Elinde büyük bir çanta, gözünde kocaman güneş gözlükleri vardı. Otobüs durağındaki bankta ters oturmuştu. Beklediği bir otobüs değildi ya da gideceği yer yoktu. 60 yaşlarındaydı. Saati sordu. 09.45 olduğunu o an fark ettim. Teşekkür edip sırtını döndü. Belediye otobüsü geldiğinde kıpırdamadı.

Long Beach Caddesi’ndeki durağın bu yaşlı müdavimini o günden sonra hep aynı bankta otururken gördüm. Sabah geldiği bu durakta akşama kadar oturuyordu. Elindeki çanta aynıydı, güneş gözlüğünü gece-gündüz gözünden çıkarmıyordu. Onun eviydi sanki 37 numaralı durak. Kapısı, penceresi, odası olmayan bir mekânda yaşıyordu.

Aradan bir yıl geçti. 37 No’lu durağın bu vazgeçilmez yolcusunu hâlâ aynı durakta otururken görüyorum. Tek başına, kimseyle konuşmadan sırtını döndüğü caddeden kimin gelip kimin geçtiğine bakmadan oturuyor. Onun gidecek bir evi yok. Bu ülkenin evsizler ordusunun bir neferi. Melekler kentinin yapayalnız bir üyesi…

Geçenlerde yapılan bir araştırmada evsizlerin yaşamak için en çok tercih ettiği kentin Los Angeles olduğu yazıyordu. Haberde bir de sayı göze çarpıyordu: 90 bin. ABD’nin sadece bir kentinde evi olmadan yaşayanların, kentin sokaklarında sabahlayanların sayısı 90 bini geçiyor.

Kentte son bir yılda evsizlerin oranında yüzde 13’lük artış olduğu söyleniyor. Bu sayı, devletin yıllardır çözemediği sorunun artarak büyüdüğünü gösteriyor. Hiçbir geliri olmadan sokakta yaşayanların barınmaları amacıyla yapılan mekânlar, evsizler ordusunun sayısı göz önüne alındığında ihtiyacı karşılamaktan çok uzak. Los Angeles’ın uçsuz bucaksız caddeleri, parkların elverişli ortamı ve ılık iklimi evsizleri bu kente çeken en önemli etkenlerin başında geliyor. Devletin 90 bin kişilik evsizler ordusu için ayırdığı yıllık bütçe ise 50 milyon dolar.

Los Angeles’taki evsizlerin yoğun olarak yaşadığı bölge ‘Evsizler Mahallesi’ olarak anılıyor. Bu mahallenin sokaklarında kaldırımlarda şu yazılar dikkat çekiyor: ‘Yayaların yürümesine ayrılmış kaldırımlarda ve cadde kenarlarında oturmak, yatmak ve barınmak yasaktır.’ ‘Çadırınızı kaldırıma kurmayın.’ Los Angeles’ın yöneticileri bu uyarılarla bölgeyi evsizlerden arındırmayı hayal etse de uygulama henüz başarıya ulaşabilmiş değil. Gidecek yerleri olmayan evsizler, polisin vereceği cezaya zaten razı. En azından geçici bir süre hapishanede kalıp, karınlarını doyurmayı planlıyorlar.

Þehir merkezine yakın bir bölge olmasına karşın Los Angeles’ın ününe yakışmayan bir görüntü sergileniyor burada. Kentin cazibesi, şanı, şöhreti bu mahallenin sokaklarına giremiyor. Turistik haritalarda sıradan cadde isimleriyle anılsa da, kenti yakından tanıyanlar bu bölgenin evsizler ordusu egemenliğinde olduğunu biliyor. Yabancıların, hatta bu kentte oturanların çoğunun farkında olmadığı bir yaşam var burada. Caddelerinden çöp eksik olmuyor örneğin. Her yerde yükselen palmiyeler burada yok. Starbucks’ın şube açmadığı ender yerlerden biri burası. Duvar diplerinde oturan insanlar, günün büyük kısmını böyle geçiriyor. Kilise ve yardım kuruluşlarının desteğiyle yaşıyorlar. Gönüllü yardımseverlerin her sabah dağıttığı süt ve kahveyle güne başlıyorlar. Öğle ve akşam dağıtılan yemeği alabilmek için saatler öncesinden kuyruğa giriyorlar. Amerikan hayatının her anında yaşamaya alıştığımız çelişkiler Los Angeles’ın bu mahallesinde suratımıza çarpıyor.

Bush, Nixon’ı aratmıyor

Amerikan halkının Başkan Bush’a sabrı azalıyor. Başkanlığının ikinci dönemine büyük vaatlerle giren, halkının refah düzeyini artıracağını söyleyen, sağlık, eğitim ve enerji politikalarında reform sözleri veren Bush, zor bir dönemden geçiyor. Kamuoyu yoklamaları halkın Bush’a duyduğu güvenin her geçen gün azaldığını gösteriyor. Son yapılan anketlerde Amerikan halkının yüzde 58’i başkanın dürüstlüğünden şüphe duyuyor. Bu rakam George W. Bush’u Amerikanın en az güvenilen ikinci başkanı yaptı. Birinci sırada kim mi var? Ýkinci dönem başkanlığı sırasında istifa etmek zorunda kalan Nixon…




Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir