Yaşadıklarımızı başkalarıyla paylaşma merakı genlerimizde var. Atalarımız ilk çağlarda mağaralara çizdiği resimlerle kendini anlatmaya çalışmış, biz de dijital çağın uçsuz bucaksız derinliklerinde bu görevi yerine getiriyoruz. Sosyal medya hayatımızı değiştiriyor. Bu değişimden seyahat alışkanlıklarımız da etkileniyor. Gezilerimizi yükselen değerler, trend, konseptler belirliyor. Instagram’ın gözde yerleri turist akınına uğruyor.

Geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, 33 yaş altı insanların yüzde 41’i seyahatlerini belirlerken Instagram beğenilerini dikkate alıyormuş. Bugün benzer bir çalışma yapılsa oranın artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz ama gerçekle yalanın birbirine karıştığı sanal dünyada gördüklerimizin “gidilmesi gereken cennetler” olup olmadığını nasıl anlayacağız?

Lempuyang Luhur Tapınagı
Lempuyang Luhur Tapınagı’nın instagram hali

Bali’de sohbet ettiğim taksiciye “Turistlerin en çok tercih ettiği yer neresi?” diye sormuştum. Saydığı yerler arasında Lempuyang Luhur Tapınağı da vardı. Bu tapınağı diğerlerinden ayıran tek özelliği Instagram’da paylaşılan fotoğraflarıydı. Su birikintisine düşen yansıma ayna etkisi yaratıyordu fakat benzer pozları verebilmek için buraya gelenler farklı manzarayla karşılaşıyordu. Ortada ne göl ne de su birikintisi var ama bu oyunun sessiz kahramanları ayna veya telefon ekranlarına yansıttıkları görüntüleri çekmeye ve paylaşmaya devam ediyor.

 

Lempuyang Luhur Tapınagı’nın gerçek hali

Benzer hikayeler dünyanın farklı yerleri için de geçerli. Düne kadar adını bilmediğimiz meslekler türedi. Blogger, Influencer, Fenomen, Instagrammer, Youtuber ve benzeri pek çok “ünlü” dilediği yere talih kuşu gibi konup sessiz sakin köşelerin kaderini değiştirebiliyor. Akdeniz’in gizli cennetleri Maldivler diye tanıtılıyor, kimsenin bilmediği lavanta tarlaları aniden ziyaretçi akınına uğruyor, yaklaşmaya cesaret edemediğimiz uçurumlarda poz telaşındakiler sıra bekliyor.

Acaba sanal alemin “büyüleyici” manzaraları birilerinin yarattığı hayal olabilir mi? Unutmayın, sosyal medya kurallarını beğeni ve takipler belirliyor. Dünyanın dev şirketleri, hatta bazı ülkelerin turizm bakanlıkları pazarlama stratejilerini bu trendlere göre hazırlıyor. Sonuçta içtenlikle beğenip gönderdiğimiz kırmızı kalpler karşılıksız sevginin, hayal kırıklığının sembolleri olabiliyor.

Günümüz seyahat anlayışının en yaratıcı örneklerini sergileyen kentlerinden biri de Dubai. Turizmdeki başarısını dijital trendlere borçlu kenti geçtiğimiz yıl 16 milyon turist ziyaret etmiş. Onların seçimi tesadüf değil. Başarının sırrı seyahat pazarının isteklerine göre yenilenmek.

Instagram’da en çok paylaşılan dünya kentleriyle ilgili 2019’da yapılan bir araştırma Dubai’nin yakaladığı rüzgârın rastlantı olmadığını ortaya koyuyor. Londra, Paris ve New York’tan sonra Dubai en çok etiketlenen 4’üncü kent olmuş. Aslında sıralamada “Nice” de var ama İngilizce “güzel, hoş” anlamına gelen kelime Fransa’nın Nice kentiyle karıştırılıyor.

Araştırmanın püf noktası sıralamada 5’inci olan kent, yani İstanbul. Benden duymuş gibi olmayın ama geçmişte Instagram’ın en çok etiketlenen kenti, az farkla da olsa unvanını Dubai’ye kaptırdı. Boğaziçi, yemek ve kedi fotoğrafları eşliğinde İstanbul paylaşımlarının artmasını, şehrimizin eski parlak günlerine en kısa zamanda geri dönmesini diliyorum…

Dubai’ye gelenler “Instagram turu” yapmadan kentten ayrılmıyor. Yolunuz buraya düşerse, sosyal medyayla da haşır neşirseniz size birkaç önerim olacak. Bildiğimiz klasik turlardan farksız gibi görünse de Instagram’ın gözde mekanlarından paylaşacağınız fotoğraflarla popülaritenizi arttırabilirsiniz. Tahmin ettiğiniz gibi paylaşımların dörtte birini yemek fotoğrafları oluşturuyor. En çok tercih edilen yerler ise plajlar. 148 katlı Burc Halife’de poz vermeyen turistlerin Dubai gezisi geçerli sayılmıyor. Dev çerçeveyi de unutmamak lazım. Yüksekliği 150, genişliği 93 metre olan çerçevenin kuzeyinden Burc Halife’yi, güneyinden eski şehir manzarasını yakalayabilirsiniz. 50 milyon çiçeğiyle dünyanın en büyük çiçek bahçesini de listenize ekleyin. Zamanınız kalırsa baharatçılar çarşısını görebilir, kaldırımlardaki milyon dolarlık arabalarla fotoğraf çektirebilirsiniz. Instagram kullanıcıları için altyapı hazır, siz bütçenizden haber verin. Bahsettiğim yerlere gidip hala beklediğiniz sayıda kırmızı kalplere ulaşamadıysanız “Selfie Krallığı”nı deneyin. Turistler için özel olarak hazırlanan stüdyoda profesyonel fotoğrafçılardan destek alabilirsiniz.

Bu mekanları Instagramcılar için yazdım. Anı yaşayıp, gördüklerinin keyfini çıkaranlara sözüm yok. Onlar gittiği her yerde kendini mutlu hissedebilen şanslı azınlık. Zaten yolculukların amacı da bu değil mi? İçinizden geldiği gibi gezin, yaşadığınız her anın tadını çıkarın, gerisi koca bir yalan.

Bu yazı 27 Şubat 2020 tarihinde Cumhuriyet‘te yayınlandı. Diğer Pazar Yazılarım

CUMHURİYET 27 ŞUBAT 2020 SAYFA 10