Su toplama havzalarının çevresi, kaçak yapılaşma ve sanayi ile iç içe
İstanbul’da kuralsızca artan yapılaşma, su toplama havzalarının son 7 yıl içinde yerleşim bölgeleri haline gelme- sine neden oldu. Endüstri tesislerinin de su havzalarını seçmesi, kente içme suyu sağlayan barajların insan sağlığını tehdit edecek düzeyde kirlenmesine neden oluyor.
1992’de milyona varan nüfusu ve binlerle tanımlanan endüstri tesisleriyle karanlık bir tablo oluşturan su toplama havzalarının korunmasında belediye yöneticileri etkin önlemler alamazken, kente su dağıtmakla görevli ISKI herhangi bir yaptırım uygulayamıyor.
2560 sayılı yasa içme suyu havzalarını korumakla görevli kuruluş olarak İSKİ’yi gösterirken 2872 sayılı yasada içme suyu kaynaklarının korunmasında Çevre Genel Müdürlüğü, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve belediyeler yetkili kuruluş olarak görünüyor. Ancak bu kuruluşların hiçbiri kaçak yapılarla yeterince mücadele edemiyor. Sonuçta 9 milyon kişinin kullandığı içme suyu her geçen gün kirleniyor.
Aşırı nüfus ve sanayileşmeden en fazla payını alan su havzası Ömerli. Barajı kuşatan binlerce kaçak yapı, kentin bu en büyük su kaynağını her geçen gün kirletiyor. Yoğun bir kentleşmenin yaşandığı Ömerli Havzası’nda son 5 yılda nüfusun yüzde 321 artması ve belediyelerin kaçak yapılaşmanın bir türlü önüne geçememesi, kirliliğin en büyük nedeni olarak gösteriliyor.
DSI 1. Bölge Müdürlüğü’nün yaptığı bir araştırmaya göre Ömerli Barajı’na akan Göçbeylidere, Ozandere’nin bakteriyolojik açıdan kirli olduğu, özellikle Sultanbeyli yerleşim yerinden geçen Şalgam deresinin açık bir kanalizasyon gibi aktığı belirtildi. Araştırmada, Ömerli Baraj Gölü’nün Sapanca Gölü’nden daha fazla azot yüküne sahip olduğu, fosfor yükünün de kritik fosfor miktanindan 2.22 kat daha fazla olduğu ifade edildi.
Sultanbeyli. Samandıra, Sarıgazi ve Sultançiftliği gibi büyük bölümü kaçak olan yerleşim yerleriyle kuşatılan Ömerli Baraj Havzası’nı tehdit eden bir başka konu da orman arazilerinin yerleşim yeri açmak için yok edilmesi. Bunun son örneği bayramın ikinci günü yaşandı. Sultanbeyli’nin Göçbeyli köyü yakınlarında yaklaşık 500 dönüm fundalık ve çam ormanı 11 saat içinde tamamen kül oldu. Bölgede meydana gelen buna benzer pek çok olayda hep aynı senaryo yaşanıyor. Önce hazine arazileri bir gece içinde kül oluyor. Birkaç gün içinde açılan geniş arazi önce parselleniyor. sonra satılıyor. Bir ay içinde de bir zamanların ormanlık arazisi üzerinde birkaç kath binalar yükseliyor.
Uzmanlar, havzalarda ormansızlaştırma değil, ormanlaştırma faaliyetlerine hız verilmesi gerektiğini, özellikle mutlak ve kısa mesafeli koruma bantlarının öncelikle ağaçlandırılmasının zorunlu olduğunu belirterek orman alanlarının tanm alanına dönüştürülmesinin önlenmesi gerektiğini belirtiyorlar.
Halen İstanbul’a su sağlayan baraj havzalanında 650 bin kişi yaşıyor. Bu nüfusun atık suları doğrudan baraj suyuna karışıyor. Havzaların içindeki sanayi tesislerinin sayısı ise 950. Bu tesislerin en yoğun olduğu havza özelliğini taşıyan Ömerli havzasında 261 sanayi tesisi bulunuyor. Yapılan araştırmada, endüstri tesislerinin üretimlerine göre dağılımı şöyle: Yüzde 41’i metal sanayi, yüzde 14’ü kimya sanayi, yüzde 9’u tekstil sanayi, yüzde 5’i mermerci, yüzde 3-4’ü benzin istasyonu, yüzde 27.5’i ise çeşitli konularda üretim yapıyor.
8 Nisan 1992 Sayfa 9
