Bu kentin caddelerine palmiyelerin gölgesi düşer. Bir kenarı Mojave Çölü’nün sıcağıyla kavrulur, diğeri Pasifik Okyanusu’ndan gelen esintiyle serinler. 14 milyona yakın insanın yaşadığı kenti saran otoyollar günün her saati kalabalıktır. Güneş dört mevsime saltanat kurmuştur. Burada her ırkın insanlarını görmek, farklı dillere kulak misafiri olmak sıradandır. Çin mahallesi, Meksika mahallesine komşudur. Hemen yanında Ermeni mahallesinin sokakları başlar. Etnik marketlere ziyaret insanı başka coğrafyalara götürür.

Kent gece hayatıyla ünlüdür. Barların sayısı bilinmez. 18 yaşından küçükler giremez, 21 yaş altına içki servisi yapılmaz.

Film sektörünün kalbi burada atar. Aktör ve aktris adayları bu stüdyoların kapılarını aşındırır. Onları bir restoranın köşesinde otururken ya da kafelerde sohbet ederken görebilirsiniz. Trafikte solladığınız aracın içindeki kişinin Jack Nicholson olduğunu son anda fark edebilirsiniz.

Bu kentin bulunduğu eyalet üzüm ve portakallarıyla ünlüdür. Bir de peynirleriyle… Þarabın iyisi burada içilir. Balığın tazesi burada yenir. Portakalın kırk çeşidine rastlanır.

Her mahallenin kapalı spor salonu, yeşil alanı vardır. Basketbol revaçtadır. Kentin takımı üç NBA kupasını aralıksız müzesine taşımıştır. Beyzbol sevilir, sayılır. Takımları dünya şampiyonudur. Voleybolu salonda oynamaz buradakiler. Plaj turnuvalarına ülkenin her yerinden katılım olur. Okyanus boyunca uzayan caddelerinde koşanlara, bisiklete binenlere sıkça rastlanır. Kimileri okyanusun dalgalarında sörf yapar, kimi karlı dağların tepelerindeki pistlerde kayak.

Kentin caddelerinden geçmeye cesaret edemeyeceğiniz mahalleleri vardır. Polisin giremediği bölgelerde çete kanunları geçerlidir. Uyuşturucu ticareti buralarda başlar, diğer bölgelere halka halka yayılır. Yolunuz yanlışlıkla birine düşerse hareketleriniz sizi ele verir. Yolunuz her an kesilebilir. Þanslıysanız cüzdanınıza el konulabilir, aksi halde kaybedeceğiniz sadece cüzdanınız olmayacaktır.

Bu kentin zengin semtleri aynı zamanda evsizlerin de mekânıdır. Yiyeceklerini kiliseler ya da gönüllü kuruluşlar karşılar. Amerika’nın en zengin kentinin anlaşılmaz trajedisidir onlar. Bu kenti hakkıyla yaşamak para ister. Ev kiraları yüksektir. Ülkenin en pahalı benzini burada satılır. Vergiler yüksektir.

Her şeye rağmen bu kentte yaşamak güzeldir. Birçok kişinin hayalini süsler. Bu kentin adı Los Angeles’tır. ‘Melekler Kenti’… Ýki harfle simgelenir: L.A.

Evdeki ofislerin sayısı artıyor

Geçtiğimiz haftalarda New York’ta yaşanan toplu taşıma grevi ilginç bir konuyu gündeme getirdi. Dünyanın en hareketli kentini felç eden grev nedeniyle işlerine gidemeyen New York’luların imdadına internet yetişti. Pek çok şirket çalışanı geçici de olsa işlerini internet aracılığıyla evden yapma mutluluğuna erişti. Aslında evden çalışma şansını yakalayabilmiş Amerikalıların sayısı azımsanacak gibi değil.

Bu rakam ülkede 4 milyona ulaşıyor. Haftanın bazı günlerinde evden çalışanların sayısı ise 20 milyonu buluyor. Bu mutlu azınlığa dahil olmak isteyenlerin sayısı ise henüz bilinmiyor.
3 Ocak 06




Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir