İstanbul’da aşama aşama kullanıma geçen doğalgaz için en önemli güvenlik aracı kabul edilen SCADA’nın kurulmamış olması eleştiriliyor. Bir yetkili İGDAŞ’ın fazladan servis hatları döşeyerek krediyi tükettiğini ve paranın kalmadığını söyledi. Türk Standartları Enstitüsü de yaptıktan başvurulara yanıt verilmediğini belirterek İGDAŞ ve belediyeyi suçladı.
Kartal’da doğalgaz şebekesinde önceki gün meydana gelen yangın İstanbulluları korkuttu.
Servis kutusuyla oynayan çocukların ateş yakmasıyla meydana geldiği belirtilen kaza, doğalgazın güvenilirliği konusunu bir kez daha günde me getirdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen ise Kartal’da çıkan yangının basit bir kaza olduğu fazla büyütülmemesi gerektiği görüşünde. Sözen,“Yapılan tüm dikişlermiş röntgenden geçmiştir. Normal basıncın bir buçuk katı basınç ta tutulmuştur. SCADA da bir başka aşamadır. Belli bir süre sonra SCADA’ya da geçilecektir” dedi.
Bu arada doğalgazın güvenliği konusunda en önemli sistem olarak kabul edilen SCADA’nın henüz İstanbul’a getirilememesinin proje için büyük kayıp olduğu belirtildi. İsminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili İGDAŞ’ın fazladan getirdiği servis hatları için gereksiz yere para harcayarak krediyi tükettiğini, SCADA’yı getirecek parası kalmadığını belirtti. Sistemin proje kapsamında olduğunu ve en kısa zamanda monte edilmemesi halinde projenin güvenliğinin büyük ölçüde tehlikeye düşeceğini belirten yetkili şöyle devam etti:
“SCADA’nın gelmemesi proje için büyük kayıp. IGDAŞ bütün parayı harcadığı için bugüne kadar hiçbir girişim yapılamadı. Philips firmasi teklif verdi ama kabul edilmedi. Neden kabul edilmediği iyi araştırılmalıdır. Projenin müteahhidi SAE Fransız mallarının dışında mal kullanmasını istemediği için sistem gelmiyor. Yaklaşık 25 milyar liralık sistem 3 ay içinde monte edilebilir” dedi.
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Fransız SAE firmasının bir üst düzey yetkilisi, SCADA sisteminin getirilmesi için İGDAŞ’ın kendilerine herhangi bir talepte bulunmadığını söyledi. Talep olması halinde sistemin hemen Türkiye’ye getirilebileceğini belirten aynı yetkili, İGDAŞ’tan konuyla ilgili bir hareket beklediklerini ifade etti.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen ise güvenlik sisteminin aşama aşama gerçekleştirildiğini, SCADA sisteminin en son aşamayı oluşturduğunu söyledi. Sözen, “Yapılan tüm dikişler röntgenden geçmiştir. Normal basıncın bir buçuk kau basınçta tutulmuştur. SCADA da bir başka aşamadır. Belli bir süre sonra SCADA’ya da geçilecektir” dedi.
İstanbul’un doğalgaza merhaba dediği 1992 yılının ocak ayında İstanbulluların en çok merak ettiği konu doğalgazın güvenilirliğiydi. Yetkililerin rahatlatıcı açıklamalarına karşın doğalgazı kullanacak İstanbullular bir türlü tatmin olamıyordu. Görüştüğümüz pek çok kişi “Acaba doğalgaz emniyet açısından sakınca taşıyor mu”, “Bu gaz patladığında İstanbul’u havaya uçurur mu” sorularının yanıtını anıyordu.
Bu sorulan yönelttiğimiz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen, “Doğalgaz şebekesinin inşaatı her türlü emniyet önlemlerini çağdaş yöntemlerle alarak devam etmektedir. İnşaat sırasında en ufak bir riske yer bırakılmamaktadır” diyordu.
