dolara dönüştüğünün canlı örneği. Tutankamon markalı çikolatalar 16 dolar. Kalemler, kolyeler, posterler kapışılıyor. Görevliler boşalan rafları doldurmaya zaman bulamıyor. Kentin bir başka semtinde Tutankamon modelinde dizayn edilen cep telefonlarının 400-900 dolar arasında alıcı bulduğu anlatılıyor.

3 bin 300 yıl önce, dokuz yaşında taç giyerek 10 yıl hüküm süren 19 yaşında bilinmeyen bir nedenle ölen Tutankamon’un beş ay önce başlayan Amerika turu büyük ilgi görüyor.

Hollywood diliyle söyleyecek olursak firavunun hazinesi Los Angeles’ta ‘kapalı gişe’ oldu. Amerikalıların Tutankamon sevgisi sadece tarihe olan düşkünlüklerinden kaynaklanmıyor. Ziyaretçi sayısındaki rekorda Hollywood’un ‘mumya’ya olan ilgisinin de payı büyük.

NY’nin elektrikli taksileri

Benzin fiyatlarının önlenemeyen yükselişi Amerikalıların otomobil alışkanlıklarını etkilemeye başladı. Sekiz silindirli benzin canavarı araçlar hala yolların kralı olsa da elektrik enerjili otomobillerin sayısında gözle görünür bir artış var. Bazı eyaletler hybrid araçları teşvik amacıyla yeni yasaları gündemine aldı. Hybridler Kaliforniya’dan sonra New York’un da gündeminde. Geçenlerde Manhattan Otomobil Fuarı’nda sergilenen hybrid araçlara taksicilerin ilgisi büyüktü. Fuarın ilk günü 18 adet hybrid otomobil New York taksi filosuna katıldı. Bu sayının gelecek ay 100’e ulaşacağı, 2006’da ise New York’lu taksilerin yarısının hybrid olacağı belirtiliyor. Benzin fiyatlarındaki artış sadece otomobil alışkanlıklarını değil bir kentin vazgeçilmez dekorunu da değiştiriyor.

15 Kasım 2005 Radikal

ARŞİVDEN SEÇMELER...
Çölde bir gece

Uzak gökler altında yaptığım bu yolculuğun heyecanı diğerlerine benzemiyordu. Saatlerce yol aldım.

Önce gezginim

Gördüklerimi not alırım. Her anın güzelliğini o anı yaşadıktan hemen sonra bir yerlere kaydetmek gerekir.

İstanbul’u dinliyorum

Eski İstanbul’a dair anılarını duymak istediğim kişilerden biri de meslek büyüğümüz Hasan Pulur'du.

Madem yalnız değiliz

Okyanus kenarında, karanlık bulutların altında bir sahil. Görüntü varla yok arasında, hisler dorukta.

Önce gezginim

Gördüklerimi not alırım. Her anın güzelliğini o anı yaşadıktan hemen sonra bir yerlere kaydetmek gerekir.

Başka Şehirler
Dear Istanbul
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 bir kişi yeter remzi gokdag

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
2 Remzi Gökdağ

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
3 Remzi Gökdağ

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehir sadece haritalarda değil, hafızalarda da var olur. Her adım bir anıyı, her köşe bir hikâyeyi çağırır. Herkesin kendine sakladığı bir İstanbul…
4 Remzi Gökdağ

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
5 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Bazı yerler coğrafi bir bölge olmanın ötesine geçip ruhun derinliklerine işleyen birer sembole dönüşürler. Rubülhali Çölü bunlardan biridir. "Boşluk" anlamına gelen ismiyle…
6 Remzi Gökdağ

Tutkunla Var Ol

Yaşamın özü, gözümüzü biraz olsun açıp, küçük anların içinde saklı olan büyük anlamı fark edebilmektir. Bu basit ama derin hakikat, hayatın en…
8 kaybolan sehir

Unutulan Şehrin İzinde

Bazen hayat en güzel sürprizlerini bir kitabevinin rafında saklar. Yan yana duran iki kitap, aslında yıllar öncesinden başlayan bir dostluğun sessiz tanığı…
9 ölü internet teorisi 1

İnterneti Robotlar mı Yönetiyor?

İnternet, bir zamanlar özgür fikirlerin, insan yaratıcılığının ve sınırsız bilginin merkeziydi. Oysa bugün, çevrimiçi dünyanın perde arkasında görümez, gizli bir ordu var.…
10 Remzi Gökdağ

İnterneti Zehirleyen Azınlık

Sosyal medyada gördüğümüz öfke ve kutuplaşma, toplumun gerçek sesi değil; küçük bir azınlığın gürültüsü. Algoritmalar bu aşırı sesleri öne çıkarıyor, makul çoğunluğu…
vadi
Önceki Yazı

Ölüm Vadisi’nde iki gün

Radikal Gazetesi Haber Arşivi
Sonraki Yazı

Amerikalının derdi ‘Turkey’