Hazine arsasına Hazine mahallesi

Hazine arsasına Hazine mahallesi

10/07/1991

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve çevre yollarının hizmete girmesiyle yol boyu artan yapılaşmaya belediye engel olamıyor. É-6 otoyolunda İkitelli ve Mahmutbey, kaçak yapılaşmanın en yoğun olduğu bölgelerden biri. Bir belediye yetkilisi, belediyelerin yapması gereken şeyin kaçak yapılaşma olmadan önce engellemek olduğunu belirterek “Binalar yapıldıktan sonra yıkmak çözüm değil. Her şeyin temelinde göç yatıyor,” dedi.

Hazine mahallesinin üzerinde kurulduğu arazi, 1985 yılında hazırlanan 1/5000 ölçekli İkitelli Sanayi Bölgesi planlarında “TIR parkı ve gümrük depoları” olarak planlanmış.

İstanbul’a artarak süren göç, belediye ve Hazine arazileri üzerindeki kaçak yapılaşmayı “talan”a döndürdü.

Şehircilik uzmanları, imar ıslah planları ve seçim dönemlerindeki tavizler ile arazi mafyasının yasadışı yollardan sahip oldukları arazileri satışa sunmasının gecekondulaşmayı arttırdığını belirtiyorlar.

Boğaziçi’nden sonra kaçak yapılaşmanın en yoğun olduğu bölge kentin çevreyolları. Özellikle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve çevre yollarının hizmete girmesiyle yol boyu artan yapılaşmaya belediye engel olamıyor. E-6 otoyolunun açılmasıyla kentin kuzeyine yönelen kaçak yapılaşma nedeniyle İstanbul’un Avrupa yakasında da yeni “Sultanbeyli”ler oluşuyor.

E-6 otoyolundaki kaçak yapının en yoğun olduğu bölgelerden biri, İkitelli ve Mahmutbey. Otoyolun Mahmutbey gişelerine girmeden hemen önce yol kenarına kurulan bir mahalle “otoyol gecekonduları”na canlı bir örnek. Hazine arazisini işgal etmenin bilincindeki kurdukları mahalleye uygun bir isim bulmuş: “Hazine.” Hazine arazisine kaçak binalarını yapan halk böylece kurdukları mahallenin isim sorununu da çözmüş.

1985 tarihli planlarda söz konusu alanda 28 gecekondu. Gecekondu sayısı geçen yıl artıyor ve 1991 yıinin haziran aylarında bu sayı 150’ye ulaşıyor.

Elektrik ihtiyaçlarını Karayoları’na ait bir trafodan karşılayan mahalle sakinleri, sularını da E-6 otoyolunun karşısında bulunan fabrikalardan sağlıyor. Mahalleye otoyoldan giriş olmadığı için korkulukları ve tel çiti aşmak gerekiyor. Tel çiti ve korkuluk tahrip ederek kendilerine yol açan mahalle sakinleri her türlü ihtiyaçlarını otoyolun diğer tarafındaki Soğuksu mahallesinden karşılıyor.

Tanımadıkları kişilerin mahalleye girmesine izin vermeyen halk, sorularımızı yanıtsız bırakıyor. Bütün ısrarlarımıza karin görüşme isteğimizi sert bir içimde geri çeviren mahalle sakinleri bölgeden ayrılmamızı istiyor. Otoyolun korkulukları üzerinde oynayan çocuklarla söyleşiyoruz. İki ay önce bir arkadaşlarının yoldan geçerken ezilerek öldüğünü anlatan çocuklar için E-6 otoyolu adeta bir oyun alanı.

Hazine mahallesinde oturanların bir süre önce üst geçit istemiyle belediyeye başvurduğunu söyleyen adının açıklanmasını istemeyen bir kişi, “Birkaç ay öncesine kadar su almak için günde birkaç kez caddeyi aşan halk şimdi su sorununu bir fabrikadan hat çekerek çözdü. Elektrik ihtiyaçlarını da Karayolları trafosundan karşılıyorlar. En büyük tehlike, çocukların otoyolu, oyun alanı gibi kullanmaları. Son olarak bir çocuk otoyolu geçerken bir kamyon tarafından ezilerek öldü” diyor.

