İsviçre’nin en kalabalık kenti Zürih’e yolunuz düşerse hafta içi bir öğle vakti göl kenarındaki parklardan birine gidin. Bir köşede oturup çevreyi gözlemleyin. Parkta sizin gibi oturanlardan çok koşanlara ya da yürüyüş yapanlara rastlayacaksınız. Yürüyüş derken kol kola girmiş günün dedikodularını paylaşanlar ya da ağır adımlarla etrafı süzenlerden söz etmiyorum. Spor ayakkabılarıyla yapılan tempolu, kondisyonu arttıran, vucuttaki yağları yakmaya yönelik egzersiz yapanlardan bahsediyorum. Sıradan bir kent merkezinde hafta içi hergün karşılaşacağınız bu görüntülere ülkenin diğer köşelerinde de rastlamak mümkün. Öğle tatilinde 2500 metrelik dağdan paraşütle atlayıp işinin başına dönen çalışanlar var. Böyle bir atlayıştan sonra o kişiden ne kadar verim alınır bilinmez ama İsviçreliler spora olan düşkünlüğüyle tanınıyor. Bu alışkanlıkları onların dış görünüşlerine de kolayca yansıyor. Sıradan bir caddede yürürken ya da toplu taşım araçlarıyla yolculuk ederken kendinizi birazdan sahaya çıkacak bir takımın sporcuları arasında gibi hissedebiliyorsunuz. Geçenlerde İsviçre’nin en yaygın spor türü ile ilgili bir araştırma açıklandı. Yüzde 70’i dağlarla kaplı bu küçük ülkenin insanları için yürümek vazgeçilmez bir spor dalı olarak kabul ediliyor.

İsviçre izlenimleriniz için bir başka ipucunu da haftasonları yakalayabilirsiniz. Issız sokaklar, boş kent meydanları, sakin bir trafik İsviçre’de klasik bir haftasonu manzarasıdır. Uyuduklarını düşünmeyin, uzun haftasonu kahvaltıları da onlara göre değil. Kendilerini doğanın kollarına atmak için sabırsızlanan yürüyüş meraklıları günün ilk ışıklarıyla yola koyulur. Sabahın erken saatlerinde kentin en işlek mekanı tren istasyonlarıdır. Yürüyüşçüler ilk görüşte hemen farkedilir. Hafif sırt çantaları, ellerindeki yürüyüş çubukları ve özel ayakkabılarıyla bu insanlar İsviçre’nin vadilerine, Alplerin zirvelerine, göl ya da nehir kenarlarına doğru yola koyulur.

Yürümek bu ülkede ciddi bir iş. 2010’u “Yürüyüş Yılı” ilan eden İsviçre hükümeti, halkın yürüme alışkanlığını her fırsatta destekliyor. Zaten bunun için altyapı da hazır. Yerleşim birimlerini birbirine bağlayan yollar var. Demiryolu ya da karayolundan bahsetmiyorum. Yürüyüş yolları bunlar ya da bir başka deyişle İsviçre’nin kılcal damarları. Yürüyüş hattının uğramadığı metrekare neredeyse yok. Birkaç dağın zirvesi dışında her yere bu hat ile ulaşmak mümkün. 41 bin kilometrekare yüzölçüme sahip İsviçre’de 64 bin kilometre uzunluğunda yürüyüş yolu bulunuyor. İsviçrelilerin “Wanderweg” dediği bu yolların Fransızca konuşulan kantonlardaki adı “Sentier”. İsviçre hükümeti karayollarına gösterdiği özeni bu yollardan esirgemiyor. Hat üzerinde bulunan sarı işaret tabelalarında en yakın yerleşim birimine kaç kilometre mesafede olduğunuz ve ne kadar sürede ulaşabileceğiniz yazılı. Bu işaretleri yürüyüş hattı üzerinde sıkça görmek mümkün. Yani bu hatlarda kaybolma ihtimaliniz yok ama hazırlıksız çıkılacak bir yolculuğun kabusa dönüşme ihtimali yüksek. Önce yürüyeceğiniz hattı belirlemeniz gerekiyor. Ayrıntılı bir haritaya sahip değilseniz konuyla ilgili resmi internet sitesine girerek online harita üzerinden seçiminizi yapabilirsiniz. Haritadaki verilerin ne alma geldiğini iyi bilmek gerekiyor. Coğrafi yüzeyin rakım farkını hesaplayıp dik yokuşları ya da uçurumları önceden bilmekte fayda var. İki nokta arasındaki mesafeyi ve yürüyüş süresini yine bu haritalarda hesaplamak mümkün. Dakikliğiyle ve saateriyle ünlü İsviçreliler süre konusunda oldukça hassas. Yürürken karşılaştığınız sarı tabelada hedefinize 2 saat 35 dakika sonra ulaşacağınızı görürseniz şaşırmayın. 3 ya da 2.5 saat değil, 2 saat 35 dakika! İnternetten belirlenen güzergahın GPS verileri cep telefonuna kaydedebiliyor. Bu kısa ön hazırlıktan sonra kaybolma ya da tatsız bir sürprizle karşılaşma endişesi olmadan yola çıkabiliyorsunuz.

Resmi verilere göre 7.5 milyon nüfuslu ülkede yaklaşık 2.5 milyon kişi spor amaçlı yürüyüş yapıyor. Bir kişinin yılda yürüdüğü ortalama süre ise 42 gün. Devlet, yürümeye bu kadar meraklı bir milletin attığı her adımı hesaplıyor.

9 Eylül 2012 günü Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı.




1 Comment

  1. ümit 15/09/2012 at 19:45

    Bu yazının bulunduğu gazeteyi o gün alıp okumuştum aynı yazıyı, ve çok sevmiştim.Birkaç gün sonra aynı yazıyı başkalarının okuması için gazeteyi aradım taradım bulamadım evde ve nette. Ta ki burda bulana kadar. :) teşekkürler…

    Cevapla

Düşüncelerinizi yazmak ister misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir