Evlilikler yürümüyor

Evlilikler yürümüyor

08/08/1999

ABD’nin ünlü televizyon sunucusu Barbara Walters abc kanalındaki bir programına şu sözlerle başladı: “Geçenlerde çok geleneksel bir düğün töreni izledim, çünkü gelin hamile değildi…” Walters’in bu saptaması ABD toplumunun kanayan bir yarasına parmak basıyor.

Ülkede evlilikler yürümüyor ve evliliğe karşı duyulan heyecan bir nostalji olarak.

Yapılan istatistikler bunu doğruluyor. Boşanma oranı en yüksek ülkelerin başında geliyor ABD. Nedenleri çok, ancak hepsini tek tek açıklamak zor. Ülkede en çok tartışılan konulardan biri haline gelen “Evlilik müessesesi neden devam ettirilemiyor” sorusuna çeşitli yanıtlar veriliyor, uzmanlar birbirinden ilginç açıklamalar yapıyor.

Her kesimden görüşleri dinliyoruz ya da okuyoruz, ancak herkesin birleştiği ortak bir nokta var bu konuda. O da evlilik öncesi dönemin önemi.

Yani ABD’de insanlar evlenmeden önce birbirlerini tanıma dönemi olarak adlandırdıkları flörtü tam anlamıyla tamamlayamıyorlar ve bu dönemde yaşanan bazı sorunlar evliliğin bir döneminde ortaya çıkıyor. Geçen günlerde boşanmanın nedenleriyle ilgili bir araştırma yapıldı Los Angeles’ta.

Kentin yaklaşık 4 milyon nüfusunu barındıran 3 aynı bölgesinde toplam 449 kadına konuyla ilgili sorular yöneltildi. Seçilen kişilerin yaşları 18-75 arasında değişiyordu ve hepsi en az bir kez evlilik deneyimini tatmışlardı. Evlilik müessesesi bu kişilerin gözüyle incelendi. Sonuçlar gerçekten şaşırtıcı oldu.

Deneklerin yanıtlarına göre evlilik öncesi flört adını verdikleri dönemin evliliğe hiçbir olumlu etkisi olmamıştı. Bir başka sonuç ise genç yaşta yapılan evliliklerin başarısızlıkla sonuçlanmasıydı. Evlilik öncesi hamileliğin de evliliğe olumsuz etkileri olduğu ortaya çıktı. Evlenmeden önce cinsel deneyimi yaşamış ya da birkaç erkekle ilişkiye girmiş kadınların evliliklerinin de fazla uzun sürmediği görüldü. Sihirli bir sözcük, araştırmanın satırları arasındaydı: aşk. Evlenmeden önce birbirlerine âşık olan çiftlerin evlilikleri, uzun süre birlikte yaşayan fakat birbirlerine karşı bu duyguyu yitiren kadınlara oranla daha yüksekti.

Araştırmanın sonuçları böyle uzayıp gidiyor, ancak işin ilginç yanı Amerikalıların artık başka arayışlara yönelmesinde. Bu ve buna benzer araştırmalar son günlerde muhafazakâr Amerikalıların yüzünü güldürmeye başladı. Artık bizdeki karşılığıyla görücü usulü evliliklerden söz edilmeye başlandı.

Tabii burada elinde şekerle kız isteme olayı anlaşılmasın, evlenecek kişilerin ailelerinin birbirlerini tanımaları ve ailenin evlilik kararı alınırken etkin olması gerektiği yolunda görüşler yüksek sesle konuşulur oldu.

Fakat araştırma sonuçlarının uygulanmasını beklemek ya da bunları günlük yaşama uyarlamak sanıldığı kadar kolay değil.

Herkesin dediği gibi burası “özgür ülke”. Bu kavram insanların benliklerine ve duygularına öylesine yer etmiş ki muhafazakâr Amerikalıların aile kurumunun çatlaklarını onarma çabaları ya da bu gibi araştırmaların sonuçları onları bildikleri yolda yürümekten alıkoyamıyor.

Evlilikler yürümüyor
Evlilikler yürümüyor - REMZİ GÖKDAĞ
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
‘İyi günde, kötü günde...’
Önceki Yazı

‘İyi günde, kötü günde…’

Pakistan, Hindistan gerginliğinde ABD’nin rolü
Sonraki Yazı

Pakistan, Hindistan gerginliğinde ABD’nin rolü