<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Remzi Gökdağ &#187; Zürih</title>
	<atom:link href="http://www.remgo.com/11/tag/zurih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.remgo.com/11</link>
	<description>sıradan yazılar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Aug 2010 13:24:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Bu filmi en iyi Polanski çeker</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/bu-filmi-en-iyi-polanski-ceker/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/bu-filmi-en-iyi-polanski-ceker/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:07:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Polanski]]></category>
		<category><![CDATA[Zürih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=476</guid>
		<description><![CDATA[Yönettiği filmler gibi kendi hayatı da gerilimi yüksek bir senaryoyu andırıyor. Çocukluk yıllarında Yahudi soykırımından kurtulmayı başardı ama yıllar sonra 9 aylık hamile eşinin vahşi bir şekilde öldürülmesine engel olamadı. Mesleğinin zirvesine doğru yükselirken küçük bir kıza yaptığı cinsel tacizle yaşamı bir kez daha değişti. Adaletin pençesinden kaçıp geçmişin izlerini unutmaya çalıştı. Bunu 32 yıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yönettiği filmler gibi kendi hayatı da gerilimi yüksek bir senaryoyu andırıyor. Çocukluk yıllarında Yahudi soykırımından kurtulmayı başardı ama yıllar sonra 9 aylık hamile eşinin vahşi bir şekilde öldürülmesine engel olamadı. Mesleğinin zirvesine doğru yükselirken küçük bir kıza yaptığı cinsel tacizle yaşamı bir kez daha değişti. Adaletin pençesinden kaçıp geçmişin izlerini unutmaya çalıştı. Bunu 32 yıl başarabildi. Fransa’ya yerleşti. Kendi halinde bir yaşam sürdürmeye çalışıyordu. Her şey çıktığı bir gezi sonunda altüst oluverdi. Hayatının son dönemecinde başına gelenleri kendisi dahil kimse tahmin edememişti.</p>
<p>Yönetmen Roman Polanski’nin tutuklanmasıyla başlayan gelişmeler bir filme ilham kaynağı olabilir. Film muhtemelen Zürih Havaalanı’nda başlar. Sonraki sahneleri de tahmin etmek zor değil. Zürih Film Festivali kapsamında kendisine verilecek ödülü almak için İsviçre’ye gelen Roman Polanski geçen ay tutuklanıp hapse gönderildi. Kırmızı halı, alkış ve kameraları hayal eden yönetmeni İsviçre polisi havaalanında kelepçeyle karşıladı. Tutuklamaya neden olan olay 32 yıl önce ABD’nin Los Angeles kentinde yaşanmıştı. Polanski, 13 yaşında bir kıza modellik vaadiyle cinsel tacizde bulunmuştu. Bugün 45 yaşında üç çocuk annesi olan mağdur Samantha Geimer daha sonra davasından vazgeçtiğini söylese de Polanski’nin mahkûm olmasına engel olamadı. Mahkeme kararını önceden haber alan Polanski, 1977 yılında bir daha dönmemek üzere ABD’yi terk edip Fransa’ya yerleşti. Rosemary’nin Bebeği, Chinatown ve Piyanist gibi filmlerin ünlü yönetmenini hapse gönderen İsviçre’nin bu kararı bir anda ortalığı karıştırdı. Woody Allen, David Lynch ve Martin Scorsese gibi adı efsaneleşen yönetmenler meslektaşlarının tutuklanmasını protesto eden dilekçelere imza attı. Polanski’nin serbest kalmasını isteyenler film dünyasının ünlü isimleriyle sınırlı değildi. Polonya ve Fransa vatandaşı olan Roman Polanski için bu iki ülke hemen devreye girdi. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, diplomatik baskılarla uğraşırken Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy sahneye çıktı ve İsviçre’yi küçümseyen laflar edip ABD’nin adli sistemine ağır eleştiriler yöneltti. Bütün bu karmaşa içinde tarafsızlığını her fırsatta dile getirmeyi beceri sayan İsviçre, kimseyi kızdırmamak adına yine sessiz kalmayı tercih etti. Tartışmaların diğer tarafı olan çocuk hakları örgütleri de gelişmelere karşı tepkili. Onlara göre kişinin ünü davayı etkilememeli ve suçunu hafifletmemeli.</p>
