bizi izliyorlar

Bizi izliyorlar

27 Aralık- 2 Ocak 1998

“Tanrıların Arabaları”nın yazarı Erich Von Daniken artıHaber’e “Uzaylıların burada olduklarını biliyorum. Onları görmeye hazır olmadığımız için varlıklarını gizliyorlar” dedi.

Katı bir Katolik okulunda eğitim görüyordu. İncil metinlerini Latinceden İngilizceye ve Almancaya çevirirken bazı konular dikkatini çekti. Cevaplandıramadığı bir sürü suru duruyordu karşısın da. Bunlara yanıt aramaya başladı ama her seferinde ağzı kapatması öğütlendi büyükleri tarafın dan. Merakı onu terk etmedi. Tanrı, doğa ve insan üzerine yoğunlaştıkça cevabı bulamadığı yeni sorular çıkıyordu karşısına Antik çağlara ait dinsel metinlerde tanrıların gökten arabalarıyla yeryüzüne indiklerini okumuştu. Gerçek bir tanrının yeryüzüne inebilmesi için böyle bir araca ihtiyacı var mıydı? Diğer antik çağ toplumlarının da böyle inançlarının olup olmadığını araştırdı. Her araştırmasında benzer bulgularla karşılaştı. Çalışmalarını bir kitap ta topladı. Kitap 28 dile çevrildi, yüzlerce baskısı yapıldı. Kitabın adı “Tanrıların Arabaları”, yazarı da Erich Von Daniken‘di.

Kimine göre bir hayalperestti o. Bilinmeyeni bilinir kılan bir misyon adamı diyenler de var ona, ya da modern bir masalcı… Geçtiğimiz günlerde Fenomen Dergisi ve Cep Yayınları‘nın konuğu olarak iki günlüğüne İstanbul’a gelen Daniken, yine ilginç görüşler attı ortaya.

Erich Von Daniken artıhaber’in sorularını cevapladı:

Soru: Size göre binlerce yıl önce uzaydan birtakım yaratıklar dünyayı ziyaret ettiler. Yıldızlar arası mesafe çok büyük. Bu dünya dışı varlıklar bu mesafeyi nasıl aştılar? NASA, gelecekte bunun bir benzerini gerçekleştirmeyi düşünüyor mu?

Daniken: NASA’nın bu konuyla ilgili bir projesi bulunuyor. Uzayda bir istasyon inşa edilecek ve bu istasyon yıldızlara yolculuğun ilk noktası olacak. Bu istasyon 10 ışık yılı mesafesini 500 yılda katetecek. Zaman çok uzun. Bu nedenle bu tür yapılar kuşak yapıları olacak. Bu istasyonun içinde insanlar evlenecek, yeni nesiller yetişecek. Bu nesiller yeryüzüne karşı hiç özlem duymayacak çünkü yeryüzü diye bir şey bilmeyecek. Bu istasyonlar Samanyolu’nu gezerek insan soyunu yıldızlara taşıyacaklar.

Soru: Aynı sistemi binlerce yıl önce keşfedenler böyle bir yolculuğa çıkmış olabilirler mi?

Daniken: Binlerce yıl önceki Vimana adı verilen kutsal Hint yazıtlarında bizden yüksek bir uygarlıkla karşılaştığımızda bunu tasvir edemeyişi kaynaklarında bundan bahsediliyor. Dünyanın etrafında devasa kentlerin bulunduğu, bu kentlerden çıkan küçük araçların dünyayı ziyaret ettiği belirtiliyor. Bugünkü sorunumuz ise kendimizden yüksek bir uygarlıkla karşılaştığımızda bunu tasvir edemeyişimizdir.

Soru: Eski çağlarda birtakım yaratıkların dünyayı ziyaret ettiğinden nasıl emin olabiliyorsunuz?

Daniken: Beş bin yıl öncesinin kutsal metinlerinde gökten gelen bazı araçlar tasvir ediliyor. Bunu eski Sümer yazıtlarında görmek mümkün. Orta Amerika’da ki bütün kavimler tanrıları göklerin içinde bulutların arasında oturduklarına, bunların büyük bir ateş topuyla yeryüzüne ineceklerine inanıyorlardı. Doğal olarak insanlar bu yaratıklara tanrı gözüyle baktılar ve onları tasvir ettiler. Birbirinden binlerce kilometre uzaklıktaki bu medeniyetlerin hepsi de gökte yaşayan varlıkları tanıyorlardı. Atalarımız uzaylıların varlığına inanmışlardı. Onlar da varlıklarını bize gösterebilmek için geride birtakım izler bıraktı.

Soru: Nedir bu izler?

