pencere

PENCERE – İLHAN SELÇUK 18.07.2006

İLHAN SELÇUK – PENCERE

Ey Takıyyeci, Uyan Artık…

Medyanın dünkü yayınlarına yansıyan mantık, ülkenin nasıl bir yönetim çarpıklığı içinde yaşadığını sergiliyor…

Gazetelerin manşetleri:

– Sabrımız taştı..

– Bunlar çekilir şeyler değil..

– Yüreğimize ateş düştü..

– Bizden günah gitti..

– Bardak taştı..

– Yetti artık..

Bu laflar iktidarın başı Tayyip Erdoğan ‘ın konuşmasından aktarılan bir edebiyatın basına yansımasından başka şey değil…

**

Başbakan doğru dürüst düşünemiyor…

Ve konuşamıyor…

Şu lafına bakın:

”- Hep demokratik çizgide bu işi halledelim istedik. Ancak Bitlis’ten sonra sekiz yavrumuz daha şehit oldu. Bunlar artık çekilir şeyler değil…”

Yeşilçam sinemasının diyaloglarına taş çıkartan bu ilkel romantizm, ciddi bir devletin aklı başında Başbakanına yakışır mı?..

”Bunlar artık çekilir şeyler değil” imiş…

Peki, şimdiye dek neden çekiyorduk?..

”Hep demokratik çizgide bu işi halledelim” diye…

Peki, bundan sonra sorunu ‘demokrasi dışında’ mı halledeceğiz?..

Ne biçim konuşma bu?..

Konuşmasının niteliğini de Tayyip Erdoğan büyük saflıkla ‘bizzat’ vurguluyor:

”- Hak ettikleri cevabı alacaklar; dilerim duygularım aklıma, bilgime, tecrübeme egemen olmasın…”

Hoppala!..

Aklı, bilgisi, tecrübesi olsaydı, Recep Tayyip böyle konuşur muydu?..

**

21’inci yüzyılda, devletler hukuku diye anılan yasal dünya düzeninde, nereden gelirse gelsin, silahlı saldırıya uğrayan bir ülkenin varoluşunu savunmak için kullanacağı meşru hakları tek tek sayılmıştır…

AKP iktidarının ilginç Başbakanı, bu hakları kullanmayı demokrasi dışına çıkmak sanıyor…

Ve demokrasi dışına çıkacağını açıklayıp kendini işin başında suçlu ilan ediyor…

Türkiye Cumhuriyeti’ni bu takıyyeci iktidar mı savunup koruyacak?..

**

Sorun nerede?..

Bu takıyyeci iktidarın dünyaya bakışı dinci mantıktan kaynaklanmaktadır.

Ortadoğu sorunlarına yaklaşımı da insancı, hukuksal, ulusalcı, çağdaş değil; İslama şartlanmışlığın ağır bastığı bir siyasal kılavuzluğun güdümündedir…

Türkiye’nin ulusal çıkarları yerine, İslamcılığın önyargılarıyla hareket eden AKP’nin güdülenmesi şimdi bir yol ağzına geldi; vardığı noktada zorlanıyor…

Kuzey Irak Müslümandır ve Türkiye’ye saldırı üssüdür; bu bölgeden gelenler Türk Müslümanlarını katlediyor; Orta ve Güney Irak Müslümandır; Şii ile Sünni birbirlerini öldürüyor; koskoca İslam okyanusu İsrail’e karşı birleşemiyor…

Ama, bizim takıyyeciler bu gerçeği görecekleri yerde dinciliğin edebiyatında yitikleşip ulusalcı laik Cumhuriyetin varoluşunu baltalamayı yeğliyorlar…

Ey takıyyeci!..

Uyan artık!..

ilhan selcuk

18 Temmuz 2006 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır. Cumhuriyet 18.07.2006

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 gemi

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Radikal Gazetesi Haber Arşivi
Önceki Yazı

Alt tarafı bir karikatür

lincoln 25
Sonraki Yazı

Vahşi batının Kalbine Doğru