Korunmaya alınması gereken mezar odası talan edilirken yetkililer demir bir parmaklık dışında bir şey yapmadılar. Mezarda korunması gereken önemli kabartmalar var.
4 yıl önce İstanbul surlarının restorasyonu sırasında Silivrikapi’da bulunan Bizans dönemine ait mezar odası, içindeki lahitlerle birlikte kaderine terk edildi. Bizans İmparatoru Konstantin sonrası döneme ait olan 1600 yıllık mezar odasında 4 yıl ön ce başlayan talan, yetkili kurumların ve belediyenin ilgisizliği nedeniyle bugün de sürüyor.
Korunmaya alınması için yapılan sayısız girişimlere karşın, kapısına demir parmaklık takan ve bir daha mezara uğramayan yetkililerin ilgisizliği yüzünden mezar içindeki kabartmalı lahitlerin de yakında talan edilebileceği belirtiliyor. Sanat tarihi uzmanları, Nekrapol mimarisi tarzında yapılan lahitlerin ve duvar süslemelerinin büyük bölümünün tahrip edilmesine karşın mezar odasında hâlâ korunması gereken önemli kabartmaların olduğunu söylüyorlar.
4. yüzyılda yapıldığı belirlen, 1987 yılında İstanbul surlarının onarımı sırasında yeniden restore edilen Silivrikapı surlarının göçerler tarafından yerleşim yeri olarak kullanılması ve bu duruma belediyenin sessiz kalması, restore edilen sur ve çevresinin yeniden tahrip edilmesine yol açıyor.
Silivrikapı Polis Karakolunun hemen arkasındaki Bizans aile mezar odasına gitmek için önce bu çadırları aşmak gerekiyor. Çadırda yaşayanlar fotoğraflarının çekilmemesi şartıyla mezara girilebileceğini söylüyor. Küçüklerin “kuyu” olduğuna inandığı bu mezar odasını büyükler rahatlıkla çöp deposu olarak kullanabiliyor. Giriş kapısında demir parmaklık olan mezarın arka duvarındaki 1 metre çapındaki delikten içeriye girilebiliyor. Bu delikten içeri girildiğinde kabartmalı lahitler ve duvar süslemelerinin dışında pet şişeler, sigara paketleri ve insan pislikleri de göze çarpıyor.
Tarihçiler, yaklaşık 1600 yıllık bu tarihi esere böylesine ilgisiz kalınmasını, yapılan tüm girişimlere karşın duyarsız bir tavır olarak nitelendiriyorlar. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Mehmet İhsan Tunay, yetkililerin mezar kapısına demir parmaklık takmaktan başka bir şey yapmadığını, bu eserin korunabilmesi için en kısa zamanda Arkeoloji Müzesi’ne devredilmesi gerektiğini söyledi:
“Mezar surların restorasyonu sırasında ortaya çıktı. İstanbul: da bugüne kadar ortaya çıkmış en büyük aile mezarlığı olan bu mezarın korumaya alınması için ilgili yerlere başvurdum. Kültür Bakanlığı’ndan tespit ve tescilinin yapılmasını istedim. Bu işlemin 4 yıl önce mezarın bulunması sırasında yapılması gerekirdi. Yetkililer mezarı korumak için kapısına bir demir parmaklık koymakla yetindiler. Arka tarafından delik açılarak mezara giren kişiler tarafından mezar kapakları tahrip edilerek, duvar zar tuvalet olarak kullanılıyor. Resimleri söküldü. Şimdi de Mezarın içinde hâlâ çok önemli kabartmalar var. Bunların korunmaya alınması için hâlâ zaman var.” Tunay, mezar kabartmalarının eski eser kaçakçıları tarafından sökülüp götürülmeden önce, İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından korumaya alınabileceğini belirtti.
Mezar 4 yıl önce İstanbul surlarının restorasyonu sırasında bulundu. Dönemin Belediye Başkanı Bedrettin Dalan tarafından Türkiye Anıt ve Çevre Değerlerini Koruma Vakfı’na (TAC) ihale edilen restorasyon çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu tarafından bulunan mezar, önceleri kapısına bir nöbetçi korundu. Kapısı demir parmaklıkla kapatılan mezar, yetkili kurumların ilgisizliği yüzünden bugün kaderine terk edilmiş durumda. Geçen yıl arkasında 1 metre çapındaki mezar kapakları tahrip da bir delik açılan mezarın içine edildi, duvar süslemeleri söküldü. Silivrikapı Polis Karakoluna 50 metre mesafedeki bu mezar şimdi çevresinde kurulan göçer çadırlarında yaşayanlar tarafından tuvalet ve çöp merkezi olarak kullanılıyor.
20 Haziran 1991 Sayfa 8