Ancak İGDAŞ genel müdür teknik danışmanlarının yaklaşık 2 yıl önce hazırladıkları ve üzerine “çok gizli” ibaresi konulan rapor projenin güvensizliğini belirtiyordu. Raporda projenin eksik ve güvenlikten yoksun olduğu belirtilmişti. Hazırlanan raporlarda projenin gerekli denetimlerden uzak ve başıboş olarak uygulandığı da belirtiliyordu. Bu raporlan hazırlayan ve Sözen’e sunan İGDAŞ Teknik Danışmanı İbrahim Uran bir süre sonra görevden alındı. Kamuoyunda uzun süre tartışılan raporda şöyle deniliyordu:
“Sofregaz’ın raporunda da belirtildiği gibi şantiyelerde özel geçişle ilgili ciddi sorunlar ortaya çıktığı, bağlantı elemanlarının eksik olduğu belirtilmektedir. Şantiye mühendislerinin 6.8.1990 tarihli raporunda da izolasyon maddesi fitinglerin standart olmadıkları belgelerle savunulmaktadır. Şebekenin güvenliğini ilgilendiren bu konularda herhangi bir önlem alınmamıştır. Mevcut şebekede döşenen çelik boruların katodik korunması yapılmadığından boruların ömrünün kısalması ve korozyonla baş başa bırakıldığı bir vakıadır. Mevcut şebekenin uzun ömürlülüğünü sağlamamız için derhal katodik korumanın testlerden önce yapılması talimatı AlarkoSAE konsorsiyumuna verilmelidir.”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen, dün Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, olayın basit bir kaza olduğunu söyledi. Şebekede herhangi bir sızıntının olmadığını belirten Sözen, “Servis kutularının yanında çocuklar ateş yakıyor. Bu ateş servis kutularını eritiyor. Duruma hemen müdahale edilip yangin söndürülüyor. Günlük yaşamımızda buna benzer kazalar sık sık olur. Büyütülecek bir konu değil. Çok basit bir olay” dedi.
Türk Standartları Enstitüsü de (TSE) projenin kontrolü konusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yaptıkları başvuruya cevap alınamaması nedeniyle İGDAŞ ve belediyeyi suçlamıştı. 3 Aralık 1990’da TSE, den yapılan açıklamada, “Kontrol olanağı sağlanmış olsaydı bugünkü korkular meydana gelmez, israflar olmazdı” denilmişti. İstanbul’a döşenecek doğalgazın bağımsız bir kalite kontrol kuruluşu tarafından kontrol edilme zorunluluğunun olduğu belirtilen açıklamada şöyle deniliyor:
“TSE, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İGDAŞ Genel Müdürlüğü’ne konuyla ilgili müracaatını yapmıştır. TSE, genel müdürlükle yaptığı görüşmelerde 100 kilometreden sonra 50 kilometrelik hattın kalite kontrolünü ücretsiz yapabileceğini bildirmiştir. Bu yaklaşımların hiçbirine cevap alınamamıştır. TSE gibi kalite kontrol teşkilatına bu hizmeti yapma imkanı verilmiş olsaydı bugünkü korkulara meydan verilmemiş ve israf önlenmiş olacaktı.”
Sözen ise TSE’nin bu açıklamasına “TSE bu işi yapabilecek kapasitede değildir” yanıtını vermişti.
Doğalgaz ile ilgili her türlü güvenlik şikayetlerine karşın İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İGDAŞ şu açıklamaları yapıyordu:
Çelik şebekelerde yapılan tüm kaynak dikişleri röntgen kontrolünden geçirilmektedir. Bu konuda dünya standardı, kaynakların gelişigüzel yüzde 35’inin kontrol edilmesidir.
Kaynakları kontrolden geçmiş şebeke bölümleri, nominal işletme basıncının bir buçuk katı olan 30 atmosferde basınçlı su ile tespit edilmektedir.
Sisteme gaz verildikten sonra herhangi bir noktada oluşabilecek en ufak kaçak arama araçlarıyla kontrol edilmek durumundadır.
SCADA adı verilen, tele gözetim sistemi sayesinde, şebeke kritik noktalardan 24 saat bilgisayar denetimi altında tutulacaktır ve en ufak bir olumsuzluğa anında müdahale etme imkânı olacaktır.
Polietilen borular döşendikten sonra pnomatik köpük testine tabi tutulmaktadır.
Polietilen şebekesinin tamamlanan bölümleri işletme basıncının bir buçuk katı olan 6 atmosferlik hava basınç testine tabi tutulmaktadır.
5 Mayıs 1992 Sayfa 3
