Ayna ayna söyle bana…

Ayna ayna söyle bana…

Geçtiğimiz ay Bern’in en ünlü müzelerinden birinde ilginç bir sergi düzenlendi. Sergiyi hazırlayanların ziyaretçilerden bir isteği vardı. Bilet alıp müzenin geniş salonlarında kaybolmadan önce herkesin kendine “Ben güzel miyim?” sorusunu sorması istendi. Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ziyaretçiler girişte o kışkırtıcı soruyu sessizce mırıldanmaya başladı: “Ben güzel miyim?” Bu soru aynı zamanda serginin de resmi adıydı. Müze yetkililerine göre gelenler aradıkları sorunun yanıtını çıkışta bulacaktı. Tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan güzellik malzemelerinden, modanın geçirdiği evrimin akılda kalan ürünlerine kadar pekçok eserin bulunduğu sergiyi görmeye gelenler çıkışta aradıkları yanıtı buldu mu bilinmez ama bir pazarlama harikası olan bu serginin çoktan amacına ulaştığı bir gerçek. Kentte yaşayanların bu etkinliğe ilgisi müze yetkililerinin yüzünü güldürüyor. Ancak bu ilginin sergilenen eserlere mi, yoksa yanıtı aranan soruya mı olduğu şu ana kadar resmi olarak açıklanmadı.

Sergi devam ederken güzel olup olmadıklarını öğrenmeye çalışanların dışındakiler de kendi kendilerine bir başka soruyu soruyordu: “Güzelliğini sınamak isteyenler neden bir sergiye ihtiyacı duyar?” Bu sorunun yanıtını serginin küratörü Kurt Stadelmann şöyle açıklıyor: “Aslında serginin orjinal adı ‘Güzellik nedir?’ olacaktı. Daha fazla kişinin ilgisini çekebilmek için bu adı ‘Ben güzel miyim?’ olarak değiştirdik.” Sanatı geniş kitlelere yayma başarısının son örneği olan “Ben güzel miyim?” sergisi 7 Temmuz’a kadar Bern’deki Tarih Müzesi’nde açık kalacak. Sergiyi kaç kişinin gezdiği bu tarihten sonra açıklanacak ancak gelenlerin aradıkları soruya yanıt bulup bulamadıklarını hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

Böylesine provakatif bir soruyla açılan bir sergi için başkent Bern’in seçilmesi tesadüf mü bilinmez ama İsviçrelilerin dış güzelliğe verdiği önem sır değil. Daha güzel görünebilmek için yılda 64 ton kozmetik ürün tüketen İsviçrelilerin bu amaç uğruna harcadıkları para 800 milyon lirayı aşıyor. Kozmetik ürünlere artan talebin yanında güzelleşmek için bıçak altına yatanların sayısı da her geçen gün yükseliyor. 1990’larda sadece 24 plastik cerrahın operasyon yaptığı İsviçre’de bugün 135 uzman doktor güzelleşmek isteyenlere hizmet veriyor. Güzel olmak adına dünyanın dört bir yanından buraya gelenlerin  sayısı da sürekli artıyor. “Güzellik Turizmi”nin yolcuları genellikle fazla kilolarını gizlemek için ameliyat oluyor. Onları sırasıyla göğüslerini büyültmek isteyenler, burun ve göz kapaklarını kaldırmaya çalışanlar izliyor. Estetik merkezlerinin meraklıları genellikle kadınlar oluyor. Görünüşlerini değiştirmek isteyen erkeklerin oranı ise yüzde 10-15 arasında değişiyor. Erkeklerin büyük bölümünün derdi dökülen saçları.

Aslında bu tür faaliyetleri ve yapılan harcamaları anlayabilmenin en iyi yolu bu ülkede yaşamak. İsviçreliler dış görünüşe son derece önem veren bir millet olarak biliniyor. Sürekli spor yapan, vucutlarında fazla yağ barındırmayan ve düzgün beslenmeye önem veren çoğunluk için kaliteli bir saat ya da pahallı bir çanta iç güzellikten daha çok önem taşıyor. Güzel görünmek adına yapılan harcamanın geleceğe yatırım olduğunun da farkındalar. Burada iş arıyorsanız kişisel özgeçmişinizin yanı sıra CV’nize eklemeniz gereken fotoğrafın da kilit bir rol oynadığını unutmamanız gerekiyor. “Güzellik bakanın gözündedir” sözünün burada kullanıldığını henüz duymadım ama parlak bir kariyer adına profesyonel fotoğraf stüdyolarında vesikalık fotoğraf çektirmek isteyenlerle tanıştım. Geleceğiniz hakkında karar veren kişiler için başarılı bir geçmişe sahip olmanız her zaman yeterli olmayabilir. Bunun yanında dış görünüşünüzün de ortalamanın üstünde olması gerekiyor.

Mekan İsviçre, konu da güzellik olunca yazacak malzeme çok. Sergiye dönelim; açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gören bu garip serginin bence tek eksik malzemesi var. O da büyük bir boy aynası. Geçmişten günümüze pekçok güzellik unsurunu titizlikle arayıp bulan, bu eserleri İsviçre’nin en önemli müzelerinden birinde sergilemeyi akıl edenler müzenin ortasına bir boy aynası koymayı düşünememiş. Güzel olup olmadıklarını öğrenmek amacıyla sergiye akın edenlerin aradıkları yanıtı bulacakları en uygun yer böyle bir aynanın karşısındaki alan olabilirdi.

3 Şubat 2013 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlandı.
2013_0203_ayna_ayna_soyle_bana
3_subat
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Avrupalı göçmenlerin ekmek kapısı
Önceki Yazı

Avrupalı göçmenlerin ekmek kapısı

Terkedilen kentler...
Sonraki Yazı

Terkedilen kentler…