bern8

Ortaçağ kentinde zaman yolculuğu

BERN – 1905 yılı onun yaşamında önemli bir dönüm noktası oldu. Doktorasını o yıl aldı. Aralarında İzafiyet Teorisi’nin de bulunduğu ve bilim dünyasını altüst edecek tezlerini hazırladı. Hayatının en verimli yılını yaşadığının farkındaydı. Yaşamı boyunca 1905’i mucizelerin yılı anlamına gelen Annus Mirabilis olarak anacaktı. Eşi Mileva ile birlikte Avrupa’nın göbeğinde, ortaçağ mimarisiyle ünlü bir kente taşındılar. Kentin tarihi yapıları arasında uzanan bir caddede iki odalı küçük bir apartman dairesine yerleştiler. Dünyanın geleceğini değiştireceğinin henüz farkında olmayan bu bilim insanının adı Albert Einstein, ona hayatının fırsatlarını sunan kent ise Bern’di.

Bern’deki yaşamını devam ettirebilmesi için iş bulması gerekiyordu. Bir yandan matematik ve fizik dersleri veriyor bir yandan da kalıcı bir iş arıyordu. Kısa süre içinde İsviçre Patent Ofisi’nde teknik asistan olarak göreve başladı. 1905 yılında Zürich Üniversitesi’den doktor ünvanını almasına neden olacak tezlerini birbiri ardına yayınlıyordu. “Annus Mirabilis Papers” adlı bu çalışmaları birçok üniversitede tartışılmaya başladı. Makalelerden üçü Nobel Ödülü’ne aday gösterildi. Modern fizikte ortaya atılan problemleri çözerken atomun yapısı ve kuantum teorisi ile de ilgileniyordu.

Albert Einstein ve eşi Mileva’nın yaşadığı apartman dairesi, kentin simgelerinden biri olan ünlü saat kulesi Zytglogge’ye birkaç adım mesafedeydi. İşe giderken evinin önünden geçen tramvaya biniyor, dönüşte Bern’in tarihi sokaklarındaki küçük dükkanların vitrinlerine bakarak Kramgasse caddesindeki 49 numaralı apartmanına ulaşıyordu. Binanın ağır kapısını açıp dar merdivenden ikinci kata çıkarken belki de evrenin sınırlarına ulaşmaya çalıştığı yeni yolculuklara hazırlanıyordu. Girişin tam karşısında, caddeye bakan iki pencere bulunuyordu. Kentin buram buram tarih kokan havasını bu pencerelerden solurken bir yandan da zaman yolculuğu, uzay ve evren gibi konularda derin düşüncelere dalıyordu.

Einstein’ın yaklaşık altı yıl yaşadığı bu küçük apartman dairesi bugün Bern’i ziyaret eden turistlerin uğrak yeri. Einstein, İsviçre’nin başkenti Bern ile özdeşleşmiş durumda. Onun adına düzenlenen törenler, anma toplantıları ve paneller Bern’in en aktif etkinliklerinden kabul ediliyor ve kent yönetimi bu etkinliklere son derece önem veriyor. Bütün bu ilginin odak noktası da Einstein’ın Bern’de yaşadığı yıllar boyunca kaldığı apartman dairesi. 2005 yılında büyük bir restorasyondan sonra tekrar ziyarete açılan Einstein’ın evine gelen misafirler önce dar bir merdivenle ikinci kata ulaşıyor. Beyaz yağlı boyalı ahşap kapıdan girdikten sonra aslına uygun olarak döşenmiş mobilyalardan oluşan salona geçiyorlar. Aile fotoğrafları ve mektupların da sergilendiği oturma odası caddeye bakıyor. Sokak aynı sokak ama tabelalar ve vitrindeki malzemeler farklı. Apartmanın giriş katında yer alan ve Einstein’ın sık sık uğradığı çikolatacıda bugün bir internet cafe hizmet veriyor.

Einstein, Bern’de 6 yıl yaşadı. 1909 yılında sevdiği bu kenti terkedip Zürih’e yerleşti. Sonraki yıllarında çok daha uzaklara yolculuklar yaptı ancak yaşadığı hiçbir kent onu Bern kadar etkilemedi. ‘Hayatımın en mutlu yılları’ dediği zaman dilimini geçirdiği Bern de onu hiç unutmadı.

07 Şubat 2010 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı.

20100207 OrtacagKentindeZaman

20100207 OrtacagKentindeZaman AnaSayfa

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 gemi

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
fondue
Önceki Yazı

Fondü masasının bitmeyen tartışması

people6
Sonraki Yazı

İsviçrelilerin hedefinde Almanlar var