Dünyanın yirmi farklı şehri…
Adı tarihe geçmiş yirmi efsane isim…
Geride kalan unutulmaz izler…
Geçmişin derinliklerinde gizlenen gizemli hikayeler…

Sevgili İstanbul‘un yazarı Remzi Gökdağ, yeni kitabı Başka Şehirler’de farklı şehirlerin hikayelerini anlatıyor. 20 kenti, 20 ismin rehberliğinde gezen yazar geçmişin derinliklerine iniyor, okuru düşle gerçek arasında gizemli yolculuklara davet ediyor. Tarih sayfalarında kalan bazı olayları tekrar hatırlamamızı sağlayan kitap, aynı zamanda şehirlerin geçmişinde iz bırakan kişilerin yaşamlarından da kesitler sunuyor. Yazar, ressam, fotoğrafçı, bilim insanı ve müzisyenlerin de bulunduğu kişilerin izinde devam eden yolculuklar ilginç, meraklı ve heyecanlı… Her şehre efsane bir isim rehberlik ediyor.  Onların hikayeleri, yaşadıkları yerlerde kalan izlerle hatırlanıyor. Seyahati seviyor, keşfetmeyi özlüyorsanız bu kitabı okurken keyif alacak, şehirlerin geçmişindeki unutulmaz izleri bir kez daha hatırlayacak, anılarınızı tazeleyecek, düşsel bir yolculuğa hazırlanacaksınız.

“Kitapta yol notlarımdan derlediğim hikayelere yer verdim. Farklı mekanları, birbirinden ilginç kişilerin rehberliğinde gezdim. Onların yaşam öykülerini, yaşadıkları yerleri gözümde canlandırmaya çalıştım. Geleceği değiştiren kader anlarını, şehirlerin tarihinde yaşanmış sıradışı olayları tekrar hatırladım.”

“İmkânlarımız sınırlı olsa da hayallerimiz sonsuzdur. Düş kurmaktan çekinmeyin, gizemli şehirlerinizi yaratın. Sıradan mekânları, orada yaşayanların hikâyeleriyle süsleyin. Geçmişin unutulan izlerini hayalinizde renklendirin. Yeni dünyaların kapılarını aralayacak, gizemli diyarlara yelken açacaksınız.”

Remzi Gökdağ

20 MEKAN 20 İNSAN

LOS ANGELES – BUKOWSKİ Charles Bukowski, Melekler Kenti’nin en çok içen sakinlerinden biriydi, aynı zamanda içince kendini en güzel ifade edebilenlerdendi…

AMSTERDAM – REMBRANDT Amsterdam’ı ziyaret amacınız ne olursa olsun Rembrandt’ın ünlü eseri Gece Devriyesi’ni görmeden kenti terk etmeyin.

CENOVA – MARCO POLO Cenova, Marco Polo’nun kitabını yazdığı ya da Kristof Kolomb’un doğduğu kent olmanın ötesinde görkemli bir mazi barındırıyor.

PARIS – ROBERT DOISNEAU Yanından hiç ayırmadığı Rolleiflex ve Leica kameralarıyla kentin insan manzaralarını kaydetti. Işığı kullanmayı iyi biliyordu.

PAMPLONA – HEMINGWAY
Kentin dış görünüşü eski güzelliğini koruyordu ama ruhundan eser kalmamıştı. 1925’in “güzel insanları” yıllar önce çekip gitmişti.

PALERMO – LAMPEDUSA Palermo sokaklarında dolaşırken Giuseppe di Lampedusa’nın 1958 yılında basılan tek eseri olan Leopar adlı kitabını hatırladım.

SAN FRANCİSCO – JACK KEROUAC Jack Kerouac, romanında bahsettiği yolculuğa 25 yaşında çıktı. Kitabını 29’unda yazdı. “Yolda” yayınlandığında 35 yaşındaydı.

RODEO – GERONIMO Geronimo, karşısındaki dev orduyu yenemeyeceğinin farkındaydı. Kıstırıldığı köşeden bu sefer kaçamayacağını anlayan yorgun savaşçı generallerin sözüne güvendi.

LOS ALAMOS – OPPENHEIMER İki yıl sürecek araştırmaların en önemli ilkesi gizlilikti. Kasabanın kod adı ‘Tepe’ydi. Akademisyenler büyük bir gizlilik içinde bu esrarengiz kasabaya taşındı.

BERN – EINSTEIN Albert Einstein ve eşi Mileva’nın yaşadığı apartman dairesi, kentin simgelerinden biri olan ünlü saat kulesi Zytglogge’ye 300 metre uzaklıkta.

BILBAO – FRANK GEHRY Bilbao, Bilbao olalı böyle bina görmemişti. Yapının kıvrımları, kullanılan malzeme kente, hatta İspanya’ya yabancıydı.

PRAG – MILAN KUNDERA Milan Kundera Prag’dan ayrıldıktan sonra kentle olan bağlarını koparsa da onun adını anmadan burayı anlatmak ihanet olur.

LUZERN – MARK TWAIN Mark Twain 1878 yılında Luzern’e geldi. “A Tramp Abroad” adlı kitabının 16. bölümünde Luzern hakkında şunları yazdı…

DEATH VALLEY – SCOTT Göçmenler, ceplerinde sakladıkları hayali altın haritalarıyla Vahşi Batı’ya yöneldiğinde, Amerikan tarihinin yeni bir sayfası açıldı.

PORTO – J.K. ROWLING Porto’nun bir de Harry Potter’la olan ilişkisi var. Büyücü olduğunu öğrenen çocuğun peşine takılıp Porto’ya gelenlerin sayısı az değil.

ZÜRIH – LENIN Zürih’in eski kent merkezindeki Zähringer Cafe’de karnını doyurduktan sonra yola çıkan küçük bir grup, Limmat Nehri’ni geçip Zürih Tren İstasyonu’na gelir.

BERLIN – MARLENE DEITRICH Marlene ile Berlin’in ihtiraslı aşk hikâyesini bir kenara not edin. Berlin’e yolunuz düşerse kentin sokaklarını bu ilişkiyi düşünerek gezin.

TAOS – KIT CARSON Bugün sanatçıların ve turistlerin Taos’ta Navajo sürgününü hatırlayan yok; herkes Kit Carson’un kahramanlıklarını anlatıyor.

MONTEREY – JIMI HENDRIX “Woodstock’tan önce Monterey vardı!” Bu söz Monterey’in müzik tarihindeki yerini vurgulamak için söylenmişti. Monterey’de müzikle yolculuk…

MAIENFELD – JOHANNA SPYRI İsviçre’de Heidi’nin izlerini takip ettiğim bir gün yolum onun köyüne düştü. Yaşadığı yeri görmek, koştuğu çayırlarda yürümek istiyordum.