<p>Gelişmeleri mahkemeye intikal etmiş bir olay olarak düşünenlerin yanı sıra komplo teorilerine alet edenler de var. Onlara göre Polanski aslında bir günah keçisi. ABD’nin asıl amacı İsviçre’deki bankalarda gizli hesabı bulunan 50 binin üzerindeki Amerikan vatandaşına gözdağı vermek. Birkaç ay önce İsviçre’yi köşeye sıkıştıran ABD, isimlerin açıklanması konusunda ülkenin dev bankası UBS’den güvence almıştı. Yurtdışında gizli hesabı bulunan Amerikalılar da Polanski olayını yakından takip ediyor. Acaba bu yaşananlar, “Amerikan adaletinin kolu uzun, sizi bulur ve cezanızı verir” kavramını dünyaya duyurma çabası olabilir mi?</p>
<p>Polanski’yi yargılamak isteyen ABD, gelişmeleri yakından izliyor. İsviçre baskılara daha ne kadar dayanır tahmin etmek zor. Geçenlerde İsviçreli yetkililer Polanski’nin şiddetli bunalım tanısıyla hastaneye sevk edilmesine izin vermişti. Yakında yüklü bir tazminatla serbest kalması sürpriz olmayacak.</p>
<p><em>( Bu yazı 01 Kasım 2009 tarihinde <a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/" target="_blank">Cumhuriyet Gazetesi</a>‘nde yayınlanmıştır.)</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-477" title="011109_polanski" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/11/011109_polanski.jpg" alt="011109_polanski" width="529" height="750" /></p>


<p>No related posts.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/bu-filmi-en-iyi-polanski-ceker/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ve teknoloji doğayı baştan yarattı…</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/ve-teknoloji-dogayi-bastan-yaratti%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/ve-teknoloji-dogayi-bastan-yaratti%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 11:11:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Zürih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=462</guid>
		<description><![CDATA[Zürih’i Zürih yapan özelliklerin başında bankaları gelir. Doğası, mimarisi, tarihi dokusu ve aksamayan temposunu da unutmamak lazım. Gizli köşelerinde farklı sürprizlerle turistleri her zaman şaşırtmayı başaran Zürih’in değişik bir özelliğiyle geçenlerde tanıştım. Zürih Hayvanat Bahçesi’ni sonunda ziyaret ettim. Aslında amacım hayvanat bahçesindeki farklı hayvan türlerini görmek değildi. Parkın sınırları içinde yer alan Madagaskar tropik ormanında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zürih’i Zürih yapan özelliklerin başında bankaları gelir. Doğası, mimarisi, tarihi dokusu ve aksamayan temposunu da unutmamak lazım. Gizli köşelerinde farklı sürprizlerle turistleri her zaman şaşırtmayı başaran Zürih’in değişik bir özelliğiyle geçenlerde tanıştım. Zürih Hayvanat Bahçesi’ni sonunda ziyaret ettim. Aslında amacım hayvanat bahçesindeki farklı hayvan türlerini görmek değildi. Parkın sınırları içinde yer alan Madagaskar tropik ormanında dolaşmak istiyordum. Ormandan çıktığımda Zürih’in bir inancımı daha yerle bir ettiğini farkettim. İnsan eliyle hazırlanan bu ormanı gördükten sonra teknolojinin doğayı yok ettiği yönündeki düşüncelerimi tekrar gözden geçirdim. Çünkü burada teknolojinin doğayı sıfırdan yarattığına tanık oldum. İki ülke düşünün. Biri Avrupa’nın ortasında, diğeri Afrika’nın doğu kıyılarına bakan Hint Okyanusu’nda. Birkaç yıl öncesine kadar hiçbir benzerliği olmayan İsviçre ve Madagaskar artık ekolojik ortaklık yapıyor.</p>
