Yerel yönetimin yetkisini arttırmayı öngören ‘Yeni İstanbul Modeli’ne şehrin eski ve yeni belediye başkanları ‘evet’ dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen: Dünyanın bütün gelişmiş ülkeleri bu modelle yönetiliyor. Biz bu konuda geç kaldık. Hükümetin çalışmalarının kısa zamanda tamamlanarak yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması gerekiyor.
İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı Bedrettin Dalan: Yerinden yönetim modeli tukakaya getirilmemeli. Yanlış bir adım atılmamalıdır. Yerinden yönetime çok rahat geçilir, çok iyi de yönetilir. Ancak geçiş dönemi dikkate alınmalıdır.
İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanmakta olan yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılmasını öngören “Yeni İstanbul Modeli “ne İstanbul’un eski ve yeni büyükşehir belediye başkanları “evet” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen, yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılarak İstanbul’un Ankara’dan yönetilmesine son verilmesini, trafik, sağlık, eğitim gibi hizmetlerin belediyelere devredilmesi gerektiğini belirterek. “Dünyanın bütün gelişmiş ülkeleri bu modelle yönetiliyor. Biz bu konuda geç kaldık. Hükümetin konuyla ilgili çalışma lan kısa zamanda tamamlayarak, yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması gerekiyor”dedi. İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı ve DYP İstanbul Milletvekili Bedrettin Dalan da Türkiye’de yerinden yönetim modelinin gelecekte kaçınılmaz olduğunu, ancak bu modele geçilirken çok dikkatli davranılması gerektiğini belirtti.
İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanan ve bu ay içinde İstanbul’da Başbakan Süleyman Demirel başkanlığında yapılacak bir toplantıyla kamuoyuna duyurulacak “Yeni İstanbul Modeli uzmanların da görüşü alınıp yasa tasarısı haline getirildikten sonra meclise sunulacak. İlçe kaymakamlarının İstanbul Valisi’nin bazı yetkilerini almasını ve İstanbul Valisi’nin yetkilerinin artırılmasını öngören modelde, yerel yönetimlere de yeni yetkilerin verilmesi bekleniyor.
Modelin, Sözen’in geçtiğimiz ay Demirel’e, İstanbul’da kentin sorunlarıyla ilgili verdiği brifing ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’le yaptığı toplantıda istediği güçlü yerel yönetim tarzına doğru bir adım olduğu belirtiliyor.
Sözen, İstanbul’un bazı sorunlarını aşabilmesi için merkezi yönetimin elindeki yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi ve büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasındaki yasal ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Baş bakanlığın 3.1.1992 tarih ve 1992/1 sayılı genelgesi ile oluş turulan Il Meclislerinin, hükümetin bu konudaki duyarlılığınin bir örneği olduğunu ifade eden Sözen, bu meclislerin İl Parlementosu’nun ilk adiminı oluşturduğunu söyledi. Sözen, “Merkezi hükümetin ağırlığının azaltılarak kamu yönetiminde yerel yönetimlere ağırlık verilmesi, yani merkezin denetiminin azaltılmasını olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Ancak bu denemenin yeterli olmayacağını da belirtmek istiyorum” dedi.
Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi durum nedeniyle bu konuda acele edilmemesi gerektiğini ifade eden Bedrettin Dalan ise. “Yerinden yönetim modeli tukakaya getirilmemeli” dedi. Yanlış bir adımın atılması halinde geriye dönüşü olmayan bir yola girilebileceğini vurgulayan Dalan, şunları söyledi:
“Dünya, yerinden yönetime doğru gidiyor. Türkiye’nin de bu yönetimi benimsemesi kaçınılmazdır. Bu konuda en büyük adım 1984 yılında metropoliten yönetim biçimiyle atılmıştır. O dönemde benim hazırladığım tasarı ile bakanlıkların yetkileri Büyükşehir’de toplandı. Yerinden yönetime çok rahat geçilir, çok iyi de yönetilir. Ancak geçiş dönemi dikkate alınmalıdır. 3194 sayılı yetkiyle plan yapma yetkisi belediyelere devredilmişti. Belediyelerin teknik altyapısı olmaması nedeniyle büyük yanlışlıklar yapıldı. Daha sonra bakanlık bu yetkiyi geri almaya kalktı. Bu gibi örnekler de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Oktay Ekinci de bir kentleşme ve uygar bir sivil toplum için yerel yönetimlerdeki monarşik yapılanmayı değil, demokratik yapılaşmayı kollayan hukuk reformuna ihtiyaç olduğunu söyledi. Ekinci, yerel yönetimlerde katılımcılık yerine tek adam egemenliğini, demokratik iş birliği yerine buyurgan yönetim anlayışını ve özerklik yerine vesayeti esas alan, bu anlamda da batı demokrasilerindeki kurallarla tümüyle çelişen yönetim tarzının yasal ve anayasal dayanaklarla hala yürürlükte olduğunu sözlerine ekledi.
16 Ekim 1992 Sayfa 3
