İstanbul’un en önemli meydanı, 65 yıldır kimliğini bulamadı.
Şehrin tarihindeki önemli olaylara sahne olan Beyazıt Meydanı, 1926 yılından beri yerel yönetimlerin ilgisini’ üzerinde topladı. Yaz-boz tahtasına dönen meydan, şu sıralar yeni bir projeyle karşı karşıya.
Cumhuriyet döneminde her belediye yönetimi tarafından yapılan imar değişikliklerinden payına düşeni alan Beyazıt Meydani 65 yıldır kimliğini bulamadı. 1926 yılında dönemin İstanbul Valisi Haydar Bey’in meydan ortasına bir havuz yaptırmasıyla başlayan düzenleme çalışmaları irili ufaklı değişikliklerle bugüne dek sürdü. Yaz-boz tahtasına dönen Beyazıt Meydanı için son olarak Büyükşehir Belediyesi de yeni bir proje geliştirdi.
Son dönemde artan seyyar satıcıları meydandan çıkaramayan Eminönü Belediyesi’nin bir bölümünü otopark olarak kullanmasıyla tarihine yabancılaştırılan Beyazıt Meydanı, zamanla bir uçtan diğerine güçlükle gidilebilen, kentin bütün kaosunu yansıtan bir görünüm aldı. Çevresindeki yoğun alışveriş merkezleri nedeniyle fonksiyon karmaşası yaşayan meydanda yaya hareketi önemli ölçüde kısıtlandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce meydanda yaklaşık 40 bin metrekarelik alanda yapılan düzenleme çalışmaları önümüzde- ki günlerde tamamlanacak. Yapılan çalışmalarla mevcut döşeme dokusu korunarak onarıldı. Meydana hazır büfeler, küçük satış birimleri, sıralı satış birimleri, sabit oturma elemanları ve çiçek havuzları yerleştirildi, Ordu Caddesi kenarında otopark olarak kullanılan alan yayaların kullanımına açıldı.
Önemli tarihi olaylara sahne olan meydan, cumhuriyet döne- minin ilk yıllarında yolları düzeltilip ortasına iki fıskiyeli havuz yerleştirilmesiyle önemli düzenleme çalışmalarına sahne oldu. 1940’lı yıllarda meydandaki baraka ve dükkanlar yıkılarak alanı genişletme çalışmaları ya- pildi. 1950’lerde Beyazıt Meydani tarihinin en büyük değişimi- ne sahne oldu. 1957’de kentin çeşitli semtlerinde büyük yıkımlar yaşanırken Beyazıt Meydanı da payına düşeni aldı. Meydan- da yeni yollar açılırken bu yollar meydan seviyesinin altına alındı ve meydandaki ağaçların bir bölümü kesildi. 1926’dameydana inşa edilen oval havuz da 1957 yıkımlarında yok edildi. Bazı tarihçiler ve bilim adamları bu çalışmalarla meydanda tarih katliamı yaşandığını ve alanın bütün özelliklerini yitirdiğini söylüyorlardı.
Beyazıt Meydanı’nda büyük değişimlerin yaşandığı 50’li yılların sonlarında araştırmacı ve tarihçi Reşat Ekrem Koçu, yapı- lan düzenlemeleri meydanın yok edilmesi için büyük bahane olarak tanımlıyor, çalışmaları kent görünümünde “Halep Çıbanı” izi yaratacağını söylüyordu. Koçu, çalışmaları “meydanda yapılabilecek gösterileri Menderes yönetiminin engellemesi” olarak nitelendiriyordu.
Beyazıt’ta doğan mimar ve şehirci Haydar Karabey de hiçbir yöneticinin, kentin yüzyıllar boyu tanık olduğu tarihsel süreci sindirerek oluşmuş dokusunu değiştirmeye hakkı olmadığını, meydanın yerel yöneticiler tarafından sömürüldüğünü söylüyor. İstanbul’un çeşitli semtlerindeki yıkımların hızla sürüp gittiği 1958’de greyderlerin, Bizans sarayına ait mermer sütunları önüne katarak Aksaray’a doğru yokuş aşağı sürüklediğine tanık olan mimar Haydar Karabey meydanla ilgili bir anısını şöyle anlatıyor:
“Beyazıt’taki evimizin bir bahçıvanı vardı. Aynı zamanda Beyazıt Meydanı’ndan sorumlu Park Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışan alelade bir bahçıvan. Çapa, kazma, kürek, hortumuyla bahçemize gelen bu adam bir gün yok oldu. İntihar etmiş. Eliyle, emeğiyle yıllarca yetiştirip baktığı Beyazıt Parkı’nın ağaçlarının istimlakler sırasında dozerlerle yok edilmesine dayanamayıp kezzap içerek intihar etmiş. Bir lanetlenme olsa gerek ki Beyazıt Meydanı o gün bugün toparlanamadı.”
1957’de Sedat Hakkı Eldem’ in projesini değiştirerek uygulayan belediye 1960 yılında mimar Turgut Cansever’in projesini kabul etti. 27 Mayıs 1960 tarihinde yönetime gelen Milli Birlik Komitesi de projenin uygulanmasını istedi. Uygulama çalışmaları devam ederken 7 Mart 1961’de Belediye Meclisi’de uzun süren görüşmelerden sonra nazım plan hazırlandıktan sonra Beyazıt Meydanı’nın düzenlenmesinin doğru olacağı görüşü ağırlık kazandı. 1963 yılında Turgut Cansever’in hazırladığı proje değiştirildi ve kendisi görevden alınarak çalışmaları Belediye Planlama Müdürü Erdogan Celasun yürüttü.
Yaklaşık 30 yıl sonra Beyazıt Meydanı düzenleme çalışmalarinin mimarı Turgut Cansever, kendi projesinin tamamının uygulanmadığını belirtti. Projenin ana çizgilerinin uygulanmasına karşın bazı eksikliklerin olduğunu belirten Turgut Cansever, en çok eleştiri aldığı basamak sistemi konusunda şunları söyledi:
“Böylesine büyük ve eşsiz tarihi yapılarla çevrili bir meydanda eğim olmamalıydı. Üniversite kapısı ile Ordu Caddesi arasında 9.5 metrelik bir eğim vardı. Bu eğim 3 katlı bir apartmana eşittir. Önemli olan halkın meydandaki sanat eserleriyle bütünleşebilmesidir. Setler yaparak buradaki mimari yapıları yücelttik. Onların meydanla uyumunu sağladık” diye konuştu.
Geçen 30 yıl içinde yönetime gelen belediye başkanları meydanla ilgilenmeye devam ettiler. Son olarak Nurettin Sözen de meydanın özelliğini yitirmek üzere olduğunu belirterek otoparkı kaldırıp tarihi çınaraltı çay bahçesini yeniden canlandırmayı düşünüyor.
Sonuç olarak 65 yıldır üzerinde çalışılan Beyazıt Meydanı, yerel yöneticilerin uğraştığı bir yer haline geldi. Kimilerine göre kentleşme, kimilerine göre köyleşme olarak değerlendirilen İstanbul’un gelişimi Beyazıt Meydanı’na da yansıdı. Meydanda ağaçları yetiştiren bahçevan ile greyderleri sokan yönetici, düzenleme çalışmalarına emeği geçen mimarlar, toplumsal değişim için can veren öğrenciler, kuş yemi satıcısı, kendini pazarlayan turist kadın manzaraları ile Beyazıt Meydanı kentin tarihi gelişimindeki canlılığını koruyor.
29 Mart 1991 Sayfa 3