<p>Zürih’e gelip kentin şık mağzalarında soluğu almak isteyenlere ya da klasik kent  gezilerine katılacak turistlere artık bu ilginç mekanı görmelerini tavsiye ediyorum.  Zürih’teki yağmur ormanının dar patikalarında yürümeden buradan ayrılmayın. Teknolojinin sıfırdan yarattığı bu ortamı gezerken Avrupa’nın merkezinde bir yağmur ormanı görmenin ayrıcalığını hissedeceksiniz.  Dünyanın hiçbir yerinde tadamayacağınız bir deneyim yaşayacaksınız.<br />
Zürih’in doğal şartlarında böylesine dev bir tropikal ormanın yaşaması olanaksız. Burada teknoloji devreye giriyor. Önce ormanın dış dünyayla hava teması kesiliyor. Madagaskar iklimine benzer bir ekolojik ortam yaratılıyor. Ormandaki özel havalandırma sistemi, ısıyı 20-30 derecede sabitliyor, nem oranı yüzde 80’in üstünde tutuluyor ve hergün 80 tonluk yapay yağmur yağdırılıyor. Son derece hassas olan bu ortamın dışardaki havayla karışmaması için de ışığa aşırı duyarlı bir yalıtım sistemiyle kent ortamından izole ediliyor. Ormanda yaşayan on yedi bin bitki türü ve yüzün üzerinde hayvanın nakli ise bir başka ‘küçük’ ayrıntı. Madagaskar’dan özel gemilerle taşınan bitkiler ve ağaç fidanları önce Hollanda’da kurulan bir serada bekletiliyor. Bitkilerin toprağa alışması sağlanıyor. 12 metreye kadar uzayan ağaçlar tek tek Zürih’e taşınıyor. Ormanın altyapısı hazırlandıktan sonra sıra Madagaskar’daki hayvanların buraya dahil edilmesine geliyor. Lemurlar, dev kaplumbağalar, maymunlar, uçan tilkiler, kuşlar, böcekler… Ormanda olması gereken ne kadar hayvan türü varsa Zürih’e getiriliyor. 2003 yılında bu çabalar mutlu sonla noktalanıyor. 12 yıllık uğraştan ve 50 milyon dolarlık harcamadan sonra Madagaskar’dakinin bire bir kopyası olan Masaola yağmur ormanı kapılarını ziyaretçilere açıyor. Yılda 300 bin kişinin ziyaret ettiği park kendi geliriyle ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Park yönetimi, Madagaskar’ın tehdit altındaki ekolojik sisteminin korunabilmesi için her yıl 10 bin dolarlık bağışta bulunuyor.<br />
Ormanın dar patikalarında biraz merak biraz da şaşkınlıkla yürürken aynı meraklı bakışlarla bizleri izleyen hayvanlarla göz göze geliyoruz. Tercihlerini yapabilseler hangi ortamı seçerler? Doğdukları toprakları mı, yoksa yaşadıkları bu ormanı mı? Ormandan çıkarken de sorular peşimizi bırakmıyor. Bunca emek, milyonlarca franklık haracamayla Avrupa’nın ortasında yağmur ormanı yaratmak yerine tehdit altındaki gerçek yağmur ormanlarını korumak daha faydalı bir girişim olmaz mıydı?</p>
<p>( Bu yazı 11 Ekim 2009 tarihinde <a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/" target="_blank">Cumhuriyet Gazetesi</a>&#8216;nde yayınlanmıştır.)</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-466" title="111009_Yagmur_Ormani" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/10/111009_Yagmur_Ormani.jpg" alt="111009_Yagmur_Ormani" width="510" height="754" /></p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/saat-gibi-isleyen-bir-kent/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Saat gibi işleyen bir kent'>Saat gibi işleyen bir kent</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/ve-teknoloji-dogayi-bastan-yaratti%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı?