Zarif bir aksesuar mı, hayat kurtarıcı mı?

Zarif bir aksesuar mı, hayat kurtarıcı mı?

Zürih’in en ünlü caddesi Bahnhofstrasse akşam saatlerine hazırlanıyor. Cadde her zamanki gibi telaşsız bir kalabalığı ağırlıyor. Hava karardıktan sonra birden ıssızlaşan caddede alışveriş yapabilmek için henüz bir kaç saat daha var. Cüzdanı kabarık Zürihliler birazdan kapanacak mağazaların içinde dengeli bir zerafetle dolaşıyor.

Burası kente gelen yabancıların da uğrak yeri. Ellerindeki alışveriş listeleriyle, trafiğe kapalı caddenin kaldırımları arasında mekik dokuyorlar.

Dünyaca ünlü markaların gösterişli mağazalarını barındıran Bahnhofstrasse’yi kesen sokaklar, hediyelik eşya mağazalarıyla da ünlü. Mağazaların hiç eksik olmayan potansiyel bir kalabalığı var. Turistler İsviçre gezisinden geriye kalabilecek anlamlı bir hediyenin peşinde.
Zurich28 600×402 Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı?

Kaliteli hediyelik eşyaların merkezi de diyebiliriz Zürih’e. Mağazalardaki ürünlerin tamamına yakınını İsviçre malı. “Made in China” etiketli ürün satmadıkları için kendileriyle gurur duyuyorlar.

İsviçre’ye gelip Çin’de üretilen bir saati hediyelik eşya niyetine almayı da zaten kimse aklından geçirmiyor. Turistler genellikle saat ve çikolataların bulunduğu alanlarda biraz daha fazla zaman harcıyor. Kimi saatlerin üstündeki imzayı okumaya çalışıyor, kimi çikolataların ambalajlarını inceliyor. Saat, İsviçre’den alınabilecek en kaliteli hediyelik eşyalardan. Ancak fiyatları malum. Çikolata ise ağızda bıraktığı mükemmel tadın dışında kalıcı bir seçim değil. Bavula girdiği şekliyle çıkması da pek mümkün olmuyor.

Hayat kurtarma lafını mecazi anlamda kullanmıyorum. Çoğu zaman gerçekten hayat kurtarıyor. Saat ve çikolatayla birlikte bu ülkeyle bütünleşen İsviçre çakısından bahsediyorum.

Bu durumda seçenekler arasında başka bir ürün öne çıkıyor. Sevdiklerine bu ülkeyi en iyi anlatan bir hediye bulabilmek için mağazaların içini dolduran turistlerin hayatını kurtaran bir ürün… Hayat kurtarma lafını mecazi anlamda kullanmıyorum. Çoğu zaman gerçekten hayat kurtarıyor. Saat ve çikolatayla birlikte bu ülkeyle bütünleşen İsviçre çakısından bahsediyorum.

İsviçre’nin adı kadar ünlü çakıları her zaman alışveriş listelerinin zirvesinde. Yerliler kadar turistlerin de gözdesi olan çakılarının sergilendiği reyonların önü gün boyu kalabalık. İsviçrelilerin Schweizer Offiziersmesser dediği, yabancıların Swiss Army Knife olarak tanıdığı çakılar aynı zamanda ülkenin gururla sunduğu bir mükemmellik, kalite ve titizliğinin de simgesi. Her İsviçrelinin bir İsviçre ordu çakısı bulunuyor. Kadın, erkek, yaşlı, genç fark etmiyor. Çakı taşımak İsviçrelilerin geleneksel bir alışkanlığı. Tren istasyonunda beklerken çakısının törpüsüyle tırnaklarını şekillendiren bayanlara rastlama ihtimali yüksek. Cep telefonlarını bu çakılarla tamir etmeye çalışanlar da sıkça gördüğüm manzaralardan. Kamplarda, dağların zirvelerine yaptığım yolculuklarda karşılaştığım çakılı İsviçrelilerin sayısı ise bir hayli fazla. Son zamanlarda taşınabilir bellek adapte edilen çakılar teknolojiyle de kolayca kaynaşmışa benziyor.

Hayat kurtaran çakılar, dünya üzerinde yapılan pekçok keşfin de vazgeçilmezi. Uzay mekiğini tamire çıkan astronatların bile yanlarından ayırmadıkları bu ürün zor anlarımda bugüne kadar beni de hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Son olarak geçen akşam ATM makinasına sıkışan kredi kartımı kurtarma operasyonumda bana verdiği destekten sonra bir kez daha gözüme girdi. Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı siz karar verin ama 125 yıldır üretilen bu çakıların sahiplerini yarı yolda bıraktığını bugüne dek hiç duymadım.

( Bu yazı 13 Eylül 2009 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.)

130909_Caki
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Şarap tadında bir yolculuk
Önceki Yazı

Şarap tadında bir yolculuk

Ve teknoloji doğayı baştan yarattı…
Sonraki Yazı

Ve teknoloji doğayı baştan yarattı…