Gökyüzünün efendileri

Gökyüzünün efendileri

17/10/2021

Paranın su gibi aktığı, lüksün göz kamaştırdığı, savurganlığın yükselen değere dönüştüğü Birleşik Arap Emirlikleri’nde eskiden farklı bir hayat hüküm sürüyormuş. Çölün zorlu şartlarında yaşam mücadelesi veren kabilelerin en büyük desteği evcilleştirdikleri hayvanlarıymış. Develerini yanlarından hiç ayırmamışlar, onlara ailenin ayrılmaz bir parçası gibi bakmışlar. Deveden sonra en değer verdikleri hayvan şahinmiş.

Develeri ulaşım aracı niyetine kullanmışlar; etinden, sütünden faydalanmışlar. Evcilleştirdikleri şahinler ise kabilelerin av silahlarıymış. Şahinlerin avladığı kuşlar, sürüngenler çölün sınırlı besin kaynaklarında adeta hazine değerindeymiş. Bu yöntem yüzlerce yıl aralıksız kullanılmış. Petrol keşfedildikten sonra çöl halkının hayatı kimsenin hayal edemeyeceği şekilde değişmiş, zenginlik çağı başlamış. Gelenekler hızla unutulmuş, eski alışkanlıklar çölün kum taneleri gibi zamanın gerisine savrulmuş ama bölge halkı şahinlerinden bir türlü vazgeçememiş.

Rekabetin ve gücün sembolü olan şahin, geçmişte olduğu gibi bugün de çöl hayatının bir parçası… Zamanla şahinlerin yakaladığı avlara ihtiyaç kalmasa da onlar asaletin simgesi olmaya devam ediyor.

Şahin, aynı zamanda BAE’nin ulusal amblemi. Ülkenin banknotlarından şeyhlerin saraylarına kadar pek çok alanda bu sembolü görmek mümkün. Şahinler sahipleriyle birlikte uçaklarda seyahat edebiliyor. Evcil hayvanlara tanınmayan pek çok ayrıcalık onlardan esirgenmiyor.

Şahinler için pasaport çıkaran ilk ülke olan BAE, 2016 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne şahinleriyle girmeyi başarmış. Dubai ve Abu Dabi’de sadece şahinlere hizmet veren tam donanımlı hastaneler var.

Eğitilen şahinler, serbestçe avlanmaları için ekim ayından şubata kadar doğaya bırakılıyor. Aynı günlerde kuzey ülkelerinden güneye göç eden toy kuşları şahinlere av oluyor. Av gezileri, şeyhlerin kabile üyeleriyle temasa geçtiği ender günlerden… Bedevi geleneğinin önemli bir parçası olan av döneminde şahinler serbestçe avlanırken, sahipleri de kamp ateşi etrafında kahvelerini yudumluyor.

Büyük ödüllü yarışmalar

Bir zamanlar, yakaladıkları hayvanlarla sahiplerini besleyen şahinler bugünlerde büyük ödüllü yarışmalarda kanat çırpıyor. Kış aylarında düzenlenen yarışmalara ilgi büyük. Etkinlikler festival havasında geçiyor, çöl bir anda hareketleniyor, yırtıcı kuşların mücadelesi bayram şenliğinde izleniyor.

Şahinlerin yarışmalara katılabilmesi için uzun bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Eğitimin hedefi şahinin sadakatini kazanmak ve hızını artırmak. Kuşlar av peşinde uçarken, sahipleri de kazanacakları ödüllerin hayalini kuruyor. Avı en hızlı yakalayan kuşun değeri yüzbinlerce doları bulabiliyor.

Yarışma alanında şahinler ve sahipleri için her türlü konfor düşünülmüş. Günler öncesinden hazırlıklar başlıyor, çölün ortasında dev çadırlar kuruluyor. Misafirler çadırlarına geçerken, başları örtülmüş şahinler kırmızı halı kaplı özel çadırlarında bekletiliyor.