</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/zarif-bir-aksesuar-mi-yoksa-hayat-kurtarici-mi/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/zarif-bir-aksesuar-mi-yoksa-hayat-kurtarici-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 16:53:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Zürih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[Zürih’in en ünlü caddesi Bahnhofstrasse akşam saatlerine hazırlanıyor. Cadde her zamanki gibi telaşsız bir kalabalığı ağırlıyor. Hava karardıktan sonra birden ıssızlaşan caddede alışveriş yapabilmek için henüz bir kaç saat daha var. Cüzdanı kabarık Zürihliler birazdan kapanacak mağazaların içinde dengeli bir zerafetle dolaşıyor. Burası kente gelen yabancıların da uğrak yeri. Ellerindeki alışveriş listeleriyle, trafiğe kapalı caddenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zürih’in en ünlü caddesi Bahnhofstrasse akşam saatlerine hazırlanıyor. Cadde her zamanki gibi telaşsız bir kalabalığı ağırlıyor. Hava karardıktan sonra birden ıssızlaşan caddede alışveriş yapabilmek için henüz bir kaç saat daha var. Cüzdanı kabarık Zürihliler birazdan kapanacak mağazaların içinde dengeli bir zerafetle dolaşıyor.</p>
<p>Burası kente gelen yabancıların da uğrak yeri. Ellerindeki alışveriş listeleriyle, trafiğe kapalı caddenin kaldırımları arasında mekik dokuyorlar.</p>
<p>Dünyaca ünlü markaların gösterişli mağazalarını barındıran Bahnhofstrasse’yi kesen sokaklar, hediyelik eşya mağazalarıyla da ünlü. Mağazaların hiç eksik olmayan potansiyel bir kalabalığı var. Turistler İsviçre gezisinden geriye kalabilecek anlamlı bir hediyenin peşinde.<br />
Zurich28 600&#215;402 Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı?</p>
<p>Kaliteli hediyelik eşyaların merkezi de diyebiliriz Zürih’e. Mağazalardaki ürünlerin tamamına yakınını İsviçre malı. “Made in China” etiketli ürün satmadıkları için kendileriyle gurur duyuyorlar.</p>
<p>İsviçre’ye gelip Çin’de üretilen bir saati hediyelik eşya niyetine almayı da zaten kimse aklından geçirmiyor. Turistler genellikle saat ve çikolataların bulunduğu alanlarda biraz daha fazla zaman harcıyor. Kimi saatlerin üstündeki imzayı okumaya çalışıyor, kimi çikolataların ambalajlarını inceliyor. Saat, İsviçre’den alınabilecek en kaliteli hediyelik eşyalardan. Ancak fiyatları malum. Çikolata ise ağızda bıraktığı mükemmel tadın dışında kalıcı bir seçim değil. Bavula girdiği şekliyle çıkması da pek mümkün olmuyor.</p>
<blockquote><p>Hayat kurtarma lafını mecazi anlamda kullanmıyorum. Çoğu zaman gerçekten hayat kurtarıyor. Saat ve çikolatayla birlikte bu ülkeyle bütünleşen İsviçre çakısından bahsediyorum.</p></blockquote>
<p>Bu durumda seçenekler arasında başka bir ürün öne çıkıyor. Sevdiklerine bu ülkeyi en iyi anlatan bir hediye bulabilmek için mağazaların içini dolduran turistlerin hayatını kurtaran bir ürün… Hayat kurtarma lafını mecazi anlamda kullanmıyorum. Çoğu zaman gerçekten hayat kurtarıyor. Saat ve çikolatayla birlikte bu ülkeyle bütünleşen İsviçre çakısından bahsediyorum.</p>