Hazine mahallesinde oturanlar yolun karşısına geçebilmek için oto korkuluk ve tel çit gibi emniyet sistemlerini tahrip ederek kendilerine geçiş yolu yapmışlar. Bölgeye gittiğimizde Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait bir aracın tahrip edilen korkulukları değiştirerek yerine yenisini monte ettiklerini de görüyoruz.

Kaçak yapılaşmanın somut örneğinin yaşandığı E-6 otoyolu kenarındaki “Hazine Mahallesi” ile ilgili yaptığımız araştırmalarda arazinin 1985 yılında hazırlanan 1/5000 ölçekli İkitelli Sanayi Bölgesi planların da “TIR parkı ve gümrük depoları” olarak planlandığını görüyoruz. Yaklaşık 250 bin metrekarelik Hazine arazisini Karayolları Genel Müdürlüğü, “Merkez Bakım Tesisleri Sahası” olarak değerlendirmeyi düşünüyor.

Hazine mahallesi ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Mete Tapan, kaçak binaları yıkmakla sorunun çözümlenemeyeceği görüşünde. Belediyelerin ve merke zi yönetimin sahip oldukları arazileri korumaları gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tapan, çözümün gecekondulaşmanın başlamadan önce önlenmesinde olduğunu söylüyor. Hazine mahallesinde yapılaşmanın kentin temelinde yatan gecekondu sorununun somut bir örneği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tapan, “Belediyeye ait arazilerde yıkıma gittiğimizde desteğini göremediğimiz polis gücünü, Hazine arazilerindeki kaçak yapılaşmayı yıkmaya gittiğimizde yanımızda bulacağımızı tahmin ediyorum. Söz konusu arazide kaçak yapılaşma varsa ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesinin görevi bunu engellemektir. Belediyelerin yapması gereken şey kaçak yapılaşma olmadan önce engel olmaktır. Binalar yapıldıktan sonra yıkmak çözüm değil. Her şeyin temelinde göç yatıyor, plansız kentleşme yatıyor, plana saygısızlık yatıyor” dedi.

Büyükşehir Belediyesi İmar Daire Başkanı Mehmet Yıldız da söz konusu bölgenin 1985 yılı planlarında İkitelli Sanayi Bölgesi içinde kaldığını ve “TIR garajı ve gümrük depoları” olarak planlandığını belirtti. Bölgedeki tesislerin tamamlandığında gecekondulaşmanın da ortadan kalkacağını kaydeden Yıldız, gecekondu yıkımlarında merkezi otoritenin desteğini göremediklerini söyledi.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve buna bağlı otoyolların hizmete girmesiyle kuzeye yönelen kaçak yapılaşma yol boyunca Hazine arazilerinin hızla yağmalanmasına neden oluyor. Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan ITU Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Keskin, önlemler konusunda henüz geç kalınmadığını, kamu kuruluşlarının otoyol boyunca denetimlerini arttırmaları gerektiğini belirtti. Belediye ve merkezi hükümetin yol-n çevresindeki arazileri kamulaştırarak soruna çözüm bulunabileceğini kaydeden Prof. Dr. Keskin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Otoyol boyunca görülen kaçak yapılaşmanın gelecekte önüne geçmek mümkün olmayacak. Otoyol bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyacın kentleşme ve modeline ve arazi kullanımına olumsuz etkileri de söz konusu. Ülkemizde yolların doğurduğu plansız kentleşme birçok örneklerle doğrulanmış olduğuna göre böyle bir gelişme kentin kuzey bölgesinin tahribine neden olacaktır. Büyük ulaşım yatırımlarının doğal ihtiyacı olan kentin mevcut yerleşme sınırlarının kuzeyindeki bölgelerin arazi kullanımını arzu edilmeyecek bir şekilde etkileyecektir.”

10 Temmuz 1991 Sayfa 3

remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

Üniversiteli minibüs şoförleri
Önceki Yazı

Üniversiteli minibüs şoförleri

Dünyanın en güzel mankeni bugün belli oluyor
Sonraki Yazı

Dünyanın en güzel mankeni bugün belli oluyor