Okyanusun kenarından, hayatın içinden

December 28, 2006 tarihinde usa TT kategorisinde yayınlandı

Sonbaharı da yarıladık, kış kapıda… Günlük koşturmalara dalınca zamanın hızını kavrayamıyor insan. İş güç derken hayatın gerçek anlamını ıskalıyoruz. Planlarımızı yarına göre yaparken bugünü anlamadan yitiriyoruz. Kaybettiklerimiz sadece geçen günler mi? Sevdiklerimize neden daha az zaman ayırıp, dostlarımızla neden daha sık görüşemiyoruz? Sonbaharlarımızı anlayamadan kışın kapılarını aralıyoruz. Farklı yollardan farklı hedeflere doğru ilerlerken, yapmak istediklerimizle yapamadıklarımızın hesabını tutuyoruz.

Bu sonbahardan da birşey anlamadım ben. İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasındaki balıkçı lokantalarına uğrayamadım. Palamutun, lüferin tadına bakamadan geçip gidiyor Ekim. Kuledibi’ndeki çayın tadı hala damağımda. Beyazıt Meydanı’nda güvercinlere yem atamadan, Ortaköy’de tavla oynayamadan, Salacak sahilinden güneşin batışını seyredemeden, Assos’a doğru yola çıkamadan ve daha birçok şeyi yapamadan geçiyor bu sonbahar. Birşeyleri hep erteleyerek… Bu duyguların adına ‘özlem’ deni-yor. Ben biraz Türkiye’yi özledim. Son zamanlarda konuşmalar, sohbetler nedense dönüp dolaşıp uzaklara, Türkiye’ye bağlanıyor. Geride bıraktığımız anılar bugünlerde neden daha sık hatırlanıyor?

Geçen hafta dünyanın bir başka iklimine yelken açmış bir dostumdan posta kutumda bir mesaj vardı. Ertelenen planlar, geçen zaman ve unutulmayan dostluklar üzerine yazmış yine. Diyor ki;

“Bugün pazar. Bizim buralarda hiç alışılmadık şekilde hala güneş var… Oğlan uykuda. Oğlen uykusu, güzellik uykusu… Hanım mutfakta, kafayı takmış bana bugün musakka yapacak. Hadi hayırlısı… Ben bilgisayarın başında, Ünsal’dan mektup gelmiş, özledim diyor, ömür geldi geçiyor ne kadar az görüşüyoruz diyor. Niye bir arada olamayız, alıp başımızı küçük bir köye gidip bir iş kuramayız diyor…

Ben de diyorum ki, dertlenme, sen de 35 yaş bunalımına girmişsin, eski dostların yerinin dolmadığını görüp dertlenmişsin… Öyledir zaten. 30’a 35′e kadar dost buldun buldun, yoksa yok… Iyiki sen varsın hocam. Bilirim uzaktasın, okyanusun kıyısında kafanda kırk tilki düşünür, koşturur durursun. Ama yüreğin bu taraflardadır onu da bilirim… Ege’nin kıyısından okyanusun ötesi misali… Derim ki Ünsal’a, herşey güzel olacak, dertlenme… Dostlar var oldukça herşey güzel olur… Özledim be hocam. Iş, güç, gevezelikler yapıp duru-yoruz. Biraz kendimden utandım.

Sultanahmet, Kemer, Long Beach günlerini, tüm güzel günleri hatırladım. Çok şükür böyle güzel günler yaşamışız dedim. Çok şükür bizim de hayatta birkaç dostumuz var dedim.Daha bunlar birşey değil, bizim yaşa-yacağımız çok güzel günler var dedim. Iki satır yazıyim dedim işte. Hadi bana müsaade. Musakkanın altı tutmasın, oğlanın altı ıslanmasın. Sen de Bıcır’a, yengeye selam söyle.”

Bu satırları okuduktan sonra dışarı çıktım. Yağmur bulutları geliyordu, okyanusun rengi kararmıştı. Sahilde biraz yürüdüm…

‘Neden gelecek hep uzak, yaşanmış olan geçmiş, sanki dün gibi?’ diye düşündüm.

Hayat, yaşamanın bedelini ödetiyor bir şekilde. Bedelini ödemeden, pek bir yere varılmıyor. Varmış gibi görünsen de, telafi etmeye çalışsan da…

Koşturmacalarımıza soluksuz devam ederken hayatın muhasebesi de yapılmakta.

Okyanusun bir ucundan güneş batarken diğer ucundan ay yükseliyor. Rıza Tevfik’in mısrası geliyor aklıma:

‘Bir hakikat var mı derken bir hayale döneriz.’

No related posts.

» Kategori: usa TT

Yorum

Yorumla




  • FotoRoman

    Yosemite_23.jpg DSCN5344.JPG Yosemite_46.jpg NewYork_11.jpg SanFrancisco_01.jpg VernalFall_26.jpg Yosemite_64.jpg Hawaii 215.jpg Solvang20.jpg VernalFall_40.jpg