<p>İsviçre’nin adı kadar ünlü çakıları her zaman alışveriş listelerinin zirvesinde. Yerliler kadar turistlerin de gözdesi olan çakılarının sergilendiği reyonların önü gün boyu kalabalık. İsviçrelilerin Schweizer Offiziersmesser dediği, yabancıların Swiss Army Knife olarak tanıdığı çakılar aynı zamanda ülkenin gururla sunduğu bir mükemmellik, kalite ve titizliğinin de simgesi. Her İsviçrelinin bir İsviçre ordu çakısı bulunuyor. Kadın, erkek, yaşlı, genç fark etmiyor. Çakı taşımak İsviçrelilerin geleneksel bir alışkanlığı. Tren istasyonunda beklerken çakısının törpüsüyle tırnaklarını şekillendiren bayanlara rastlama ihtimali yüksek. Cep telefonlarını bu çakılarla tamir etmeye çalışanlar da sıkça gördüğüm manzaralardan. Kamplarda, dağların zirvelerine yaptığım yolculuklarda karşılaştığım çakılı İsviçrelilerin sayısı ise bir hayli fazla. Son zamanlarda taşınabilir bellek adapte edilen çakılar teknolojiyle de kolayca kaynaşmışa benziyor.</p>
<p>Hayat kurtaran çakılar, dünya üzerinde yapılan pekçok keşfin de vazgeçilmezi. Uzay mekiğini tamire çıkan astronatların bile yanlarından ayırmadıkları bu ürün zor anlarımda bugüne kadar beni de hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Son olarak geçen akşam ATM makinasına sıkışan kredi kartımı kurtarma operasyonumda bana verdiği destekten sonra bir kez daha gözüme girdi. Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı siz karar verin ama 125 yıldır üretilen bu çakıların sahiplerini yarı yolda bıraktığını bugüne dek hiç duymadım.</p>
<p><em>( Bu yazı 13 Eylül 2009 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.)</em></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-345" title="20090913_cumh_caki" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/09/20090913_cumh_caki.jpg" alt="20090913_cumh_caki" width="476" height="694" /></p>
<p><a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/09/130909_Caki.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-374" title="130909_Caki" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/09/130909_Caki.jpg" alt="130909_Caki" width="542" height="782" /></a></p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/saat-gibi-isleyen-bir-kent/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Saat gibi işleyen bir kent'>Saat gibi işleyen bir kent</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/sarap-tadinda-bir-yolculuk/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Şarap tadında bir yolculuk'>Şarap tadında bir yolculuk</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/zarif-bir-aksesuar-mi-yoksa-hayat-kurtarici-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saat gibi işleyen bir kent</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/saat-gibi-isleyen-bir-kent/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/saat-gibi-isleyen-bir-kent/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 May 2009 09:18:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Zürih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[Uçağımız Zürih’e yaklaşırken yanımdaki koltukta oturan İtalyan yolculuk boyunca sayfalarını hızla çevirdiği kitabı kapadı. Sağ elini sol avucunun içine alıp sıkı sıkı kavradı ve birşeyler mırıldanmaya başladı. İnişe hazırlanan uçağın gürültüsü artmıştı, ne dediğini duyamadım. Muhtemelen dua ediyordu. Onu bu halde görünce ‘Korkacak birşey yok, dünyanın en güvenli kentine iniyoruz’ demek istedim. Bu durumda birine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uçağımız Zürih’e yaklaşırken yanımdaki koltukta oturan İtalyan yolculuk boyunca sayfalarını hızla çevirdiği kitabı kapadı. Sağ elini sol avucunun içine alıp sıkı sıkı kavradı ve birşeyler mırıldanmaya başladı. İnişe hazırlanan uçağın gürültüsü artmıştı, ne dediğini duyamadım. Muhtemelen dua ediyordu. Onu bu halde görünce ‘Korkacak birşey yok, dünyanın en güvenli kentine iniyoruz’ demek istedim. Bu durumda birine espiri yapmanın anlamsız olduğuna karar verip uçağın penceresinden Zürih’i izlemeye devam ettim.</p>
