Almanya’nın Bremen kentinde 24 Ağustos 1963 günü oynanan futbol maçı, futbolseverlerin hayranlıkla takip ettiği Bundesliga liginin ilk resmi karşılaşmasıydı. Evsahibi Werder Bremen, Borussia Dortmund’u 3-2 yendi. Bu maçın en unutulmaz anı ilk dakikada gelen goldü. Borussia Dortmund maçı kaybetse de takımın yıldızı Friedhelm Konietzka, Alman futbol tarihine ligin ilk resmi golünü atan futbolcu ünvanıyla girdi. Arkadaşları onu ‘Timo’ diye çağırırdı. 2.Dünya Savaşı’nın efsanevi Rus generali Timeşenko’nun gücü ve dayanıklılığından esinlenmişlerdi. Friedhelm, sonraki yıllarda gerçek adını Timo olarak değiştirdi. Yeşil sahaların yıkılmaz futbolcusu Timo, başarılı kariyerinin ardından futboldan kopmadı. Uzun yıllar antrenörlük yaptığı İsviçre’ye 1988 yılında yerleşti. Sağlık problemleri nedeniyle yeşil sahalardan uzaklaştı. 10 yıl kadar önce kanser olduğunu öğrendi ancak yapılan müdahaleler sonuç vermedi. Doktorlar acı gerçeği yüzüne söyledi. Yaşama ihtimali olmadığını anlayan Timo, peşinden gelen Azrail’e son çalımını atmak istiyordu. Ölüm eğer tek seçenekse, bu seçeneği kendi şartlarına göre kabul etmek istedi. Kendi isteğiyle tedavisine son verdi ve hastaneyi terk etti. Son günlerini evinde, ailesiyle birlikte geçirmek istiyordu. Uzun yıllar eşiyle birlikte yaşadığı göl manzaralı evine döndü. Yakınlarıyla birlikte bir hafta uzun uzun sohbet etme imkanı buldu. Gitme zamanı geldiğinde geride bir veda mektubu bıraktı. Sevdiklerinin gözü önünde kendisi için özel hazırlanmış zehiri içerek intihar etti. Timo, 73 yıllık yaşamını kendi kararıyla, kendi belirlediği gün ve saatte, sevdiklerinin yanında sonlandırdı.

Timo’nun seçimi, uzun yıllar tartışılan ötenaziyi bir kez daha gündeme getirdi. İsviçre ötenazi konusunda en rahat hareket edebilen ülkeler sıralamasının başında yer alıyor. Avrupa’nın bu sevimli ülkesinde ölüm hakkını kullanarak intihar edenlerin sayısı diğer ülkelere oranla bir hayli fazla. Bu konuda özel yasalar mevcut. Kurtuluş umudu olmayan hastalar burada “ölüm hakkı”nı rahatlıkla kullanabiliyor.

İsviçre’de ötanazi 1918 yılından beri serbest. Uzmanlaşmış özel kliniklerde İsviçre vatandaşlarına ya da bu ülkede ikamet eden hastalara ötanazi uygulanabiliyor. Bu uygulamadan sadece tedavisi mümkün olmayan hastalığa ya da dayanılmaz ağrılara sahip, kurtuluş umudu olmayan hastalar yararlanabiliyor.

İsviçre hükümeti yasal olan ötenazinin sınırlandırılması için birkaç kez girişimde bulunsa da yapılan referandumlarda halk, umutsuz hastalara ölme hakkının tanınması gerektiğine karar verdi. Ötenaziyi tercih ederek ölümü seçenler sadece İsviçreliler değil. Diğer ülkelerden buraya ölmeye gelenler de var. İsviçre İstatistik Kurumu bu konuyla ilgili ilk resmi rakamları geçen yıl yayınladı. 2009-2010 tarihleri arasında 300 İsviçreli ötenazi ile hayatını sonlandırdı. Ölenlerin büyük bölümü 55 yaşın üstündeydi. Son 3 yılda ölmek için İsviçre’ye gelen yabancı ülke vatandaşlarının sayısı ise yaklaşık 1200’ü buluyor. Yabancıların sayısında gözlenen artışı “ötenazi turizmi” olarak adlandıranlar da var.

Her yıl tatil için sıcak kumsalları, kafa dinlemek için ormanı, kamp için dağları seçenler, hayallerini gerçekleştirecekleri mekanlara doğru yola koyulurken, ölümü kabullenen çaresiz hastalar İsviçre’ye geliyor. Bu alanda hizmet veren özel sağlık klinikleri de gelenlerin taleplerini kendilerine tanınan yasalar dahilinde karşılamaya çalışıyor. Yaşam standartlarının üst düzeyde olduğu bu küçük ülkede, ölüm hakkı da devletin koruması altında.

22 Nisan 2012 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı.




Düşüncelerinizi yazmak ister misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir