Bu haftaki yazımın felaketlerin ardından yazılmış karamsar bir yazı olduğunun farkındayım. İçinden geçtiğimiz zamanı hesaplamadan gelecek için planlama yapılamıyor…
John Steinbeck‘in Gazap Üzümleri adlı romanı edebiyat dünasının klasiklerindendir. 1930’ların ekonomik kriz günlerinin anlatıldığı bu roman aynı zamanda dönemin Amerika’sına da ışık tutar. Steinbeck romanında “Dust Bowl” döneminde Oklahoma’dan yola çıkan ve o günlerde “Bereketli Topraklar” olarak anılan California’ya göçeden çiftçilerin hayat hikayesini eşsiz bir dille kaleme almıştır. Joad ailesinin yaşadığı sıkıntılar çerçevesinde Amerikan halkının o zor döneminin anlatıldığı roman aynı zamanda ayakta kalma mücadelesi veren insanların, Amerikalıların öyküsüdür.
California’nın verimli üzümlerinin yetiştiği bereketli topraklardan yola çıkıp acı çekmeye devam eden insanların çelişkisinin anlatıldığı o günlerden bugüne yaklaşık 70 yıl geçti. Amerika’nın güney eyaletlerinde Steinbeck’in romanında anlatılan zorluklara benzer günler yaşanıyor. İnsanlar bir kez daha doğanın gücüne boyun eğip, yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalıyor. Varlığımızın ya da teknolojik avantajlarımızın bu güç karşısında çaresiz kaldığına tanık oluyoruz.
Uzun geçen ve hasarları kolay kolay akıllardan gitmeyecek bir Eylül yaşadık. Felaketlerin silip süpürdüğü yerleşim merkezlerinin görüntüleri unutulacak gibi değildi. Önce Katrina geldi. Florida’yı vurması beklenirken Louisiana ve Alabama’yı yerle bir etti. Jazz müziğiyle ünlü, tarihi dokusuyla eşşiz bir kenti, New Orleans’ı sulara gömdü. Yüzbinlerce kişiyi evsiz, işsiz bırakıp gitti. Ardından Rita çıktı ortaya. Henüz Katrina’nın yaralarını sarmaya çalışan bölgeler Rita’nın hışmına uğradı. ABD son bir ayda tarihinin en büyük iki doğa felaketini arka arkaya yaşadı.
Felaketler 2005 yılının Eylül ayını diğer aylardan ayırdı. Bu Eylül sanki biraz uzundu. Bitmeyecek gibiydi ama geride kaldı.
Şimdi hasarı onarma zamanı. Geleceğe bakma ve felaketlerden payımıza düşenleri hesaplama sürecindeyiz.
Katrina ve Rita’nın ekonomik bilançosu net olmasa da ortada dolaşan tahmini rakamlar var. Kimilerine göre 250, kimilerine göre 300 milyar dolardan bahsediliyor. Hesapta olmayan bu büyük rakamlar nedeniyle ABD’yi zor günler bekliyor.
Bunu görmek için ekonomist olmaya gerek yok. Kasırgalar sadece Amerika’nın doğal yapısını etkilemekle kalmadı, ekonomik ve sosyal hayatında da derin hasara neden oldu. Benzin fiyatlarındaki artış yakın bir gelecekte diğer ürünlere de yansıyacak.
Bugünlerde galonu 3 doları bulan benzin fiyatları hükümetin denetimiyle bu seviyede. Yani benzinin iyi günleri bunlar. Bu kış için galonun 5 doları bulacağından bahsediliyor. Zorlu geçecek bir kışı ise kimse düşünmek bile istemiyor. Isınma amacıyla bu kış kullanılmak için bekleyen petrol rezervlerinin büyük bir kısmının Katrina ve Rita sonrasında ortaya çıkan enerji darboğazında kullanılacağından bahsediliyor.
Kasırgaların yerle bir ettiği kentlerden gelen kötü haberlerle Washington’dan yapılan ilginç açıklamaları yan yana koyduğumuzda Amerika’yı uzun bir kış bekliyor diyebiliriz. Yaklaşık 30 yıl sonra ilk kez benzin tasarrufundan bahsediliyor. Bunu sıradan bir uzmanın ya da köşe yazarının ağzından değil, ABD Başkanı George W. Bush’tan duyuyoruz. Bazı eyaletler benzin harcamalarını kısmak için okulları tatil ediyor.
Resmi araçların zorunlu olmadıkça kullanılmaması uyarıları yapılıyor. ABD zorlu bir dönemden geçiyor. Tarihinin iki büyük felaketini bir ay içinde yaşayan Amerikalılar yeni bir kasırgayı ya da depremi düşünmek bile istemiyor.
Bu haftaki yazımın felaketlerin ardından yazılmış karamsar bir yazı olduğunun ben de farkındayım. Ancak içinde yaşadığımız günleri iyi hesaplamamız ve gelecek için planlama yapmamız gerekiyor.
Eylül ayında ABD’de yaşanan felaketler, ülke ekonomisinde hiç hesapta olmayan büyük bir darbeye neden oldu. Meksika Körfezi’ni vuran kasırgaların gücü o bölgelerde yaşayanları etkilemekle kalmadı.
Sadece bu ülkede yaşayanları değil dünyayı etkileyecek bir hasar yaşandı. Yakın bir gelecekte hepimiz Katrina ve Rita’nın hışmından payımıza düşeni alacağız.
Yaşamlarımız, o bölgelerde yaşayanlar kadar etkilenmese de ekonomik dengelerimiz değişebilir.
Sadece içinde bulunduğumuz günü değil geleceği de düşünerek yaşamakta fayda var.


USA Turkish Times Yayın Yönetmeni