İnönü: Basının durumu çok kötü

İnönü: Basının durumu çok kötü

03/06/1991

SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, Türk basınının içinde bulunduğu ekonomik durumun “çok kötü” olduğunu belirterek bunun asıl nedeninin ANAP hükümetinin uygulamalarından kaynaklandığını söyledi. Ankara’da kendisini ziyaret eden TGS yöneticileri ve gazetecilerin anlattıklarını “hayretler içinde” dinlediğini söyleyen İnönü, gazete işverenlerine çağrıda bulunarak “Herkese ‘haksızlık etmeyin’ diye yazan çizen gazeteler önce kendilerine haksızlık etmesinler” dedi. İnönü, “Sizin adınızı taşıyan gazetelerinizin, sizin en değerli elemanlarınız olan çalışanlarınıza insanca davranın. Onların bugünkü durumdan dolayı perişan olmalarını engelleyecek önlemleri alın” diye konuştu.

İstanbul’da dün Kadıköy Caddebostan-Dalyan arasında yaptırılacak sahil bandının temel atma törenine katılan İnönü, gazetecilerin “Türk basınının durumu” ile ilgili sorularını yanıtladı. Gazetecilerin “Aylardır maaş alamayan gazete çalışanları” ve “Uzun süredir devam eden ve son günlerde başka gazetelerin uygulamalarıyla da artan işten çıkarmalar” konusundaki sorularına karşı “Bunları yansıtmanız, anlatmanız, sesinizi duyurmanız lazım” diye yol gösterdi. Günaydın, Tercüman, Güneş, Tan, Fotospor çalışanlarının 6-7 aydır maaş alamadıklarını ve evlerine haciz gelenler, içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı nedeniyle çaresizlikten ağlayanlar olduğunu öğrenen İnönü, şu görüşleri dile getirdi:

“Dediğim gibi bunları iyi duyurmak gerekiyor. Basın, başka her kuruluşun sorunlarını rahatlıkla dile getirirken kendi sorunlarını açıkça dile getiremiyor. Bir yerde ödeme yapılamıyorsa bunu duyuyoruz, ama basında maaş alamayanları pek duyamıyoruz.”

Önceki gün Ankara’da Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara Şubesi yöneticileri ile gazete çalışanlarının kendisini ziyaret ettiklerini bildiren İnönü, “Hayretle dinledim, dinliyorum. Bunu duyurmak lazım ve şart. Ne zaman para alacaklarını bir protokolle belirlemek şart. İleride bir gün hiç temenni etmiyorum, ama o gazete kapatılırsa arkadaşların milyonlarca lira alacakları var. Nereden alacaklar bunu? Buna güvence getirmek şart” dedi. Basını “demokrasinin güvence ve dayanağı” olarak gördüklerini de kaydeden İnönü konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Basında çalışanlara bir güvence getiremezsek o zaman, basın görevini yapamaz hale gelir. Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet te çıkarmalar var. Bunları söylüyorsunuz, ama bunları duyurmak lazım. Genel bir bunalım yaşıyor basın. Çeşitli nedenleri var, hepsi aynı değil. Güneş’in, Günaydın’ın basın dışındaki bir sermaye çevresinin buraya girmesi, kendi sıkıntılarını basında çalışanlara yansıtması… Hükümetin de bunlara hiç ilgi göstermeden seyretmesi… Öte yandan öbür gazetelerin çalışanları çıkarması genel ekonomik bunalımdan kaynaklanıyor. Bugün Türkiye’de genel ekonomik bunalımın kökü bugünkü hükümetin politikalarından kaynaklanmaktadır.”

SHP lideri İnönü, TBMM’ye bir “işsizlik sigortası” önerisi getirdiklerini belirterek “yargu hakkı” tanınması gerektiğini söyledi.

Gazete işverenlerine “çağrı”da bulunan inönü, basının içinde bulunduğu durumun “çok kötü” olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Sizin adınızı taşıyan gazetelerinizin, sizin en değerli elemanlarınız olan çalışanlarınıza insanca davranın. Onların bugünkü durumdan perişan olmalarını engelleyecek önlemleri alın. Protokolleri yapın kendileriyle. Güvence altına alın. Bugünkü kayıplarını ödeme yolu getirin. Bu bekleme esnasında da çalışanlarınıza yardım yolu, onlara yaşama imkânı verin. Çünkü sizi yasatan onlar,”

İnönü: Basının durumu çok kötü
İnönü: Basının durumu çok kötü - REMZİ GÖKDAĞ

3 Haziran 1991 Sayfa 3

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Semra Hanım gazetemizde
Önceki Yazı

Semra Hanım gazetemizde

İstanbul'da liselilerin pilav, aşure günü
Sonraki Yazı

İstanbul’da liselilerin pilav, aşure günü