<p>Havalimanından çıktığımızda dünyanın en yüksek yaşam kalitesine sahip kentine ayak bastığımı sanıyordum. Yanılmışım. Yönetim danışmanlığı alanında faaliyet gösteren ve merkezi Londra’da bulunan Mercer adlı bir şirket, her yıl dünyanın 215 kentinde gerçekleştirdiği Yaşam Kalitesi Araştırmasının bu yılki sonuçlarını 28 Nisan 2009’da açıkladı. Buna göre Zürih yaşanabilir kentler sıralamasında birinciliği Viyena’ya kaptırıp ikinci sıraya düştü. Yıllardır ‘en yaşanılır kent’ ünvanını taşıyan Zürih bu yıl ikincilikle idare edecek. Kariyerindeki bu leke nasıl temizlenir bilmiyorum ama kent yöneticilerinin hemen bir formül bulup yaşam kalitesini eski düzeye yükseltmesi gerekiyor.</p>
<p>Zürih sahip olduğu sıfatlardan birini yitirse de diğerlerini gururla taşımaya devam ediyor. Kentin toplu taşımacılık sistemi bunlardan biri. İsviçre, asla şaşmayan düzeniyle Avrupa’nın en düzenli işleyen ulaşım sistemine sahip. Toplu taşımacılık ağı tıpkı bir İsviçre saati gibi işliyor. En küçük bir gecikmeye tahammülü yok bu sistemin. Beklediğiniz otobüs, tren, tramvay, tam zamanında durakta. Zürihliler bir yere yetişememe gibi bir duyguyu henüz yaşayamamış. İnsanın aklına ister istemez ‘Bu kadar kusursuz bir kent olabilir mi?’ sorusu geliyor. Zürih hakkında yazılıp çizilenleri daha iyi anlayabilmek için bu kenti keşfetmek gerekiyor. Bunun için ilk adım kent içi toplu taşım sistemini denemek. Havaalanından kent merkezine ulaşabilmek için iki seçeneğiniz var. Taksi ya da tramvay… Tıkır tıkır işleyen raylı sistemini bırakıp taksiyi tercih etmek hem pahallı hem de zaman kaybı. Havaalanının hemen önündeki tramvay durağına yönelirken benimle birlikte kalabalık bir grubun da aynı yöntemi tercih ettiğini görüyorum. Durağın dijital tabelasına göre bir sonraki tramvayın üç dakika sonra gelmesi gerekiyor. Saatime bakıyorum. İsviçre hakkında okuduklarımın beni yanıltmasını, tramvayın biraz rötarlı gelmesini de istemiyor değilim. En azından hiçbirşeyin söylendiği kadar kusursuz olmadığının bir kanıtı olacak bu gecikme. Geç gelen tramvayı zamanlamalarıyla övünen İsviçreli arkadaşlarıma kanıt olarak gösterip ‘Sizin de tramvaylarınız gecikiyor, bizzat şahit oldum…’ diyebileceğim. Bütün bunları düşünürken tramvay geliyor. Hem de tam vaktinde. Tramvayın içinde bulunan elektronik ekrandan sonraki duraklara ne zaman uğrayacağımız yazılı. Her durağa tam zamanında ulaşıp yine zamanında ayrılıyoruz. Bu durum kent merkezine kadar yol boyunca devam ediyor.</p>
<p>Hergün bu kentte yaşayan ve hareket halinde olan yaklaşık bir milyon kişi tam zamanında istedikleri yerde olabiliyor. Trafik sıkıştı, yol kapalıydı, köprüde kaza vardı bahaneleri yok. Zaten bu nedenle nufusun yüzde 65’i, toplu taşım araçlarını tercih ediyor. Arabasını kullananların sayısı ise yüzde 17. Geç kalma korkusu olmayınca istasyonlarda yaşanan panik ve telaş durumları da olmuyor. Herkes ve herşey saat gibi işliyor bu kentte.</p>
<p><em><strong><a href="http://photo.remgo.com/2009/07/night-in-zurich/" target="_blank">Zürih Fotoğrafları</a></strong></em></p>
<p><em>( Bu yazı 24 Mayıs 2009 tarihinde <a href="http://cumhuriyet.com.tr/">Cumhuriyet Gazetesi</a>‘nde yayınlanmıştır.)</em></p>
