1 Ocak 2018

Cumhuriyet bize mücadeleyi öğretti

"Biz gazetedeki en büyük mücadelelerden bir tanesini Cem Uzan’ın adamlarıyla gelip gazetenin makinelerine el koymaya kalktığı zaman o demir kapının önünde, üzerinde durduk hepimiz mücadele ettik o kapıyı açamadılar. Hatta bir arkadaşımız ki ismini rahatlıkla verebilirim Remzi Gökdağ onların avukatları tarafından darp edildi. Bunu hiç kimseye parayla yaptıramazsınız, bu bir gönül bağıdır."

Uğur Günyüz, Cumhuriyet gazetesine uzun yıllar emek vermiş usta bir foto muhabiriydi. Fotoğrafları, karanlık odada yıkattıktan sonra görebildiğimiz günlerin son temsilcilerinden… Cumhuriyet’te 1 Ocak 2018’de yayımlanan anılarını okurken, zihnimin bir köşesinde unutulmaya yüz tutmuş bir ayrıntıyı hatırladım. Bu, İmar Bankası ve sahibi Cem Uzan’ın, günümüz tabiriyle, Cumhuriyet’e çökme girişimiyle ilgili özel bir anıydı.

“Buradan emekli olduk, çocuklarımızı buradan büyüttük biz; hiçbir zaman para değildir mevzu. Ben de bu gazetede çalıştığımda emekli olana kadar çok gitmek istemişimdir, ama gidemezsin. Mümkün değil gidemezsin çünkü ne Milliyet ne Hürriyet hiçbir gazete sana bu çalışma şartlarını sağlamaz. Bakın, kimse nankörlük yapmasın ben bunu üstüne basarak söylüyorum. Evet kızabilirler, benim iki defa tazminatım yandı, ne yapayım ben şimdi? Evet bu gazete çok zor günler geçirdi ama bu gazete bize mücadeleyi öğretti. Gazete iflas etti. Kayınpederim benim dedi ki “Evini topla bize yerleş”, çok arkadaşımız öyle evini toplayıp annesinin babasının evine taşındı o zamanlar. Ama hiç kimse pes etmedi. Biz gazetedeki en büyük mücadelelerden bir tanesini Cem Uzan’ın adamlarıyla gelip gazetenin makinelerine el koymaya kalktığı zaman o demir kapının önünde, üzerinde durduk hepimiz mücadele ettik o kapıyı açamadılar. Hatta bir arkadaşımız ki ismini rahatlıkla verebilirim Remzi Gökdağ onların avukatları tarafından darp edildi. Bunu hiç kimseye parayla yaptıramazsınız, bu bir gönül bağıdır. Ben hep bunu söylerim, çocuğuma da aynı şekilde anlatmışımdır bu gazete bambaşka bir gazete.”

O günü ve olayı çok iyi hatırlıyorum. İmar Bankası’ndan aldığı borcu ödeyemeyen gazetenin kapısına bankanın avukatları dayanmıştı. Yanlarında getirdikleri polisler eşliğinde gazeteyi teslim almaya gelmişlerdi. Biz çalışanlar da avukatları gazeteye sokmamaya kararlıydık. Gazetenin kapıları hızla kapandı, demir parmaklıklara zincirler takılıp kilitlendi. Avukatlar çilingir çağırarak kapıyı açmaya çalışırken, o anın en çarpıcı sahnelerinden biri yaşandı. Berat Günçıkan‘ın zincirleri sımsıkı kavrayan elleri, avukatların müdahalesiyle kapıya sıkıştı. Berat, tüm gücüyle direnirken, ben ve birkaç arkadaşım demir kapıyı aşarak avukatlarla yüz yüze geldik. Tartışma büyüdü, kısa süre içinde itiş kakışa dönüştü. Polisler araya girerek bizi uzaklaştırmaya çalıştı. Ve tüm bu yaşananları, kaosun tam ortasında, objektifiyle belgeleyen kişi Uğur Günyüz’dü.

Uğur’un anlattığı İmar Bankası’nın Cumhuriyet’i ele geçirme olayının perde arkasında 1991 yılında yaşanan Cumhuriyet Depremi vardı. Bu olay uzun yıllar konuşuldu, tartışıldı, hatta Hasan Cemal o günleri kitaplaştırdı.

