Park Otel Olayı
“Semt sakinlerinin Cennet Bahçesindeki toplantısından çok etkilenmiştim. Konunun peşini ondan sonra hiç bırakmadım” diyen bir gazeteci çabası.
Ragıp Duran – “Semt sakinleri, 24 Kasım 1991 tarihinde beton devin bir kaç metre ilerisindeki Cennet Çay Bahçesinde toplandılar. Güneşli bir hafta sonu yapılan bu toplantıda inşsata gösterdikleri tepki ve bir şey yapamamanın çaresizliği belli oluyordu. Yaklaşık 30 kişilik grupta konuşmak isteyen söz alıyor, tepkisini dile getirdikten sonra bir başkası söze başlıyordu. Toplantıda imza kampanyaları, Ankara’ya telgraf, fiili eylemler gibi çeşitli öneriler tartışıldı. Sabah saatlerinde başlayan toplantı 13.00’te bitti. (…)”
Gazeteci Gökdağ’a, bugün “Sizi, Park Otel konusunu bıkmadan usanmadan izleyip sonunda bir kitap yazmaya kadar götüren temel dürtü nedir?” diye sorduğumuzda, kitabının 20. sayfasındaki bu bölümü okuyor ve kitaba alamadığı ayrıntıları aktarıyor: “Semt sakinleri olağanüstü kararlıydı. Ayaspaşa’daki o güzelim eski evlerde oturan yaşlı başlı beyefendiler, hanımefendiler, ama gerçekten eski Istanbullular, bir araya gelip semtlerine sahip çıkma bilincini gösteriyorlardı. Bu beni çok etkiledi. O günkü toplantıda, açlık grevinderı, Park Oteli dinamitlemeye, Ankara’ya yürüyüş düzenlemekten helikopterle bildiriyi dağıtmaya kadar bir sürü eylem geldi gündeme.”
“Beton Dev”, “Kent Suçu Abidesi”,”Beton Canavar”, “Kentsel Cinayet”, “Hukuk, demokrasi ve kent silüetinin iğfali” gibi deyimlerle anılan Park Otel konusunda, duyarlı, ciddi çalışan ve bakış açısı esas olarak çevre sakinlerininkiyle paralel olmasına rağmen ilgili tüm tarafların görüş ve tutumlarını yanlı bir şekilde aktaran bir gazetecinin belgelere dayalı çalışması bir kitap.
Kitabın bir özelliği de “bir tek bina üzerine yazılmış ilk ve tek inceleme” olması. Ancak Park Otel biraz da İstanbul’daki tüm gökdelen tartışmasının ilginç bir örneği. Zaten bu tartışmaya taraf olanların tutumu da işin sadece Park Otel’le ilgili olmadığını gösteriyor.
Marmara’dan Karadeniz’e doğru gemiyle çıkarken sol tarafa bakıldığında olası 33 katlı bu garabetin her türlü yasa, tüzük ve düzen çiğnenerek nasıl dikilebildiğinin öyküsünü Gökdağ’ın kaleminden öğrenmek üzüntü verse de çaresiz olunmaması gerektiğini anlatıyor.
İnşaat şimdilik 18. katda durmuş durumda. Kabul edilen ilk projeye göre bina 33 katlı olacak. Ancak Danıştay’ın iptal kararı var. Ama nasıl uygulanacağı henüz belli değil. İnşaat sahibi Yalçın Sürmeli‘nin tutumu da ilginç. Hazine’den alınan krediyle sürdürüyor inşaatı, “İnşaat durdurulursa, devlet zarar ediyor. Bana izin verdiler, inşaata başladım” diyor.
Gökdağ tüm gelişmeleri günü gününe izlemiş bir muhabir. Kitabında gerçek bir Park Otel cinayetine kurban giden yurttaşın öyküsünden, çevresini korumakta kararlı Tunç ailesinin hukuki mücadelesine kadar bir dizi canlı renkli olaya da yer veriyor.
“Park Otel konsunda geniş bir arşivim var. Kupür arşivi. Kitabı kaleme alırken bu kupürlerden yola çıktım ama haberlerde yazamadığım bazı noktalar vardı. Biraz yorum ekldim, işin perde arkasıyla ilgili ek bilgileri kattım.” diyor.
PARK OTEL CiNAYETİ/ REMZI GÖKDAĞ
Gökdağ, son 5 yıl içinde Cumhuriyet gazetesinde Park Otel konusunda 100’ü aşkın haber, inceleme yayınlanmış. Bu haberlerin hiç birini ne Belediye, ne inşaat sahibi ne de konuyla ilgili kişi ya da kurumlar tekzip etmiş. Aksine tüm bu çevrelerde Remzi Gökdağ adı Park Otel kampanyasının basındaki imzası olarak biliniyor.
Ancak Gökdağ Dolmabahçe’de stadın arkasına dikilmekte olan bir başka gökdelenle ilgili olarak yayınladığı bir tek haber nedeniyle 2 milyar liralık bir tazminat davasında sanık durumunda.
Gökdağ’ın çalışması, özel olarak da gazeteci olarak kaleme aldığı inceleme kitabı, her türlü mesleki övgüye layık. Esas olarak da gazetecilerin, Belediyeler, hükümetler, siyasi partiler ve holdinglerle ne tür ilişkileri olması gerektiğini gösteren bir çalışma.

26 Kasım 1992/Sayfa 62 EP Medya