<p><a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/05/240509_Saatgibi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-380" title="240509_Saatgibi" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/05/240509_Saatgibi.jpg" alt="240509_Saatgibi" width="542" height="782" /></a></p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/zarif-bir-aksesuar-mi-yoksa-hayat-kurtarici-mi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı?'>Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı?</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/zurih%e2%80%99ten-bahar-manzaralari/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Zürih’ten bahar manzaraları'>Zürih’ten bahar manzaraları</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/ve-teknoloji-dogayi-bastan-yaratti%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Ve teknoloji doğayı baştan yarattı…'>Ve teknoloji doğayı baştan yarattı…</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/saat-gibi-isleyen-bir-kent/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zürih’ten bahar manzaraları</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/zurih%e2%80%99ten-bahar-manzaralari/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/zurih%e2%80%99ten-bahar-manzaralari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 11:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Zürih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl Zürih’e bahar erken gelmiş. Geçen yıla oranla güneş yüzünü gösterme konusunda biraz daha cömertmiş. Hatta daha önceki yıllarla kıyaslayanlar bunun bahar değil yaz olabileceği konusunda tartışıyor. Bunlar Zürih’te uzun yıllar yaşayanladan duyduklarım&#8230; Kente kışı yaşamadan baharla merhaba diyen benim gibiler bu tartışmaları pek de önemsemiyor aslında. Sokaklara açılıp parkları keşfetmek “Bahar mı geldi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl Zürih’e bahar erken gelmiş. Geçen yıla oranla güneş yüzünü gösterme konusunda biraz daha cömertmiş. Hatta daha önceki yıllarla kıyaslayanlar bunun bahar değil yaz olabileceği konusunda tartışıyor. Bunlar Zürih’te uzun yıllar yaşayanladan duyduklarım&#8230; Kente kışı yaşamadan baharla merhaba diyen benim gibiler bu tartışmaları pek de önemsemiyor aslında. Sokaklara açılıp parkları keşfetmek “Bahar mı geldi yaz mı?” sorusuna cevap aramaktan daha keyifli.</p>
<p>Uzun bir kışı geride bırakan Zürihlilerin büyük bölümü güneşin tadını Zürih Gölü’nün kıyılarında çıkarıyor. Havanın ısınmasını fırsat bilen birkaç kişi kendini şimdiden gölün serin sularına bırakmış. Onlar mı bu konuyu biraz abartıyor biz mi kente yabancıyız bunu zaman içinde öğreneceğiz ama görünen o ki Zürihliler baharı en az kış kadar seviyor. Kent merkezinden görünen Alplerin zirvesini örten kara inat gölün etrafı rengarenk. Parklardaki ağaçlar çicek açmış, insanlar da bu renk cümbüşüne ayak uydurmuş. Zerafet konusunda birbiriyle yarışan Zürihliler sanki resmi olmayan bir moda şovu seriliyor. Dondurma bu mevsimin en çok rağbet edilen yiyeceği. Bira ve şampanyanın yanında  sosis ızgara ve patates kızartması da sokaklarda atıştırmayı tercih edenlerin vazgeçilmez seçeneklerinden.</p>
