İstanbul'un göğü delindi

İstanbul’un göğü delindi

20/09/1991

Kentin değişik bölgelerinde yükselen gökdelenlerin inşaat alanları 2 milyon metrekareyi buluyor.

Odakule, Sheraton, The Marmara, Harbiye Orduevi binalarının yapımıyla gökdelenlerle tanışan İstanbul, bugünlerde yapımı süren 40’a yakın ‘dev’ bina ile 2000’li yıllara ‘gökdelenkent’ olarak girmeye hazırlanıyor.

Mısır piramitleri, Mezopotamya ve Orta Amerika ziguratları, Roma Bizans haberleşme kulelerinin yeryüzünde yükselmeye başladığı günlerde insanoğlu daha önce görmediği bu yüksek yapıları sanat ve dehanın ürünü olarak görüyordu. Çok katlı binaların yükselmeye başladığı 20. yüzyılın başlarında ise bu yapılarla ilgili iki farklı görüş belirdi. Bazı kişiler, gökdelenleri “cesaret ve atılganlığın simgesi” olarak görürken başka bir görüşe göre bu tür yapılar “İnsan hayatını tehdit eden ölüm tanrılarıydı.

1880’li yıllarda ABD’nin Chicago kentinde yeryüzünün ilk gökdelenlerinin yükselmeye başlamasından yaklaşık 100 yıl sonra İstanbul kenti de gökdelenlere “merhaba” diyordu. Odakule, Sheraton, The Marmara, Orduevi binalarının yapımından sonra gökdelenlerle tanışan İstanbul, bugünlerde yapımı devam eden 40’a yakın “dev” bina ile 2000’li yıllara “gökdelenkent” olarak girmeye hazırlanıyor.

İstanbul için yükselme kararının alındığı 80’li yılların ortalarında yapımına başlanan gökdelenler 2500 yıllık bir geçmişi olan kenti siluetinden tarihi dokusuna, altyapısından trafiğe nasıl etkileyecek?

Bir mahalle halkı kadar insani barındıracak gökdelenlerin atıksuları, kentin eski kanalizasyon şebekesine, 30-40 santim çapındaki borulara verilecek. Şu anda kentin atıksularını taşırken sık sık patlayan kanalizasyon şebekelerinin, gökdelenlerin faaliyete geçmesiyle birlikte bu yükü taşıyamayacağını belirten uzmanlar, gökdelen bölgelerinde ki boruların tamamen değiştirilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Sadece Barbaros Bulvarı’ndan Büyükdere Caddesi’nin bitimine kadar olan 15 kilometrelik yolda 15 gökdelen yükselecek. Sarayburnu’ndan Topkapı’ya kadar uzanan tarihi yarımada dışında kalan bütün bölgeler mantar gibi biten bu gökdelenlerin yaklaşık 2 milyon metrekare inşaat alanı bulunuyor. Gökdelenlerin Büyükdere Caddesi ne getireceği trafik yoğunluğu da şehir planlamacılarını ve trafik uzmanlarını şimdiden kara kara düşündürüyor. İş saatlerinde yaklaşık 1 milyon kişinin bulunacağı bu gökdelenler semtinde aynı saatler içinde trafikteki araç sayısının da 95 bin olacağı tahmin ediliyor. Üçer şeritli Büyükdere Caddesi’nin bu yoğunluktaki trafiği karşılayabilmesi için aynı genişlikte bir Büyükdere Caddesi’nin daha hizmete girmesi gerektiği belirtiliyor.

Trafiğe getireceği yükle, olmayan altyapısıyla yükselmeye devam eden gökdelenlerin kentin siluetine etkisi de en çok tartışılan konular arasında yer alıyor. Özellikle Boğaz’ın Avrupa yakasında hızla yükselen gökdelenler bu yakadaki siluetin de her geçen gün değişmesine neden oluyor.

Yaklaşık 5 trilyon liraya mal olan gökdelenlerin 20 trilyon liralık spekülasyon yaratması ise gökdelenlerden sağlanacak rantı gösteriyor. Gökdelenlerin İstanbullulara getirdikleri ve götürdükleri konusunda yapılan tartışmalardan çıkan sonuç şu:

Gökdelenlerin sakıncalarıyla ilgili görüşler;

  • Ulaşım ve altyapı yetersizliği,
  • Spekülatif artışlara neden olması,
  • Kentteki insan ve yapı yoğunluğunu dengesizleştirmesi,
  • Çevreyle bütünleşememesi,
  • Siluete getirdiği olumsuz etkiler,
  • İnsan üzerindeki olumsuz psikolojik etkileri,
  • Bu tür binaların politik yatarım aracı olarak görülmesi,

Gökdelenlerin yararları ile ilgili görüşler:

  • Eskimiş imar kuralları nedeniyle kentlerde ortaya çıkan monotonluktan kurtulup ilgi çekici sembolik değerlerin yaratılması,
  • Çeşitli sosyal grupların bir araya getirilerek kaynaştırılması,
  • Arsa ile üzerine yapılacak binaların değerleri arasında uygun oranlar kurularak maliyette arsa payının düşürülmesi ve böylece iyi kalitenin ucuza mal edilmesi,
  • Düzenli işletme, bakım, onarım hizmetlerinin sunulması,
  • Otopark ihtiyacının yeraltında karşılanması, yer üstünde geniş yeşil alanlar düzenlenerek binalardan derin ve güzel görünüşler sağlanması,
  • İyi tasarlanmış çok katlı binaların, Türk şehirlerine pratik, ekonomik, sosyal ve estetik yararlar sağlaması.

