İstanbul Anakent Belediye Başkanı Nurettin Sözen’in “Sularınızı kaynatmadan içmeyin” uyarısından sonra, temiz içme suyu bulma derdine düşen İstanbullular çeşitli yollara başvurdu. Kimileri suları kaynatarak mikroptan arındırmayı denerken, bazıları da kaynak sularına yöneldiler. Sözen’in, su şebekesindeki çatlaklar nedeniyle, içme suyuna mikrop karıştığı yolundaki açıklamasından önce pek tanınmayan su filtreleri, İstanbulluların ilgisini çekti. Kısa sürede çeşitli modelleriyle mağazaların vitrinlerini süsleyen su filtreleri son zamanlarda ispirto tezgâhlarında satılır oldu.
Belediyenin 22 şirketinden biri olan ve Hamidiye Kaynak Sularını tekrar işletmeye hazırlanan Hamidiye Kaynak Sulan A.Ş. Ge nel Müdür Vekili Murat Göztoklusu, bu çeşitlilik içinde, kullana-cağı filtreyi seçmekte güçlük çeken yurttaşları uyararak, evine su filtresi almak isteyenlerin dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Göztoklusu, evine su filtresi almak isteyen tüketicilerin nelere dikkat etmesi gerektiğini şöyle sıraladı
Genellikle filtrelerde kimyasal arıtımda kullanılan aktif kar bon maddesi tanecikleri (granular) veya katı blok (Solid block) biçiminde olur. Katı blok olanlar daha etkin, özellikle daha küçük miroorganizmaları tutma yetenekleri dolayısıyla daha yararlıdır.
Bazı filtrelerde kullanılan arıtma maddelerinin değişik sakıncaları olabilir. Örneğin bizde birtakım cihazlarda suyu yumuşatmak ve klorunu almak için kullanıldığını gördüğümüz reçine maddesi kanserojen etkisinden dolayı birçok ülkede yasaklanmış tır. Tüketicilerin bu konuya dikkat etmesi gerekir.
Özellikle kanalizasyon sızıntısı nedeniyle biyolojik kirlenmeye maruz kalmış suları kullanan yurttaşlar ya filtreden fiziksel ve kimyasal arıtımla çıkmış suları kaynatarak mikroplarını öldürmek da anıtım yeteneği aramak durumundadır. Biyolojik arıtımda kullanılan yöntemler gümüş iyonla veya son zamanlarda piyasaya çıkan kızılötesi (ultraviyole) ışınlarıyla arıtma yöntemleridir.
Alınacak her filtrenin belli yararları vardır. En basit bir kum filtresi bile en azından kaba bir fiziksel arıtma yapabilir. Ancak filtre alan tüketici cihazın yetenekleri konusunda yeterli bir bilgisi yoksa gereksiz bir rahatlık içinde farklı kirlenme türleri konusunda gerçekte bu yeteneğe sahip olmayan filtresine güvenerek tedbirsiz hareket edebilir. Bu yüzden suyundaki kirlenme türleri ve filtresinin yetenekleri konusunda kendisini bilgilendirmelidir.
Filtrelerle ilgili çeşitli kamu kuruluşları veya üniversite laboratuvarlarından alınan tahlil raporlarını da tek başına yeterli saymadan özenle incelemeleri gerekir. Örneğin tahlile giren suyun nitelikleri bilinmeden filtreden geçen suyun renksiz, kokusuz, berrak ve hatta temiz olduğunun belirtilmesi yetersizdir. Değişik kirlenme türlerine maruz kalmışsa türleri ayrı ayrı tahlil edilip, tahlil raporunun kapsamı açık biçimde görülmelidir.
11 Mayıs 1990 Sayfa 8