Daniken: Bu izler o kadar çok ki saymakla bitmez. Örneğin Fransa’nın güneyinde belirli bir doğrultuda kilometrelerce uzayan bir harta bulunan büyük taşlar var. Efsaneye göre bunların Roma askerlerin taşlaşmış hali olduğu da öne sürülüyor. Ama gerçek başka. Taş sütunlar rastgele burada durmuyor. Belirli bir açıya göre yerleştirilmiş 5 bin yıl önce hu taşlar buraya yerleştirildiğinde atalarımız geometriden habersizdi. Ama bu taşların sıralanışı incelendiğinde bir geometrik sistem içinde oldukları görülüyor. Geometrik taş düzenlerinin yardımıyla dünya dışı yaratıklar kendilerinin nasıl varlıklar olduklarını gelecek nesillere anlatmak istediler. En büyük keşiflerden biri de Meksika’nm Palenke bölgesinde yapıldı. Burada bir tapınağın ze mininde 3,80 metre eninde 2,20 metre boyunda 10 tonluk bir levha bulundu. Bunun üzerine bit teknolojinin figürleri kazınmıştı. Bilim adamları bununla ilgili bir yığın açıklama yaptı hepsi çok gülünç ve saçma.

Soru: Araştırmalarınız büyük bir bölümü Peru’daki Nazca çizgilerinde yoğunlaştı.

Daniken: Nazca, Lima’nın 470 kilometre güneyinde küçük bir kasaba. Piste benzeyen geniş ve uzun geometrik şekillerle çizgiler bulunuyor. Çizgilerin bir tarafında çöl diğer tarafında dağlar var. Balık, insan, kuş, maymun figürleri de var. Bilim adamları bunların kabile sembolleri olduğunu iddia ediyor. Eğer bu şekilleri o yıllarda yaşayan kabileler çizdiyse niye kendi görebilecekleri bir biçimde çizmediler! Çünkü bu çizgiler sadece havadan görünüyordu. Çizgiler 25 kilometre uzunluğundaydı ve dağları aşarak bir noktada birleşiyordu. Bu noktada ise birbirini kesen ince ve uzun çizgiler de bulunuyordu. Geniş pistler 3 kilometre uzunluğundaydı. Figürleri inşa edenler de bize bazı mesajlar bırakmışlardır. Bu figürlerdeki yaratıkların bir eli gökyüzünü bir eli yeryüzünü gösteriyor. Bu çizgilerin ne anlama geldiğini ben de bilmiyorum ama bunlar binlerce yıl önceki bir uygarlığın eseri. Dağların üzerinde dijital bir kodlamaya benzer baz işaretler de var. Başını her söylenene sallamaktan başka bir şey yapmayan insanlar bunları görmemekte direniyor.

Soru: Bilim, uzayda var olduklarını iddia ettiğiniz canlılarla ilgili gerçekleri neden saklıyor? Bilim adamları yoksa sizi ciddiye almıyor mu?

Daniken: Gayet dürüst ve tutarlı bilim adamları var. Ama gerçeği insanlıktan saklamak için büyük gayret gösteren bilim çevreleri de var. Bunlar insanlığın uzaylı varlıklar hakkında bilgi edinmesini istemiyorlar. Eski yazıtları çeviren kişiler kamuoyunu yanılttı. Gerçekleri sakladılar. Dünya dışında herhangi bir yapay nesne gördüklerinde bunu açıklamamaya kararlılar. Toplumun şok geçireceğinden korkuyorlar. Böyle bir bilgi açıklandığında toplum yapısında kaymalar olabilir diye korkuyorlar.

Soru: Dünya dışı varlıklar neden arkalarında somut izler bırakmadılar?

Daniken: Dünya dışı varlıkların bıraktığı bilgiler bizim genlerimizde saklı. Geriye bir bilgi bırakmış olsalar bu bilginin en az iki koşulu gerçekleştirmiş olması gerekiyor. Binlerce yıl yok olmayacak bir nitelikte olması gerekiyordu. İkincisi bu bilgiye ilk ula- şan kuşağın uzayı tanıyan onu keşfe çıkan bir kuşak olmasını istediler. Bu bilginin ulaşacağı adres teknolojik düzeye ulaşmış o lan kuşaktı. Biz bu işaretleri almayı başaran ilk kuşağız. Bilgiler bir yerlerde bunları arayıp bulmalıyız. Dünya gizemli olaylarla dolu. Bunların hepsi bazı varlıkların dünyayı ziyaret etmiş olduklarını gösteriyor. Bu varlıklar o zamanlar tekrar dünyaya döneceklerini insanlara bildirmişler.

Soru: Türkiye’de gizemli diyebileceğiniz yerler var mı?

Daniken: Nemrut Dağı’ndaki tümülüs… Kimse bu tümülüsün altında neyin olduğunu bilmiyor ve araştırmıyor.

Soru: Dünya dışı canlılar bugün niye yoklar?

Daniken: Onların burada olduklarını ve bizi gözlediklerini biliyorum. Onları görmeye hazır olmahmız için varlıklarını gizliyorlar.

