Kalabalığın Dışında Remzi Gökdağ
Kalabalığın Dışında Remzi Gökdağ

Kalabalığın Dışında, Kendine Yakın

Modern yaşam, toplumsal normlar ve grup aidiyeti baskısıyla bizi kalabalık içinde var olmaya zorlar. Ancak kimi zaman kendimizi bu akışın dışında, farklı ve yalnız hissederiz. Bu çatışma, ait olma isteği ile bireyselliğin mücadelesidir.

Bazı insanlar kendilerini herhangi bir gruba bağlı olmadan yaşamayı tercih eder. Sosyal çevrelerine karşı yabancılık hissederler. Bu his, bir yetersizlik gibi görünse de gerçekte benzersiz fırsatlar sunar. Çünkü sürüden ayrı olmak, insanı daha özgün ilişkilere ve bilinçli bir yalnızlığa yönlendirir. Bu durum bir handikap değil, tam tersine bir armağandır.

Her zaman kalabalıklardan biraz uzakta konumlandım kendimi. Gürültülü bir masada otururken bile, sanki camın ardındaki sessiz bir gözlemciymişim gibi seyrederim hayatı. O karmaşanın ortasında, kendi iç sesime kulak vermek bana daha anlamlı gelir. Aidiyetsizlik benim için bir eksiklik değil; dünyaya farklı bir açıdan bakabilmenin kapısıdır. Kalabalık akşam yemeklerinden ziyade, yakın bir dostla paylaşılan samimi bir konuşma bana çok daha değerli görünür. Grup çalışmalarında geri planda kalmam tembellikten kaynaklanmaz, bireysel üretkenliğin bana daha doğal gelmesinden ileri gelir. Geleneksel sosyal kurallar çoğunlukla karmaşık ve yapay görünür gözüme. Bu durumun sosyal anksiyete gibi psikolojik bir tanıya işaret ettiğini varsayanlar olabilir. Oysa bu bir uyumsuzluk hali değil, sadece farklı bir varlık biçimidir. İnsan doğasının romantize edilmemiş, ham gerçeğidir.

Çoğu insan, sosyal etkinliklerden uzak durmayı doğrudan içedönüklükle eş tutar. Ancak mesele bundan çok daha karmaşıktır. Kültürümüz, erken yaşlardan itibaren bizi gruplar halinde yaşamaya yönlendirir. Sıraya girmek, sesimizi kısmak, kolektif aktivitelere katılmak… Bu öğretiler, toplumun temel bir gerçeğini pekiştirir. “Bir topluluğa dahil olmak, anlamlı bir yaşamın ön şartıdır.” Çoğu insan için bu geçerli olabilir. Fakat aidiyetsizlik hissedenler için durum başkadır. Onlar sosyalleşmekten kaçtıkları için değil, yalnızlığın kendilerine daha büyük bir özgürlük alanı sunduğunu kavradıkları için kenarda dururlar.

Günümüzde yalnızlık, yabancılaşma ve kutuplaşma konularında yapılan tartışmalar her zamankinden daha yoğun. Uzmanlar, sosyal bağlarımızın zayıflamasını ruh sağlığımızın bozulmasının temel nedeni olduğunu söylüyor. Çözüm genellikle daha fazla sosyalleşme, çevre genişletme olarak sunuluyor. Oysa pratikte bu gayretler bizi daha da izole ediyor.

İnsanlar kabile üyesi olarak değil, birer birey olarak görülmeyi hak ediyor. Kendini hiçbir grubun mutlak parçası hissetmeyen kişi, kalıpların ötesinde düşünebilir; yaratıcılığın ve özgünlüğün kaynağı da tam olarak budur. Başarıyı başkalarının kriterlerine göre değil, kendi içsel doyumuna göre ölçer.

Aidiyetsizlik, insanı yalnızlığa mahkum etmez; tam aksine daha seçici bağlar kurmasına imkan verir. Kalabalıklarda erimek yerine, tek bir kişinin gözlerinde kendini keşfetmeyi öğretir. Kenarda durmak, hayattan kopuk olmak değil; hayatı daha yakından gözlemleme şansıdır.

ARŞİVDEN SEÇMELER...
Çölde bir gece

Uzak gökler altında yaptığım bu yolculuğun heyecanı diğerlerine benzemiyordu. Saatlerce yol aldım.

Önce gezginim

Gördüklerimi not alırım. Her anın güzelliğini o anı yaşadıktan hemen sonra bir yerlere kaydetmek gerekir.

İstanbul’u dinliyorum

Eski İstanbul’a dair anılarını duymak istediğim kişilerden biri de meslek büyüğümüz Hasan Pulur'du.

Madem yalnız değiliz

Okyanus kenarında, karanlık bulutların altında bir sahil. Görüntü varla yok arasında, hisler dorukta.

Önce gezginim

Gördüklerimi not alırım. Her anın güzelliğini o anı yaşadıktan hemen sonra bir yerlere kaydetmek gerekir.

Başka Şehirler
Dear Istanbul
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 bir kişi yeter remzi gokdag

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
2 Remzi Gökdağ

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
3 Remzi Gökdağ

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehir sadece haritalarda değil, hafızalarda da var olur. Her adım bir anıyı, her köşe bir hikâyeyi çağırır. Herkesin kendine sakladığı bir İstanbul…
4 Remzi Gökdağ

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
5 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Bazı yerler coğrafi bir bölge olmanın ötesine geçip ruhun derinliklerine işleyen birer sembole dönüşürler. Rubülhali Çölü bunlardan biridir. "Boşluk" anlamına gelen ismiyle…
6 Remzi Gökdağ

Tutkunla Var Ol

Yaşamın özü, gözümüzü biraz olsun açıp, küçük anların içinde saklı olan büyük anlamı fark edebilmektir. Bu basit ama derin hakikat, hayatın en…
8 kaybolan sehir

Unutulan Şehrin İzinde

Bazen hayat en güzel sürprizlerini bir kitabevinin rafında saklar. Yan yana duran iki kitap, aslında yıllar öncesinden başlayan bir dostluğun sessiz tanığı…
9 ölü internet teorisi 1

İnterneti Robotlar mı Yönetiyor?

İnternet, bir zamanlar özgür fikirlerin, insan yaratıcılığının ve sınırsız bilginin merkeziydi. Oysa bugün, çevrimiçi dünyanın perde arkasında görümez, gizli bir ordu var.…
10 Remzi Gökdağ

İnterneti Zehirleyen Azınlık

Sosyal medyada gördüğümüz öfke ve kutuplaşma, toplumun gerçek sesi değil; küçük bir azınlığın gürültüsü. Algoritmalar bu aşırı sesleri öne çıkarıyor, makul çoğunluğu…
kaybolan sehir
Önceki Yazı

Unutulan Şehrin İzinde

Remzi Gökdağ
Sonraki Yazı

Tutkunla Var Ol