Ülkelerin dış politikalarını her ne kadar siyasi iktidarlar belirlese de uygulamalardaki stratejik adımların ağır sorumluluğu genellikle Dışişleri Bakanlığı’nın üzerindedir. Durgun dönemlerde rutin giden ilişkiler kriz anlarında uluslararası karabasana dönüşebilir.
Yanlış bir söz, olumsuz bir tavır geriye dönüşü zor adımların atılmasına neden olabilir. Bakanlığın tecrübeli bürokratları Türkiye’nin uluslararası alanda uygulayacağı dış politikanın korunmasında önemli rol oynar. Her başkent, Türkiye açısından dikkatle ilgilenilmesi gereken bir sorumluluk alanıdır. Ancak bu başkentlerin içinde bir tanesi Türkiye’nin dış politikasında ayrıcalıklı bir öneme sahiptir. Bu başkent Washington’dur. Buraya atanan Büyükelçiler temsil ettikleri ülkenin en yetenekli ve tecrübeli bürokratları arasından seçilir. Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu da bu başarılı büyükelçilerimizdendir.
Loğoğlu, yaklaşık dört yıl boyunca yürüttüğü bu görevi yakında bir başka başarılı büyükelçiye, Nabi Şensoy’a devredecek. Görev süresi boyunca titiz çalışması ve yapıcı diyaloglarıyla Türkiye ile ABD arasında zor dönemlerin aşılmasında önemli bir rol oynamıştır. 11 Eylül, Ankara’dan çıkmayan tezkere kararı, savaş ve Kuzey Irak sorunlarını düşünecek olursak ABD ile Türkiye arasında özellikle son iki yılda gergin dönemler yaşandı. Kimilerine göre bu süreç ‘iplerin kopma noktası’ olarak adlandırıldı. Bu dönemde Büyükelçi Loğoğlu’nun yürüttüğü politika Türkiye’nin çıkarlarına yardım etmiştir. Kendisinin ve eşi Mevhibe Loğoğlu’nun ABD’deki Türk toplumuna gösterdikleri yakın ilgi ve yapıcı tavırları bizler tarafından her zaman hatırlanacak.
4 ay bekleyen kararname
Türkiye’nin siyasi hayatındaki değişimden Dışışleri Bakanlığı en az etkilenen kurum olsa da yaşanan gelişmelerde siyasi iktidarın rolü her zaman ağır basmıştır. Geçtiğimiz günlerde kabul edilen Büyükelçiler Kararnamesi’nde buna bir kez daha tanık olduk.
Yaklaşık dört aydır bekleyen bu kararname ile ilgili olarak Ankara kulislerinden kulağımıza gelenler şöyle: Kararnamenin gecikmesindeki en önemli etkenin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki çekişme olduğu söyleniyor. Bize ulaşan bilgilere göre Başbakan Erdoğan, Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu’nun bir yıl daha görevinde kalmasında ısrar ediyordu.
Gül ise Şensoy’un Washington’a atanmasını, Loğoğlu’nun da merkeze dönmesini istiyordu. Sonunda Gül, Erdoğan’ı ikna etti ve Washington büyükelçiliğine Gül’ün istediği gibi Büyükelçi Nabi Şensoy atandı.
Şensoy’un Washington’a atanmasına onay veren Erdoğan, kararnameyi kendisinin ABD’ye gittiği gün Çankaya Köşkü’ne yolladı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de kararnameye onayladı.
Moskova’dan Washington’a
Washington Büyükelçiliği görevine atanan Nabi Şensoy, Dışişleri Bakanlığı’nda görev alan tecrübeli bürokratlarımızdan. Moskova Büyükelçiliği görevinde de bulunan Şensoy, 1998 yılında Türkiye’nin dış politikasında yaşanan en büyük krizlerden biriyle yüzleşmiş, hassas politikasıyla bu dönemde Türkiye’nin çıkarlarını korumuştur. Kendisiyle, 1998 yılında o dönemde görev yaptığım Moskova’da tanışmıştık.
Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Suriye’den dışlandığı ve kendisine kalacak başka bir ülke aradığı günlerdi ve nerede olduğu Türk istihbaratı tarafından yakından takip ediliyordu. Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, bazı gazetelerin üst düzey yöneticilerinde Öcalan’ın Moskova’da olduğunu söylemiş, bu haber kısa sürede Moskova’da yaşayan bizlere ulaşmıştı.
Öcalan’la başlayan Ankara-Moskova Krizi birkaç hafta devam etti. Türkiye, Öcalan’ın teslim edilmesini istiyor, Moskova ise inanılmaz bir biçimde ‘Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum’ oyunu oynuyordu. İşte bu günlerde Moskova Büyükelçisi Nabi Şensoy’a büyük görev düştü.
Öcalan’ın Rusya tarafından korunmasının iki ülke ilişkilerini tamir edilemeyecek biçimde zedeleyebileceğini Rusya’nın hükümet yetkililerine anlatma görevi Şensoy’a aitti.
İki ülkenin başbakanları arasında zaman zaman gerilime neden olan iletişimin kurulması ve yürütülmesi de Şensoy’un sorumluluğundaydı. Krize sonunda bir çözüm bulundu. Rusya, Öcalan’ı kelimenin tam anlamıyla kovdu.
Nabi Şensoy, bu dönemde uygulanan Türk dış politikasının önemli bir ismi olarak anıldı.
Kariyerinin ilk yıllarında New York’ta genç bir diplomat olarak bulunan Şensoy, Turgut Özal döneminde Madrid ile başlayan, Moskova ile devam eden büyükelçilik görevini Washington’da sürdürecek.
Kendisine yeni görevinde başarılar diliyoruz.


USA Turkish Times Yayın Yönetmeni