Soru: Başka dünyalardan gelenlerin bize şok yaşatmak istemediklerini belirtiyorsunuz. Binlerce yıl önce geldiklerinde o günün insanları nasıl bir şok yaşadı?

Daniken: Biz her şeye at gözlüğüyle bakıyoruz. Eski toplumlar kendilerinden başka bir sürü şe evrende var olduğunu kabul ediyordu. Onlar bu tür bir olguyu içlerine sindirebiliyorlardı. Bunlar zamanımıza aktarılırken tanrılar olarak bildirildi. Özellikle bilim adamlarının UFO’larla ilgili bir şey konuşmak istememeleri komik değil mi? Bunun bilinmesi tüm dünyanın çökmesi demektir. Onlar bizi hala görüyorlar.

Bir Dünyalı: Daniken

Erich Von Daniken, 14 Nisan 1935’te İsviçre’nin Zofingen kentinde doğdu. Bir terzinin oğluydu. College Saint Michel’de okurken kutsal yazıtlar ve çözülmemiş arkeolojik bilmecelere kafa yormaya başladı. 1968 yılında ilk ve en ünlü eseri olan “Tanrıların Arabaları” yayınlandı ve iki yıl içinde 30 baskı yaparak 600 bin adet sattı. Dünya çapında bir olay yaratan bu kitap, Time dergisine göre “Danikenizm” salgınını başlatıyordu. 1969 yılında yayınlanan “Yıldızlara Dönüş” adlı kitabı iki hafta içinde tüm dünyadaki bestseller listesine girdi. 1972’de Tohum ve Evren, 1974’te “Tanrıların Mucizeleri” adlı kitabını yayınlandı. 1979’da çıkan “Tanrıların Ayak İzleri”, Daniken’in ününe ün kattı. Kitapları 32 dile çevrildi ve 54 milyonun üzerinde sattı.

27 Aralık- 2 Ocak 1998 ArtıHaber

ARŞİVDEN SEÇMELER...
Çölde bir gece

Uzak gökler altında yaptığım bu yolculuğun heyecanı diğerlerine benzemiyordu. Saatlerce yol aldım.

Önce gezginim

Gördüklerimi not alırım. Her anın güzelliğini o anı yaşadıktan hemen sonra bir yerlere kaydetmek gerekir.

İstanbul’u dinliyorum

Eski İstanbul’a dair anılarını duymak istediğim kişilerden biri de meslek büyüğümüz Hasan Pulur'du.

Madem yalnız değiliz

Okyanus kenarında, karanlık bulutların altında bir sahil. Görüntü varla yok arasında, hisler dorukta.

Önce gezginim

Gördüklerimi not alırım. Her anın güzelliğini o anı yaşadıktan hemen sonra bir yerlere kaydetmek gerekir.

Başka Şehirler
Dear Istanbul
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 bir kişi yeter remzi gokdag

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
2 Remzi Gökdağ

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
3 Remzi Gökdağ

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehir sadece haritalarda değil, hafızalarda da var olur. Her adım bir anıyı, her köşe bir hikâyeyi çağırır. Herkesin kendine sakladığı bir İstanbul…
4 Remzi Gökdağ

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
5 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Bazı yerler coğrafi bir bölge olmanın ötesine geçip ruhun derinliklerine işleyen birer sembole dönüşürler. Rubülhali Çölü bunlardan biridir. "Boşluk" anlamına gelen ismiyle…
6 Remzi Gökdağ

Tutkunla Var Ol

Yaşamın özü, gözümüzü biraz olsun açıp, küçük anların içinde saklı olan büyük anlamı fark edebilmektir. Bu basit ama derin hakikat, hayatın en…
8 kaybolan sehir

Unutulan Şehrin İzinde

Bazen hayat en güzel sürprizlerini bir kitabevinin rafında saklar. Yan yana duran iki kitap, aslında yıllar öncesinden başlayan bir dostluğun sessiz tanığı…
9 ölü internet teorisi 1

İnterneti Robotlar mı Yönetiyor?

İnternet, bir zamanlar özgür fikirlerin, insan yaratıcılığının ve sınırsız bilginin merkeziydi. Oysa bugün, çevrimiçi dünyanın perde arkasında görümez, gizli bir ordu var.…
10 Remzi Gökdağ

İnterneti Zehirleyen Azınlık

Sosyal medyada gördüğümüz öfke ve kutuplaşma, toplumun gerçek sesi değil; küçük bir azınlığın gürültüsü. Algoritmalar bu aşırı sesleri öne çıkarıyor, makul çoğunluğu…
yeni
Önceki Yazı

Yeni Yüzyıl Notları

Radikal Gazetesi Haber Arşivi
Sonraki Yazı

Tedhit edecek başka gün bulamadın mı?