1992’de Cumhuriyet’te yaşanan İmar Bankası olayı

5 Kasım 1991’de, Cumhuriyet gazetesi yönetiminde temel ilkelerden sapma olunca, başta İlhan Selçuk olmak üzere 79 çalışan istifa etti. İstifalar çığ gibi büyüdü. Gazetede neredeyse haber yazacak kimse kalmamıştı. O dönemde yaşananlar en çok Cumhuriyet’e zarar vermişti. 115 bin okurdan çoğu da tepki olarak, “Cumhuriyet okumuyorum çünkü Cumhuriyet okuruyum” boykotu başlatınca gazetenin satışı 35 bine düştü. Gazetenin kapısına her gün alacaklılar yığılıyordu. Onlardan biri de İmar Bankası’ydı.

İmar Bankası’ndan alınan 44 milyarlık kredi, ayrılanların yaklaşık 6 milyar tutan tazminatları ve çalışanların 2,5 milyarlık maaşları ödenecekler listesini oluşturuyordu. İmar Bankası’nın sahibi Uzan ailesinin medyada etkin bir güç olma hayali ise gazetenin üzerinde Demokles’in Kılıcı olarak sallanıyordu.

Tirajın düşmesiyle birlikte Hasan Cemal ve ekibi zorlandı, gazeteyi çıkaramadı ve çareyi Cumhuriyet’ten ayrılmakta buldu. Cumhuriyet’in 18 yıllık çalışanı, 11 yıllık Genel Yayın Yönetmeni Hasan Cemal, Şubat 1992’de önce izne ayrıldı, daha sonra da kısa Sabah’a transfer olarak sessiz sedasız Cumhuriyet’ten ayrıldı.

Hasan Cemal’in istifasının üstünden kısa bir süre sonra, İmar Bankası, borçlarına karşılık haciz yoluyla gazetenin mal varlığına el koyduruyordu. Gazete yönetimi haciz işlemlerini durdurabilmek için konkordoto ilan ederken, hissedarlar gazetenin eski yazar kadrosunu göreve çağırma kararı alıyordu. Gazetenin 9 Nisan tarihli sayısında “Cumhuriyet’te Yeni Dönem” başlıklı haberle gelişmeler okura duyuruldu. (Haberi aşağıda okuyabilirsiniz.)

İlk istifa dalgasının mağdurları gazetelerine kavuşmuştu. Uğur Mumcu, İlhan Selçuk gibi bazı yazarlar gazetelerine geri dönerken, Ali Sirmen ve Oktay Akbal gibi bazıları yeni gazetelerinde kalmayı yeğlemişti. Ekonomik bunalımın aşılması için konkordato ilanının kabulünden sonra gazetenin imtiyaz hakları, gazetenin yazar kadrosunca kurulmuş bir şirkete, Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. adına Medya C’ye satıldı.

Cumhuriyert’te yeni yönetim

9 Nisan1992 Cumhuriyet
9 Nisan1992 Cumhuriyet

Haber Merkezi – Cumhuriyet gazetesinin ortakları, okurların sürekli uyarı ve isteklerini değerlendirerek 6 Kasım 1991’de gazeteden ayrılanlara dönüş kapılarını açacak bir yönetim değişikliğini gerçekleştirdi. Cumhuriyet’ten ayrılanlarla gazetede kalanlar arasında bütünleşmeyi sağlayacak önlemleri alabilecek bir yönetim kurulu oluşturdu. Geniş okur kitlesinin dileklerini göz önüne alan bu değişimle Cumhuriyet’in asıl sahibinin okurları olduğu bir kez daha kanıtlandı.

Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.Ş. Ortaklar Genel Kurulu dün yapıldı. Genel Kurul’da yeni Yönetim Kurulu şöyle oluştu: Başkan: Prof. Dr. Çetin Özek, Başkan Yardımcısı Dr. Alev Coşkun (Eski Turizm ve Tanıtma Bakanı). Av. Atillâ Coşkun, Erol Erkut (Gazetemiz Mali İşler Müdürü), gazetemiz ortaklarından Lale Tokuş da Yönetim Kurulu üyeliklerine seçildiler. Denetçiliğe Nezih Neyzi getirildi. Cumhuriyet’in İstanbul Cağaloğlu’ndaki binasında dün saat 11:00’de başlayan Genel Kurul toplantısına ortaklar ve vekilleri katıldı. Gazetenin ortağı ve murahhas üyesi Emine Uşaklıgil, yönetim kuruluna girmedi. Uşaklıgil daha sonra, gazetedeki görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bu arada, 6 Kasım 1991’de Cumhuriyet’ten istifa eden İlhan Selçuk da, dün gazeteye gelerek, Cumhuriyet’in hak ettiği yeri alması için, kendisiyle birlikte ayrılanların yuvaya dönüşlerini sağlayacak değişikliği olumlu karşıladığını belirtti.

