Beyazıt meydanını arıyor

Beyazıt meydanını arıyor

29/03/1991

İstanbul’un en önemli meydanı, 65 yıldır kimliğini bulamadı.

Şehrin tarihindeki önemli olaylara sahne olan Beyazıt Meydanı, 1926 yılından beri yerel yönetimlerin ilgisini’ üzerinde topladı. Yaz-boz tahtasına dönen meydan, şu sıralar yeni bir projeyle karşı karşıya.

Cumhuriyet döneminde her belediye yönetimi tarafından yapılan imar değişikliklerinden payına düşeni alan Beyazıt Meydani 65 yıldır kimliğini bulamadı. 1926 yılında dönemin İstanbul Valisi Haydar Bey’in meydan ortasına bir havuz yaptırmasıyla başlayan düzenleme çalışmaları irili ufaklı değişikliklerle bugüne dek sürdü. Yaz-boz tahtasına dönen Beyazıt Meydanı için son olarak Büyükşehir Belediyesi de yeni bir proje geliştirdi.

Son dönemde artan seyyar satıcıları meydandan çıkaramayan Eminönü Belediyesi’nin bir bölümünü otopark olarak kullanmasıyla tarihine yabancılaştırılan Beyazıt Meydanı, zamanla bir uçtan diğerine güçlükle gidilebilen, kentin bütün kaosunu yansıtan bir görünüm aldı. Çevresindeki yoğun alışveriş merkezleri nedeniyle fonksiyon karmaşası yaşayan meydanda yaya hareketi önemli ölçüde kısıtlandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce meydanda yaklaşık 40 bin metrekarelik alanda yapılan düzenleme çalışmaları önümüzde- ki günlerde tamamlanacak. Yapılan çalışmalarla mevcut döşeme dokusu korunarak onarıldı. Meydana hazır büfeler, küçük satış birimleri, sıralı satış birimleri, sabit oturma elemanları ve çiçek havuzları yerleştirildi, Ordu Caddesi kenarında otopark olarak kullanılan alan yayaların kullanımına açıldı.

Önemli tarihi olaylara sahne olan meydan, cumhuriyet döne- minin ilk yıllarında yolları düzeltilip ortasına iki fıskiyeli havuz yerleştirilmesiyle önemli düzenleme çalışmalarına sahne oldu. 1940’lı yıllarda meydandaki baraka ve dükkanlar yıkılarak alanı genişletme çalışmaları ya- pildi. 1950’lerde Beyazıt Meydani tarihinin en büyük değişimi- ne sahne oldu. 1957’de kentin çeşitli semtlerinde büyük yıkımlar yaşanırken Beyazıt Meydanı da payına düşeni aldı. Meydan- da yeni yollar açılırken bu yollar meydan seviyesinin altına alındı ve meydandaki ağaçların bir bölümü kesildi. 1926’dameydana inşa edilen oval havuz da 1957 yıkımlarında yok edildi. Bazı tarihçiler ve bilim adamları bu çalışmalarla meydanda tarih katliamı yaşandığını ve alanın bütün özelliklerini yitirdiğini söylüyorlardı.

Beyazıt Meydanı’nda büyük değişimlerin yaşandığı 50’li yılların sonlarında araştırmacı ve tarihçi Reşat Ekrem Koçu, yapı- lan düzenlemeleri meydanın yok edilmesi için büyük bahane olarak tanımlıyor, çalışmaları kent görünümünde “Halep Çıbanı” izi yaratacağını söylüyordu. Koçu, çalışmaları “meydanda yapılabilecek gösterileri Menderes yönetiminin engellemesi” olarak nitelendiriyordu.

Beyazıt’ta doğan mimar ve şehirci Haydar Karabey de hiçbir yöneticinin, kentin yüzyıllar boyu tanık olduğu tarihsel süreci sindirerek oluşmuş dokusunu değiştirmeye hakkı olmadığını, meydanın yerel yöneticiler tarafından sömürüldüğünü söylüyor. İstanbul’un çeşitli semtlerindeki yıkımların hızla sürüp gittiği 1958’de greyderlerin, Bizans sarayına ait mermer sütunları önüne katarak Aksaray’a doğru yokuş aşağı sürüklediğine tanık olan mimar Haydar Karabey meydanla ilgili bir anısını şöyle anlatıyor:

“Beyazıt’taki evimizin bir bahçıvanı vardı. Aynı zamanda Beyazıt Meydanı’ndan sorumlu Park Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışan alelade bir bahçıvan. Çapa, kazma, kürek, hortumuyla bahçemize gelen bu adam bir gün yok oldu. İntihar etmiş. Eliyle, emeğiyle yıllarca yetiştirip baktığı Beyazıt Parkı’nın ağaçlarının istimlakler sırasında dozerlerle yok edilmesine dayanamayıp kezzap içerek intihar etmiş. Bir lanetlenme olsa gerek ki Beyazıt Meydanı o gün bugün toparlanamadı.”