<p>Şehir merkezindeki yeşil alanlar kadar restoran ve kafeteryalar da kalabalık. Avrupa mutfağının değişik tadlarını arayanlar kent merkezindeki restoranların kapısında kuyruk oluşturuyor. İsviçre’nin meşhur fondüsünü sunan restoranlarda ise yer bulmak neredeyse imkansız. Fondü masalarından dar sokaklara yayılan peynir ve şarap kokusu birbirine karışıyor. Yemek yiyen ve parklarda güneşlenenlerin dışında kenti keşfetmeye çalışan turistlerin sayısı da az değil. Tarihi binaların etrafında ağır adımlarla yürüyen turistler bir yandan geçtikleri her sokağı görüntülüyor bir yandan da ellerindeki haritalarından yollarını bulmaya çalşıyor. Tramvay ve otobüslerin aksine nehirde sefer yapan teknelerde boş koltuk yok. Hafta içinde yaygın olan ulaşım alışkanlıkları hafta sonu değişiyor. Kent merkezinde baharın tadını çıkaran kalabalığa karşın araç trafiği şaşılacak kadar az.<br />
Sıradan bir cumartesi günü kent merkezinde yoğunlaşan kalabalığı üç gruba ayırmak mümkün. Parklarda güneşin keyfini çıkaran ve kenti keşfeden turistlerin dışındaki üçüncü grubu haftalık alışverişlerini yapanlar oluşturuyor. Yasalara göre pazar günleri İsviçre’deki restoran ve cafe dışında kalan işyerleri kapalı. Havaalanı ve kent merkezindeki tren istasyonunda bulunan küçük dükkalar hariç pazar günleri açık bir yer bulmak imkansız. Hafta içi saat 21:00’de kapanan mağazalara yetişmek çalışan her İsviçreli için mümkün değil. Cumartesi mahkumlarının ortak hedefi kalabalık bir alışveriş merkezine dalıp dar koridorlar arasında süren amansız bir yarıştan sonra kasaya ulaşabilmek. Aslında buna ‘cumartesi kaosu’ demek de mümkün. Raflara konan ürünler kısa sürede tükeniyor. Görevliler boşalan rafları dolduruyor, müşteriler de bu ürünleri sepetlerine almak için yarışıyor. Hedefine ulaşabilen hızla bir sonraki koridora geçiyor. Bu sırada seri hareket etmek ve hızlı refleks hayati önem taşıyor. Aksi halde gözü ketçapa kilitlenmiş üzerinize doğru gelen iri yarı birinin altında kalabilirsiniz. Yavaş hareket edip ürünlerin üzerindeki Almanca etiketleri tercüme etmeye çalışıyorsanız, panik halinde rafları boşaltan diğer müşterlere engel olabilirsiniz. Her fırsatta kurallarıyla övünen İsviçre’nin cumartesi günleri yaşanan alışveriş kaosuna çözüm üretememesi şaşırtıcı.<br />
İsviçreliler sokakta, trende, otobüste birbirlerine ne kadar mesafeliyse cumartesi günleri yarıştıkları alıveriş koridorlarında şaşırtıcı bir oranda yakın mesafeyi tercih ediyor. Bu durum yabancılar tarafından yadırgansa da farklı bir kültürle iç içe olmanın yollarını arayanlar için kaçırılmıza bir fırsat olabilir.</p>
<p><em>( Bu yazı 26 Nisan 2009 tarihinde <a href="http://cumhuriyet.com.tr">Cumhuriyet Gazetesi</a>&#8216;nde yayınlanmıştır.)</em></p>
<p><a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/04/260409_bahar.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-383" title="260409_bahar" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2009/04/260409_bahar.jpg" alt="260409_bahar" width="537" height="790" /></a></p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/saat-gibi-isleyen-bir-kent/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Saat gibi işleyen bir kent'>Saat gibi işleyen bir kent</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/ve-teknoloji-dogayi-bastan-yaratti%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Ve teknoloji doğayı baştan yarattı…'>Ve teknoloji doğayı baştan yarattı…</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/zarif-bir-aksesuar-mi-yoksa-hayat-kurtarici-mi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı?'>Zarif bir aksesuar mı, yoksa hayat kurtarıcı mı?</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/zurih%e2%80%99ten-bahar-manzaralari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
