Pamplona sokaklarında

Twitter, Facebook ve hatta cep telefonlarından önce, dünyayı radyo, gazete, ansiklopedi ve kitaplardan öğrendik. Ernest Hemingway gibi yazarlar dünyaya açılan pencerelerimizdi.

Boğa koşusuyla tanınan San Fermin Festivali, her yıl temmuz ayında Pamplona’da düzenlenen geleneksel bir etkinlik ama 1920’lere kadar dünyanın bu festivalden haberi yoktu. Hikayenin iyi bir gözlemci tarafından anlatılması gerekiyordu. Hemingway bunu yaptı.

Pamplona onun için bir takıntı, gerçek bir aşktı. 1926’da Fiesta adıyla yayınlanan romanının adı sonraki baskıda Güneş de Doğar olarak değiştirildi. Bu kitabı onun en çok satan eserlerinden biri oldu, aynı isimle filme uyarlandı. Değer yargılarını yitiren, yaşamları altüst olan insanları anlatıyordu. Savaşın onlar üzerindeki yıkımını yansıtıyordu. Kitap, “Kayıp Nesil” olarak da bilinen savaş sonrası kuşağın elinden düşmeyen bu kitapta anlatılanlar Pamplona’da geçiyordu.

Café Iruna, Plaza del Castillo, Bar Milano olarak bilinen Bar Torino, arena… Bu yerler Hemingway’in Pamplona’daki mirası gibi.

Nobel Ödüllü yazar ilk olarak 1923’te San Fermin’e geldi ve son ziyareti 1959’daydı. Temmuz 1961’de Ketchum’daki evinde intihar etmeden birkaç gün önce rezervasyonunu iptal etmek için Hotel La Perla’yı aramıştı.

Hemingway kitaplarıyla, en çok da o kitaplarda anlattığı yerlerle hatırlanır. Yazarlık yeteneğini kanıtlamıştır ancak onun gençlere bıraktığı en önemli mirası seyahat tutkusudur.

Bu tutku birçok gezgin için ilham kaynağı oldu, olmaya devam ediyor.

Heminway ve Pamplona’nın hikayesi  Başka Şehirler’de…