82.yılında Cumhuriyet

82.yılında Cumhuriyet

Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Cumhuriyet seksen iki yaşına girdi. Herkese kutlu olsun! Türkiye, cumhuriyetin tarih değiştiren gücüyle yoluna devam ediyor. 29 Ekimlerde Cumhuriyetin övündüğümüz başarılarla dolu dönemlerini özlemle anmak yetmiyor.

O dönemin temeli olan fikir ve ruh birliğine de inanmak gerekiyor. 82 yıl önce 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Cumhuriyetin ilanını 20. yüzyıla taşıyacak devrimler serisi takip etti.

Cumhuriyet’in ilanı ve Türk Devrimi, yalnız Türk ulusu için değil, uygar insanlık için dikkatle üzerinde durulmaya değer bir devrimdir.

Atatürk Türk milletinin, güvenlik ve mutluluğunu garanti eden cumhuriyet değerlerine bağlı kalarak uygarlık yolunda ilerleyeceğine inanmıştı.

Biz de bu inancı gelecek nesillere taşıyacağız. ‘Dahili ve harici’ tüm düşmanlara, 82 yıl içinde binlerce soruna ve engele rağmen onun bize devrettiği özgür, demokratik, laik rejim korunmuştur.

Türkiye uğruna gözünü kırpmadan canını vermiş gençlerin, düşman kuşatması altında sırtına bebeğini bağlayıp cephane taşımış anaların çocukları olarak cumhuriyet ve ilkelerine güveni ve inancımız sonsuzdur.

Bu haftaki köşemde sizlerle Atatürk’ün cumhurbaşkanlığına seçildikten sonra yaptığı konuşmayı paylaşmak istiyorum.

82 yıl önce yapılan bu konuşmayı tekrar hatırlayalım…

Cumhuriyet rejimine 82 yıl boyunca korudukü korumaya da devam edeceğiz.

82. yıl kutlu olsun.

Nice yıllara…

Atatürk’ün cumhurbaşkanlığı konuşmasından…

“Saygıdeğer arkadaşlar, dünya çapında önemli ve olağanüstü olaylar karşısında, saygıdeğer milletimizin gerçek uyanıklığına ve şuurluluğuna değerli bir belge olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun bazı maddelerini açıklığa kavuşturmak için kurulmuş olan özel komisyon tarafından yüksek heyetinize teklif edilen kanun tasarısının kabulü dolayısıyla, Türkiye Devleti’nin zaten bütün dünyaca bilinen, bilinmesi gereken mahiyeti, milletlerarası adıyla adlandırıldı. Bunun tabii bir gereği olmak üzere bugüne kadar doğrudan doğruya Meclis Başkanlığı’nda

bulundurduğunuz arkadaşınıza, yaptırdığınız bu görevi, Cumhurbaşkanı unvanıyla yine aynı arkadaşınız, bu aciz arkadaşınıza tevcih ediyorsunuz. Bu münasebetle, şimdiye kadar hakkımda gösterdiğiniz sevgi, samimiyet ve güveni bir defa daha göstermekle, yüksek değerbilirliğinizi ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı yüce heyetinize gönlümün bütün samimiyeti ile teşekkürlerimi arz ederim.

“Efendiler, asırlardan beri Doğuda haksızlığa ve zulme uğramış olan milletimiz, Türk milleti, gerçekte soydan sahip bulunduğu yüksek kabiliyetlerden yoksun zannediliyordu.

Son yıllarda milletimizin fiili olarak gösterdiği kabiliyet, istidat ve kavrayış kendi hakkında kötü düşünenlerin ne kadar gafil ve ne kadar gerçeği görmekten uzak, görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değeri, hükümetin yeni adıyla, medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasında tuttuğu yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.

Arkadaşlar, bu yüksek rejimi yaratan Türk milletinin son dört yıl içinde kazandığı zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere kendini gösterecektir. Bendeniz, kazandığım bu güven ve itimada layık olmak için, pek önemli gördüğüm bir noktadaki ihtiyacı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, yüce heyetinizin şahsıma karşı gösterdiği sevgi, güven ve desteğin devamıdır. Ancak bu sayede ve Tanrı’nın yardımıyla, bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevlei en iyi şekilde yapabileceğimi ümit ediyorum.

Daima sayın arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir şekilde yapışarak, kendimi onların şahıslarından bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım. Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk

27.10.2005

USA Turkish Times
REMZİ GÖKDAĞ
USA Turkish Times Yayın Yönetmeni
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Kimler geldi kimler geçti...
Önceki Yazı

Kimler geldi kimler geçti…

Radikal Gazetesi Haber Arşivi
Sonraki Yazı

Wilson’ın Türk mesaisi