Beyaz kıyafetleriyle, süslü sedirlerde dinlenenlere, serinletmek için gümüş kaselerde yiyecek, beyaz seramik fincanlarda kahve servisi yapılıyor. 40 dereceyi bulan sıcak havanın çadırları etkilememesi için özel havalandırma sistemleri de düşünülmüş.

Sunucunun anonsuyla şahinler başlama çizgisine götürülüyor. Hakemin işaretiyle şahinin başındaki örtü kaldırılıp bileğindeki ip çözülüyor. Keskin bakışlarıyla alanı tarayan şahin, 400 metre uzaklıktaki yemi gördüğünde havalanıyor. Hedefine en kısa sürede ulaşan kuş şampiyon oluyor.

Şahini dereceye giren eğitmenler aşiretin saygı duyduğu önemli kişiler haline geliyor. Hatta bazıları, ilahi güçleri olan gizemli kişiler olarak itibar kazanıyor.

Binlerce yıl yakaladıkları avları sahiplerine sunan gökyüzünün efendileri bugün onları kanatlarıyla serinletiyor, pençeleriyle eğlendiriyor.

Bu yazı 17 Ekim 2021 tarihinde Cumhuriyet’te yayınlandı. Diğer Pazar Yazılarım

Gökyüzünün efendileri
17 Ekim 2021
remzi gokdag

Remzi Gökdağ gazeteci, yazar ve gezgindir. Başka Şehirler, Sevgili İstanbul, Amerikan Medyası’nda 11 Eylül ve Park Otel Olayı kitaplarının yazarıdır.

1 blank

Yapay Zekâ Çağında Fotoğraf

Zeplin İstanbul semalarında süzülürken sisler ardına gizlenen gerçek mi kurgu mu? Dijital çağda her görüntü hem tanık hem masal olabiliyor…
3 blank

Bir Akşam, Üç Yabancı

Highway 178 dağların arasından geçip Mojave Çölü’nün sessizliğine uzanıyor. Ben de o sessizliğin içindeyim. Takvimler 27 Kasım akşamını gösteriyor. Farların aydınlattığı yolun…
4 Zamansız Yolculuklar

Zamansız Yolculuklar

Önümde sonsuz bir okyanus, ardımda hikâye yüklü bir orman. Dalgaların sesiyle bilinmeyenin sınırında...…
5 seneca

Bir Kişi Yeter

Kalabalığın ortasında kaybolmak, yalnız kalmaktan çok daha tehlikelidir. Yalnızlık bize aynalar gösterir; kalabalık ise sadece maskeler dağıtır…
6 Hüznün de fotoğrafı çekilir...

Hüznün fotoğrafı

İstanbul'a akşam çökmektedir. Minarelerin suya düşen gölgeleri kaybolurken bir adam belirir. Rıhtımdaki sandalyelere kamerasını doğrultur ve basar deklanşöre. Karanlık yoğunlaşır, adam, sandalyeler,…
7 blank

Bu da Benim İstanbul’um…

Şehirler yalnızca sokaklardan, binalardan ve haritalardan ibaret değildir; hafızalarımızda da yaşarlar. Her adımda geçmişten bir sahne belirir, her köşede bir hikâye bekler.…
8 Yalnızlık

Kendi Rotanı Takip Et

Bazen unutulmuş bir anı rotanızı baştan sona değiştirebilir. Önemli olan, iç sesinizi takip etmek ve seyahate kendi kişisel dokunuşunuzu katmaktır…
9 Rubulhali çölü

Kumun Atlantis’i

Kavurucu bir sıcak, tuzla kaplı bir zemin ve hayata sıkıca tutunan bu ağaçlar çölün uçsuz bucaksız sessizliğinde, imkansıza direnen bir yaşam mücadelesini…
10 blank

Tutkunla Var Ol

Hayat, basit bir gerçeği hatırlatır: Değişim, bir karar kadar yakındır. Her dönüşüm, “artık yeter” dediğin anda başlar.…
Gönül ne kahve ister ne kahvehane…
Önceki Yazı

Gönül ne kahve ister ne kahvehane…

İstanbul'un Kayıp Adası Vordonisi
Sonraki Yazı

İstanbul’un Kayıp Adası Vordonisi