İstanbul’da yapımı süren gökdelenlerin kentle ilişkisi konusunda bazı uzmanların ve Mimarlar Odası’nın görüşleri ise şöyle:

Prof. Dr. Orhan Şahinler (Mimar Sinan Üniversitesi): Gökdelenleri her şeyden önce insani bulmuyorum. Bu tip yapiları ekonomik gücü haksız öne çıkaran simgeler olarak görüyorum. Bunlar bence reklam kuleleridir. İstanbul’un eşsiz topoğrafyası ile çelişkili, uyumsuz, ona saygısız bir şekillenme olarak düşünüyorum. Gökdelenler kentliyi psikolojik olarak eziyor. Özellikle İstanbul için bu çok katlı binaları hiçbir şekilde onaylamıyorum.

Prof.Dr. Mehmet Çubuk (Mimar Sinan Üniversitesi): Gökdelene teknik oluşum olarak karşı değilim. Bunların yapılması gereken yerlerin iyi saptanması gerekiyor. İstanbul’un eski yerleşim yerlerinde gökdelenlere karşıyım. Çünkü bu yerlerde altyapı, tarih ve çevre çok katlı binaların yapımına izin vermiyor. Gökdelenlerin silueti etkilemeyecek yerlerde prestij olarak yapılması mümkün. Örneğin Bakırköy tarafında veya havaalanını geçtikten sonraki alanlarda olabilir. Gökdelenlerin Büyükdere Caddesi’nde yoğunlaşmasını da doğru bulmuyorum. O istikametteki gelişmenin önüne geçilemiyor. Buna karşıyım, olmaması gerekiyor.

Mimarlar Odası İstanbul Subesi: Soyut olarak gökdelenlere değil, halkın zararına ve uluslararası tekellerin yararına kentin kimliğini yok eden gökdelenlere karşı, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesinin yürüttüğü mücadele, mimar ve mühendis kesiminin dışında da geniş bir halk kesiminin sempati ve desteği ile karşılanmıştır. İstanbul kenti, devasa gökdelenlerin gölgesinde sefalet ve her türden yozlaşmanın yaşandiği Singapur, Hong Kong, Beyrut gibi ticaret merkezleri haline getirilmemelidir. İstanbul, doğa ve kültürel zenginliği ve binlerce yıllık tarihsel kimliği ile ‘gökdelen kent’ değil, kültür kent’ olmalıdır.

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin hazırladığı ve yakında çıkaracağı İstanbul’un Geleceği ve Gökdelenler’ adlı kitapta bu tür yapılarla ilgili olarak çeşitli kişilerin görüşleri de şöyle:

Robert Sovel Doğayı anlamak, onunla uyum içinde yaşamak yerine onun üstünlüğünü yenerek, hâkim olma çabası içindeyiz. Gökdelenler bu hâkimiyetin simgesi gibidir. Eğer bugünkü gökdelenleri bir uçağa benzetirsek, yarınkileri uzay gemisi olarak tanımlamak olağandır. Eğer içimizdeki yükselme arzusunu yenemiyorsak kısa süre de olsa zirveye ulaşma zevkimizi tatmin edebiliriz.

Doruk Pamir (Taksim Suzer Otel’in proje müellifi) Çağdaş gereksinmeler sık sık büyük metrajlı yapılar istemektedir. İstanbul’da ise bu tip yapılar yükselemediklerinden doğal olarak taban oturma alanları şişirilmiştir. Bunun sonucunda da yapılar arasındaki yeşil ve açık kent alanları yavaş yavaş yok olmuş ve yeni İstanbul’un silueti geleneksel dikey vurgulardan yoksun, tıknaz ve hantal bloklar haline dönüşmüştür.

Barbaros Bulvarı’nda bulunan, Yeditepe Otel ve İş Merkezi olarak da bilinen Conrad Hotel’in kaba inşaatı toplam inşaat alanı 22.5 bin metrekare. Kimileri gökdelenlerin çevreyle bütünleşmedikleri, insan üzerinde olumsuz psikolojik etkisi bulunduğunu öne sürüyor. Kimileri de iyi tasarlanmış bir yapının çeşitli yararlar getireceğini söylüyor. (Fotoğraf: MUHARREM AYDIN)

İstanbul'un göğü delindi
İstanbul'un göğü delindi - REMZİ GÖKDAĞ

20 Eylül 1991 Sayfa 1

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Galata Köprüsü yağmur özürlü
Önceki Yazı

Galata Köprüsü yağmur özürlü

İstanbul'da musluklar gürül gürül akacak
Sonraki Yazı

İstanbul’da musluklar gürül gürül akacak