Balkondan şehir izlenimleri

Balkondan şehir izlenimleri

24/04/2020

Tanıdığımız şehirlere meğer ne kadar yabancıymışız. Yaşadığım bu şehri bir süredir izliyorum ve gördüğüm manzara karşısında kendime şunu sorup duruyorum: “Ben bu şehirde gerçekten yaşadım mı, yoksa o günler bir rüya mıydı?”

Oysa çok değil, mart ortalarında bu balkondan baktığımda, karşımda bütün parıltısıyla yükselen dinamik bir kent vardı. Tamam, trafiğin gürültüsünden şikâyet ediyordum ama yine de şehrin enerjisi hoşuma gidiyordu. Zaman dünyanın bu köşesinde tahmin ettiğimden daha hızlı akıyordu.

Şimdi aynı balkondayım ve karşımdaki şehri tanıyamıyorum. Yollar, binalar, parklar aynı ama bu dokuya hayat veren insanlar ortada yok. Bildiğim şehir yerini devasa boyutta bir arka plan resmine devretmiş gibi… Hareketsiz, sessiz, insansız bir fotoğrafa bakar gibiyim. Ezan sesini duymasam bu görüntünün gerçek mi yoksa hayal mi olduğunu anlamak neredeyse imkânsız. Bırakın insan sesini, her fırsatta şikâyet ettiğim otomobil sesini özler oldum. Gürültülerinden bıktığım turistleri bile artık hasretle anıyorum. Karşımdaki otele birkaç haftadır ne gelen var ne giden… Eskiden araç kuyruklarından içeri girilemeyen otoparklar şimdi boş. Son turistler mart ortalarında ülkelerine uçtu. Onlar gidince otelin personeli de görünmez oldu. Önce bahçedeki şezlonglar kaldırıldı, yeşil alanlardaki masalar içeri alındı, ardından havuzun suları çekildi. 32 katlı otel binası bir anda kaderine terk edildi. Akşamları ışıklar saçan pencerelere karanlık çöktü. Turizmiyle her fırsatta övünen şehre inen kara bulut körfezin enerjisini silip süpürdü.

Dubai 2020’ye büyük umutlarla girmişti, hatta yarışa diğer rakiplerine oranla önde başlamıştı. Yükselen inşaat sektörü, artan petrol fiyatları, katlanan turist sayısı umut veriyordu. Dünyanın gözü çölün parlayan yıldızındaydı ve şehir bu gösterişinin farkındaydı. Alımlı bir edayla herkese naz yapıyordu. 2020’de dünyanın gözü burada düzenlenecek büyük fuara kilitlenmişti. Şehir içinde bir şehir inşa ediliyor, çölün kumlarında milyarlarca dolarlık dev yatırım hızla devam ediyordu. Sonra…

Kara haber buraya ocak sonunda ulaştı. Dünya henüz Wuhan’dan gelen bilgilerin ciddiyetini anlayamamışken, o kentten Dubai’ye gelen bir yolcu, beraberinde virüsü getirmişti. Önlemler erken alındı, teşhis zamanında kondu ve yaklaşan belaya karşı Dubai gardını pek çok ülkeden önce aldı. Denetimler, testler derken okullar kapandı, evden çalışma dönemine geçildi, uçak seferleri kademeli olarak azaltıldı. Şehrin eski parıltısı yavaş yavaş sönüyordu. Turistler tatillerini yarıda kesip ülkelerine dönmeye, alışveriş merkezleri boşalmaya, sokaklar tenhalaşmaya başladı. Mart ayının sonlarında Dubai benzersiz bir dönemece girdi. Sokağa çıkma yasağı kademeli olarak uygulandı. Önce ulaşım araçlarının temizliği gerekçe gösterildi ve hafta sonu akşam sekizden sabah altıya kadar sokağa çıkma yasağı uygulandı. Vatandaşlar apartmanlarının önünde kısa yürüyüşlere bir süre daha devam edince bir sonraki aşamaya geçildi. Polis merkezinden telefonlarımıza gelen mesajlar durumun ciddiyetini anlatıyordu.

Şimdilik iki hafta süreceği belirtilen sokağa çıkma yasağının ilk haftası geride kaldı. Zorunlu alışveriş için her aileden bir kişinin dışarı çıkmasına izin veriliyor. Bunun için polise yapılan bir başvuru ve ardından cep telefonumuza polisten gelen iznin bulunması gerekiyor. Bu mesajı almadan markete gitmenin, eczaneye uğramanın cezası büyük. Yasağın yaş sınırlaması yok, yani herkese yasak. İşyerleri zaten kapalı. Yemek ve ilaç teslimatı yapan kuryeler dışında caddelerde araç trafiği yok. Metro ve tramvay seferleri iptal edildi, deniz ulaşımı durdu. İnsanlar yumuşak bir geçiş döneminden sonra nihayet evlerine kapandı. Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi burası da hayalet şehre dönüştü. Böyle bir sürprizi kim beklerdi?

Oysa ne büyük umutlarla gelmiştik buraya. Bu topraklarda gezecek, görecek ne kadar çok yer vardı. Gelecekle ilgili planlarımızın garanti olduğunu düşündüğümüz günler geride kalırken yarınlara ertelediğimiz düşüncelerin hepsi hayal oldu.

Eskiden her fırsatta dile getirdiğimiz “anı yaşa” sözünü uygulamak için bize bir fırsat daha verilmesini bekliyoruz.

O imkânı tekrar bulur muyuz, hadi iyimser olalım, ne zaman buluruz kestirmek zor.

Şu anda bildiğim tek gerçek var, balkonda geçirdiğim bir gecenin daha sonu yaklaşıyor ve ben ıssız bir şehre bakmaya devam ediyorum.

Başta sorduğum o soruyu bir kez daha tekrarlıyorum: “Ben bu şehirde gerçekten yaşadım mı, yoksa o günler bir rüya mıydı?”

Bu yazı 24 Nisan 2020 tarihinde Cumhuriyet‘te yayınlandı. Diğer Pazar Yazılarım

Balkondan şehir izlenimleri
Balkondan şehir izlenimleri - REMZİ GÖKDAĞ
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
wuhan'dan körfez'e covid-19
Önceki Yazı

Wuhan’dan Körfez’e Covid-19

Çölün Son Mucizesi - Max Calderan
Sonraki Yazı

Çölün son mucizesi