Murahhas Üye ve Müessese Müdürü Emine Uşaklıgil istifa gerekçesini açıklarken şöyle dedi: “Cumhuriyet Gazetesi’nin çalışanı, yöneticisi ve hissedarı olarak yürüttüğüm görevlerimden ayrıldım. Diğer hissedarların farklı bir anlayışla gazeteyi yönetmek istemeleri nedeniyle bu karan aldım. Gazetemizin bu güç günlerinde büyük destek olan tüm okurlarımız ve çalışanlarımıza teşekkür ederim.”

Yazı İşleri Müdürü Okay Gönensin de istifasını şöyle gerekçelendirdi: “Cumhuriyet Gazetesi hissedarlarının çoğunluğu yeni bir yönetimle gazeteye yeni bir yön vermek istediklerini belirtmişlerdir. Bu yöndeki çalışmalarını rahat yürütebilmeleri için Yazı İşleri Müdürlüğü görevimden ayrıldım. Cumhuriyet Gazetesi’nin 17 yıldır çalışanı, 11 yıldır Yazı İşleri Müdürü olmaktan büyük onur duyuyorum.”

Cumhuriyet TAŞ’nin iflas talebi kabul edildi

9Aralık1992
9 Aralık 1992 Cumhuriyet

Haber Merkezi-Istanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi dün yapılan duruşmada Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.Ş.’nin iflasına karar verdi. Cumhuriyet Gazetesi’ni çalışanlarının kurduğu Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. yayınlamaya devam edecek.

Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.Ş. 22 Ekim 1992 tarihinde “Şirketin aktifleri borçlarını karşılamaya yetmediği”, “İmar Bankası’nın süredir çalışanların kurduğu vadesi gelmemiş senetler için de Yeni Gün Haber Ajansı Basın ihtiyati haciz karan alarak icra takibine geçmiş olması ve bu arada bütün uzlaşma önerileri reddetmiş olması nedeniyle çalışanların diğer alacaklıların haklarını korumak amacıyla iflasını istemişti. İmar Bankası iflas istemine karşı çıkmıştı. Mahkeme İmar Bankası’nın istemini yerinde bulmayarak Cumhuriyet ve Matbaacılık T. A.Ş.’nin ifasına karar verdi.

Cumhuriyet Gazetesi’ni bir süredir Cumhuriyet çalışanlarının Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. yayınlıyor. İflas kararı ile birlikte bu durumda bir değişiklik olmayacak. İmar Bankası, diğer alacaklılar ve çalışanların durumu mahkeme önünde eşit bir konuma geldi. İmar Bankası’nın, Cumhuriyet çalışanlarının ve diğer alacaklıların önüne geçme girişimi de böylece başarısızlıkla sonuçlandı.

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 Terk edilmiş her kasabada böyle görüntüler belirir. Yolu düşenlere görünür, onlar uzaklaşınca toza döner.

Sanki Varmış Gibi

Terk edilmiş her kasabada böyle görüntüler belirir. Yolu düşenlere görünür, onlar uzaklaşınca toza döner.…
2

Üstü Kalsın

Memnun insan hayatla pazarlık etmez. Eksik verilenlerin kaydını tutmaz. Son kırıntıyı toplamaz. Bazı şeylerin eksik kalacağını bilir. Dünyanın kusursuz bir hizmet anlayışıyla…
3

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
5

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
6 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
7 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
8 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
9

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
10 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
‘Hoşçakal Ölüm Vadisi’
Önceki Yazı

‘Hoşçakal Ölüm Vadisi’

Cennetin Başkenti: Hawaii
Sonraki Yazı

Cennetin Başkenti: Hawaii