Sevda Tepesi kurtulacak mı?

Sevda Tepesi kurtulacak mı?

28/12/1992

Dalan Araplara sattı, Sözen geri almaya çalışıyor.

Sevda Tepesi, Arap sermayesinin İstanbul’a yerleşmesinin ilk örneği. Tepeyi, 1984 yılında Suudi Arabistan Prensi Abdullah Bin Abdülaziz satın aldı. Sevda Tepesi’ne yazlık saray yapmayı planlayan Prens, sonra ilgisini kesti. İstanbul Anakent Belediye Başkanı Sözen, iki yıl önce tepeyi kamulaştıracağını açıklamasına karşın bugüne kadar hiçbir sonuç alınamadı.

Arap sermayesinin İstanbul’a yerleşmesinin ilk örneği olan Sevda Tepesi. Körfez Savaşı’ndan bu yana sessiz bekleyişini sürdürüyor. 1984 yılında Başbakan Turgut Özal’ın konuğu olarak İstanbul’a gelen Suudi Arabistan Prensi Abdullah Bin Abdülaziz in, dönemin Belediye Başkanı Bedrettin Dalan ile kendisine yazlık saray ararken gördüğü ve 800 milyon liraya satın aldığı Sevda Tepesi’nin kamulaştırılması yolunda iki yıldır süren çalışmalardan bir sonuç alınamadı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen’in iki yıl önce kamulaştırma çalışmalarının yapılacağı yolundaki açıklamalarından bu yana Sevda Tepesi ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadı.

Kamulaştırma çalışmaları için önemli maddi kaynağa ihtiyaç olduğu, bunun belediye tarafından karşılanmasının zor olduğunu belirten Sözen, gereken maddi kaynağın bulunması halinde kamulaştırma çalışmalarına başlanabileceğini belirterek. “Yabancı sermayenin Boğaz’ı parsellemesinin ilk örneği olması açısından Sevda Tepesi’nin İstanbul için ayrı bir önemi var. Gereken parayı temin edebilirsek burasını İstanbul halkının hizmetine sunacağız. Böylesine büyük bir maddi kaynağı bugüne dek bulamadık. Tek sorunumuz para” şeklinde konuştu.

Boğaziçi’nin Anadolu yakasındaki 57 dönümlük Sevda Tepesi’nin sahibi Veliaht Prens Abdullah Bin Abdülaziz, Körfez Savaşı öncesi mülkiyetindeki Sevda Tepesi’ne bir saray yaptırmak için girişimlere başlamıştı. Prof.Dr.Kemal Ahmet Aru’nun hazırladığı, Arap mİmarisine uygun saray projesini uygulamak amacıyla Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu 1990 yılının temmuz ayında girişimlere başladı. Konsolosluğun başvurusu rine Sevda Tepesi’nde bulunan ve 1964 yılından beri işletilen Ömür Tepe Restoran, Üsküdar Kaymakamı Mansur Özlüer’in emriyle. 30 Temmuz 1990 tarihinde mühürlendi. Kira sözleşmesi sürerken ve ruhsata aykırı hiçbir işlem olmadığ halde yapılan mühürleme işleminin yasalara aykırı olduğunu ileri süren restoran işletmecisi Köse ailesi yargıya başvurdu. İşletme sahiplerinin avukatı Zekai Şems, kira sözleşmesi ve ruhsata karşın yapılan mühürleme işlemini. “Suudi Arabistan Veliahti’nin şahsi isteklerine Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının feda edilmesi olarak yorumluyor. “Suudi Prens 5 yıl önce bu yeri satın aldi. Aradan geçen süre içinde mahkemeye müracaat yoluyla buranın tahliye edilmesini istemedi. Veliahtin 55 milyon Türk vatandaşından hiçbir ayrıcalığı yoktur. Bu, demokratik geliş me içinde ülkemiz için tehlikeli bir harekettir” diyordu.

Mühürleme olayından birkaç gün sonra Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan Körfez Savaşi, mühürleme işleminin unutulmasına ve Sevda Tepesi üzeüzerindeki kara bulutların dağıl masına neden oldu. Savaş, Suudi prense Sevda Tepesi’ni unutturdu.

Bu son gelişmeden sonra Sevda Tepesi için Suudi yetkililerden herhangi bir talep gelmedi.

1984 eylül ayında dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın konuğu olarak İstanbul’a gelen Suudi Arabistan Veliaht Prens Abdullah Bin Abdülaziz. Belediye Başkanı Bedrettin Dalan ile Sevda Tepesi’ni gezdi. Kendisine yazlık saray için arazi arayan Veliaht Prens, buranın satın alınması için bir emir verdi. Prensin bu emrinden sonra yaklaşık 100 yıldır Dirvana ailesinin mülkü olan 57 dönümlük Sevda Tepesi, Belediye Başkanı Dalan’ın aracılığıyla 800 milyon liraya satıldı. 2960 sayılı Boğaziçi Yasası gereği SIT alanı olan ve kamuya açık bina dışında inşaata izin verilmeyen arazi için Veliaht Prens, satın aldığı araziye yazlık sarayın yapılması için Prof.Dr. Kemal Ahmet Aru, yüksek mimar Yalçın Emiroğlu ve Altay Erol’dan oluşan ekibi görevlendirdi. Suudi Arabistan’da önemli projeleri gerçekleştirmiş olan bu ekip. Prense iki proje hazırladı. Önceleri projeleri beğenen prens, daha sonra hiçbir gerekçe göstermeden projeleri iptal etti. Prensin iptal nedeninin, daha gösterişli bir saray istemesinden kaynaklandığı belirtildi. SİT alanına inşaat yapılamayacağını bilen Prensin arazi alması ve Dalan’ın bu satışta aracılık etmesi büyük tepkilere yol açtı. Ancak özel bir uygulamayla, Anıtlar Yüksek Kurulu ve Yüksek Ekonomik Kurul’un ayrı ayrı verecekleri izinle 2960 sayılı yasaya rağmen buraya turistik tesis yapılmasına izin veriliyordu. Dönemin Belediye Başkanı Dalan, o günlerde Anıtlar Yüksek Kurulu ve Yüksek Ekonomik Kurul’un Sevda Tepesi’ne özel izin verip vermeyeceği konusunda bir soruyu şöyle yanıtlıyordu: “Henüz böyle bir karar yok ama olabilir. Olursa da çok iyi olur. Veliaht Prensi İstanbul’da kabul etmek bizim için onurdur. Bu Prensi birçok ülke kabul etmek için sarayı bile hediye ediyor. Ben inanıyorum ki Prensten sonra 1000 iş adamı İstanbul’a gelir, ev ve iş sahibi olur. Bu da ticareti getirir.”

Sevda Tepesi kurtulacak mı?
Sevda Tepesi kurtulacak mı? - REMZİ GÖKDAĞ

28 Aralık 1992 Sayfa 1

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Büyükçekmece'de çevre için yürüyüş
Önceki Yazı

Büyükçekmece’de çevre için yürüyüş

Belediye arsaları kooperatiflere
Sonraki Yazı

Belediye arsaları kooperatiflere