MSÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Çubuk, kentin plansızlığını’ değerlendirdi.
İstanbul her geçen gün plansız bir şekilde şişmeye devam ediyor. Kent nüfusuna her yıl 400 bin kişi ekleniyor. Bilim adamlarının kent planlamasına ilişkin önerileri politik ve maddi çıkarlar uğruna ya hiç hayata geçirilmiyor ya da çarpıtılarak devreye sokuluyor. Prof. Çubuk, kesin çözümün GAP’ın devreye sokulmasıyla elde edileceğini, bu durumda İstanbul’a gelmiş olanların bile geri döneceklerini söylüyor.
Bu görüntüye alıştık mı?
Belediye literatüründe ve resmi ifadelerde ‘Büyükşehir’ sıfatına layık görülen İstanbul, giderek ‘Büyükköy’ görünümünü kazanıyor. Bilim adamları İstanbul’un uluslararası bir kent olması gerektiğini tekrarlayadursunlar kent, geleneksel kozmopolit özelliğini artık bütünüyle ulusal çerçevede geliştiriyor. Başta Sivas olmak üzere çeşitli ‘memleket’lerden gelen vatandaşlarımız, İstanbul’un hem mekânsal hem insani çehresini değiştiriyorlar. İstanbul’un İstanbul olduğunu gösteren fotoğraflar arşivlerde artık… (Fotoğraf: Erdoğan Köseoğlu)
İstanbul nüfusunun her dakika 1 kişi arttığı bir dönemde, çözüm bekleyen kent sorunları artarak büyüyor. Uzmanlar, her yıl kente göç eden 400 bin kişi ile büyüyen İstanbul’da çözüm bekleyen “kronik sorunlar” karşısında yerel yönetimlerin yetersiz kaldığını belirtiyor.
İstanbul’un sorunları ile yaklaşık 30 yıldır ilgilenen Mimar Sinan Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Çubuk, kent planlamasında büyük bir potansiyel olan şehir planlamacıların dan daha iyi bir biçimde yararlanılması gerektiğini belirtiyor.
İstanbul’un çözüm bekleyen sorunları ve geleceği ile ilgili olarak görüştüğümüz Prof. Dr. Çubuk, sorularımızı şöyle yanıtladi:
İstanbul’da üç üniversite şehir planlama konusunda eğitim veriyor. Türkiye’nin en büyük kentinde üç üniversitenin kent planlama konusunda egitim vermesine, bu konuda eleman yetiştirmesine karşın İstanbul her geçen gün plansız bir şekilde büyümeye devam ediyor.
Prof. Dr. ÇUBUK-İstanbul’da bu konu için kendilerini kent planlamasına adamış 150’ye yakın bilim adamı var. Yalnız İstanbul’da üç üniversitede bu konuda uzman yetiştiriliyor. Böylesine önemli bir gücü, böylesine önemli bir kadroyu İstanbul neden kullanamaz ben şaşırır dururum. Bu profesörler bazen birbirleriyle yarış içeresindedir. Bir grup diğerini benimsemez. Bu eğitim kurumları arasında bulunması gereken birliğin olmaması nedeniyle verilen eğitim bir etkinlik kazanmaz.
İstanbul’un tüm sorunlarının başında ‘göç’ün yattığı bilim adamlarının kabul ettiği bir gerçek. Bu konuda çözüm önerileri ne olabilir? Kente gelenleri bir trene bindirip geri göndermek mümkün olmadığına göre gerçekçi çözüm yolları nelerdir?
Prof. Dr. ÇUBUK-Son derece hızlı gelişen ve gelişme sırasında korunması söz konusu olan önemli varlıklara sahip bir kenttir İstanbul. Bizans döneminde bir odak noktası oluşturan kent, zaman içinde böyle bir odak olmaktan çıkmıştır. İstanbul’un uluslararası bir kent olması özelliğini gelişmeler engellemiştir. İstanbul’a uluslararası bir kent kimliği kazandırmak gerekiyor.
Temeldeki sıkıntıları yaratan göçü engellemek için İstanbul’un çekiciliğini ortadan kaldıracak birtakım önlemlerin alınması gerekiyor. Her şeyden önce bir ülke düzenlemesi yapılması gerekiyor. Ülkenin kaynakları bulunmalı ve bu kaynaklarla insanlar arasındaki bağ kurulmalı, insanlara kendi yörelerinde iş imkânı sağlanmalı.
Şu anda Türkiye bunun çok güzel bir örneğini sergiliyor. Dünyada sayılı benzeri olan GAP projesi, çok çeşitli iş imkânlarının doğmasına ve bölgede bir refahın oluşmasına yol açacak. GAP, İstanbul’u kurtaracak bir projedir. Proje gerçekleştiğinde oradaki insanın kalkıp İstanbul’a iş aramaya gelmesi beklenemez. O bölgede İsviçre kadar büyük bir bölgede düzenleme yapıldığı takdirde İstanbul’a gelenler de geri dönecektir. Çukurova’dan çeşitli nedenlerle ayrılanların Adana’nın gelişmesiyle tekrar bölgelerine dönmesinde olduğu gibi bu insanlar da kendi doğdukları topraklara geri dönecektir. Kente göç böylece duracaktır.
GAP İstanbul’u kurtaracak.
İstanbul’un kentsel gelişimindeki rahatsızlık nedir?
Prof. Dr. ÇUBUKİstanbul, Gebze’den Silivri’ye 120 kilometre boyunca denize paralel olarak uzanmıştır. Bu mesafede İstanbul’un kesin olarak yeniden düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum. Kentin gelişmesi kuzeye doğru kaydırılmalıdır. Kuzeydeki yeşil alan iyi bir biçimde değerlendirilmelidir. Bana göre aşırı nüfus yığılması, bu nüfusun kendi başının çaresine bakması ve dallı budaklı şekilde sağa sola yayılmasından dolayı İstanbul bugün bitişik kent konumundadır. Tekirdağ’dan başlayıp Sakarya’ya ulaşan bir megalopolis, istenen bir durum değildir. Böylesine büyük bir süper kentin sakıncaları vardır.
İstanbul’un anormal büyümesine engel olmak için LondIra ve Paris’teki modele ihtiyaç vardır. Kuzeyden güneye uzanan yeşil kesit bölgede rahatlama olacaktır. Doğu-batı devamlılığını artık kesmemiz gerekiyor. Buralarda rahat mekânlar oluşturulabilir.
Kentin gelişiminin kuzey güney doğrultusunda yayılmasının dışında kentin özü dediğimiz bölgelerde nasıl bir gelişme stratejisi izlenmeli?
Prof. Dr. ÇUBUK Bana göre kentin özü sayılabilecek üç önemli SIT bölgesi var. Haliç, Boğaz ve Suriçi. Boğaz bir su kanalı, dünyada eşi olmayan çok önemli bir doğa harikası. Burada çok önemli standartlarin uygulanması gerekiyor. Orada bizim standartlarımızı uygulamak doğru değil.
Suriçi yine önemli bir merkez. Bu bölgenin planları her zaman tartışma konusu olmuştur. Suriçi bölgesi vakit kaybedilmeden SIT bölgesi ilan edilmelidir. Yeni planlarda SIT bölgeleri arttırıldı deniyor. Oysa Suriçi’nin bir karışı bile SIT alanı dışında bırakılmamalıdır. Haliç’i de bu bölgelerin dışında düşünmemek gerekiyor.
16 Temmuz 1991 Sayfa 3
