Geçmiş olsun, gelecek doğsun

Geçmiş olsun, gelecek doğsun

14/11/1991

Tarihi Bimarhane binasındaki Süleymaniye Doğumevi, çağdaş sağlık hizmetlerinde öncü

İstanbul’da doğumevi dendiğinde akla ilk gelen hastanelerden biri Süleymaniye Doğumevi. Bugün 439 yaşında olan Doğumevi, tarihi kimliğini kaybetmeden bilgisayar sistemiyle hizmet veriyor artık.

İki yıl öncesine kadar, elektrikler kesildiğinde el feneriyle ameliyat yapılan Süleymaniye Doğımevi’nde bugün bilgisayarlı doğum yapılıyor.

Planların hazırlandığı dönemde belediye başkanlığı el değiştirerek Bedrettin Dalan’dan Nurettin Sözen’e geçiyor. Yeni yönetim ise çeşitli gerekçeler öne sürerek ek tesisin yapım için gereken izni 2.5 yıldır vermiyor. Ancak aynı dönemde arazinin karşısında üç katlı bir binanın inşası için gereken izin veriliyor ve inşaat yükseliyor.

“Haliya Saray- Atıyk’da bina olunan Imaret-i Amirede Bimarhane dahi bina olunmak emrim olmuştur, buyurdum ki bimarhane yerin tedarik idüb ne vechile tedarik etgünüz arz eyliyesin.”

Topkapı Sarayı Koğuşlar Kutüphanesi 888 Nolu Ahkâm Defteri’nde yer alan Kanuni Sultan Süleyman’ın bu emriyle kurulan Süleymaniye Külliyesi içindeki Bimarhane (şimdiki Süleymaniye Doğumevi) bugün 439 yaşında.

4 asır öncesinin Bimarhanesi, tarihi dış görünümünü çağdaş sağlık hizmetleriyle bütünleştirerek her yıl ortalama 12 bin çocuğa “Dünyaya hoş geldin” diyor.

İstanbul’da doğumevi dendiğinde akla ilk gelen hastanelerden olan Süleymaniye Doğumevi’nde iki yıl önce başlayan değişim rüzgârları bugünlerde amacına ulaştı. Tarihi kimliğini yenileyerek çağdaş sağlık hizmeti vermek amacıyla başlatılan çalışmalar sonunda hastane bugün bilgisayar sistemiyle hastalarına hizmet veriyor. Şimdilerde dışa açılma girişimleri içindeki Süleymaniye Doğumevi, ABD’ye aralık ayında bir doktor göndererek son gelişmelerin hastanede uygulanmasını sağlayacak.

Süleymaniye Doğum ve Çocuk Bakımevi Başhekimi Dr. Şerafettin Taşçı, hastane hizmetlerinin yenilenmesi için iki yıl önce başlatılan çalışmaların amacına ulaştığını söylüyor. Bu süre içinde hastanenin bilgisayar sistemine geçtiğini anlatan Dr. Taşçı, iki yıl öncesine kadar elektriklerin kesildiği anlarda el feneri ile ameliyata girildiğini de unutmuyor. Dr. Taşçı yapılan yenilikleri şöyle anlatıyor:

“Birkaç yıl öncesine kadar hastanemizin kütüphanesi bile yoktu. Şu anda tibbi yayınları içeren bir kütüphanemiz var. Hormon laboratuvarı, endoskopi odası ve röntgen odalarımız bitme aşamasında. Eskiden bir röntgen için komşu hastanelere gönderdiğimiz hastaları şimdi bizler kontrol ediyoruz. İstanbul Hastaneleri’nde ilk kez mini cerrahi sistemi kuracağız.”

Günde ortalama 40 çocuğun dünyaya geldiği Süleymaniye Doğumevi’nin şu an tek sıkıntısı yatak sayısının azlığı. Yatak sayısını arttırması planlanan ek tesis ise Eminönü Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu’nun oyalaması nedeniyle 2.5 yıldır yapılamıyor.

Başhekim Dr. Taşçı’nın ‘hastanenin tek eksiği’ dediği ek tesisin kurulması fikri 1973 yılında ortaya atılıyor. O tarihte hastanenin hemen arkasında bulunan 2300 metrekarelik arazi hastane yöneticilerinin girişimiyle istimlak ediliyor. Arazi sahipleri ile hastane yöneticilerinin arasında süren anlaşmazlık 1986 yılında gideriliyor. Hastane yöneticileri ek tesise izin almak için 1987’de dönemin Belediye Baş kanı Bedrettin Dalan’dan onay alıyorlar. Yöneticiler daha sonra Yıldız Üniversitesi’ne tarih yapıya ve çevreye uyumlu plan hazırlatıyorlar.

Başhekim Dr. Şerafettin Taşçı, bütün eksiklerini tamamlayan hastanenin yatak kapasitesini arttıracak ek binaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Geçmiş olsun, gelecek doğsun
Geçmiş olsun, gelecek doğsun - REMZİ GÖKDAĞ

14 Kasım 1991 Sayfa 18

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
İstanbul, susuz günleri unutacak
Önceki Yazı

İstanbul, susuz günleri unutacak

İstanbul'un suyu kirli
Sonraki Yazı

İstanbul’un suyu kirli