1957’de Sedat Hakkı Eldem’ in projesini değiştirerek uygulayan belediye 1960 yılında mimar Turgut Cansever’in projesini kabul etti. 27 Mayıs 1960 tarihinde yönetime gelen Milli Birlik Komitesi de projenin uygulanmasını istedi. Uygulama çalışmaları devam ederken 7 Mart 1961’de Belediye Meclisi’de uzun süren görüşmelerden sonra nazım plan hazırlandıktan sonra Beyazıt Meydanı’nın düzenlenmesinin doğru olacağı görüşü ağırlık kazandı. 1963 yılında Turgut Cansever’in hazırladığı proje değiştirildi ve kendisi görevden alınarak çalışmaları Belediye Planlama Müdürü Erdogan Celasun yürüttü.

Yaklaşık 30 yıl sonra Beyazıt Meydanı düzenleme çalışmalarinin mimarı Turgut Cansever, kendi projesinin tamamının uygulanmadığını belirtti. Projenin ana çizgilerinin uygulanmasına karşın bazı eksikliklerin olduğunu belirten Turgut Cansever, en çok eleştiri aldığı basamak sistemi konusunda şunları söyledi:

“Böylesine büyük ve eşsiz tarihi yapılarla çevrili bir meydanda eğim olmamalıydı. Üniversite kapısı ile Ordu Caddesi arasında 9.5 metrelik bir eğim vardı. Bu eğim 3 katlı bir apartmana eşittir. Önemli olan halkın meydandaki sanat eserleriyle bütünleşebilmesidir. Setler yaparak buradaki mimari yapıları yücelttik. Onların meydanla uyumunu sağladık” diye konuştu.

Geçen 30 yıl içinde yönetime gelen belediye başkanları meydanla ilgilenmeye devam ettiler. Son olarak Nurettin Sözen de meydanın özelliğini yitirmek üzere olduğunu belirterek otoparkı kaldırıp tarihi çınaraltı çay bahçesini yeniden canlandırmayı düşünüyor.

Sonuç olarak 65 yıldır üzerinde çalışılan Beyazıt Meydanı, yerel yöneticilerin uğraştığı bir yer haline geldi. Kimilerine göre kentleşme, kimilerine göre köyleşme olarak değerlendirilen İstanbul’un gelişimi Beyazıt Meydanı’na da yansıdı. Meydanda ağaçları yetiştiren bahçevan ile greyderleri sokan yönetici, düzenleme çalışmalarına emeği geçen mimarlar, toplumsal değişim için can veren öğrenciler, kuş yemi satıcısı, kendini pazarlayan turist kadın manzaraları ile Beyazıt Meydanı kentin tarihi gelişimindeki canlılığını koruyor.

Beyazıt meydanını arıyor
Beyazıt meydanını arıyor - REMZİ GÖKDAĞ

29 Mart 1991 Sayfa 3

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 Terk edilmiş her kasabada böyle görüntüler belirir. Yolu düşenlere görünür, onlar uzaklaşınca toza döner.

Sanki Varmış Gibi

Terk edilmiş her kasabada böyle görüntüler belirir. Yolu düşenlere görünür, onlar uzaklaşınca toza döner.…
2

Üstü Kalsın

Memnun insan hayatla pazarlık etmez. Eksik verilenlerin kaydını tutmaz. Son kırıntıyı toplamaz. Bazı şeylerin eksik kalacağını bilir. Dünyanın kusursuz bir hizmet anlayışıyla…
3

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
5

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
6 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
7 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
8 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
9

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
10 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
Bayrampaşa sıkıntı içinde
Önceki Yazı

Bayrampaşa sıkıntı içinde

Belediyede fire
Sonraki Yazı

Belediyede fire