1 Kasım 2019 – 7. Gün

Masai Mara’da başlayan, Nakuru’da devam eden safari tatilimiz dün Amboseli’de sona erdi. Bu akşam 10:45’te Dubai’ye uçuyoruz. Nairobi’den ayrılmadan önce bugün şehri tanıma turu yapmaya karar vermiştik. Filleri, zürafa merkezini, kahve çiftliklerini ve hayvanat bahçesini görmek istiyorduk. Tur şirketiyle konuşup planı bir gün daha uzattık. 7 gün boyunca Kenya’yı birlikte gezdiğimiz Joseph bugün de bize eşlik etti.

Zürafa Evi

Nairobi turumuz sabah 8’de başladı. Önce zürafa merkezine gittik. Nesli tükenmekte olan hayvanları korumak ve yetiştirmek için açılan zürafa merkezinde görkemli Rothschild zürafalarıyla tanıştık, zürafaları yakından görme fırsatımız oldu, hatta onları biraz da besledik, dokunup sevdik. Parka girdiğimizde iki zürafa ziyaretçiler tarafından besleniyordu. Zürafalarla güvenli bir şekilde göz göze etkileşim sağlamak için yapılmış yüksek bir gözlem platformuna çıktığımızda kapıda verilen yemleri elimizle onlara doğru uzattık. Hiç beklemeden uzun dilleriyle avucumuzdaki yemleri bitirdiler. Görevliden birer paket yem daha istedik. Bu sefer aşağıya inip bahçedeki zürafayı besledik. Bu etkinlikle hem onlarla ilk temasımızı sağladık hem de az da olsa bakımları için bir katkıda bulunduk.

Fil Yetimhanesi

İkinci durak fillerdi. Her gün 11 ile 12 arasında koruma altına alınmış yavru filler ziyaretçilerin önünde öğle yemeklerini yiyorlar. Gerçekten görülmeye değer bir deneyimdi. Annelerini kaçak avlanma, ölüm veya başka bir trajedi nedeniyle en çok kaybedilen bebek filler David Sheldrick Fil Yetimhanesi‘nde korunuyor. Yetim fillere ev sahipliği yapan merkez, Nairobi’de görülmesi gereken yerler listemizdeydi. Doğada kaybolmuş ya da terk edilmiş fil yavruları burada rehabilite ediliyor. 1970’li yılların sonunda kurulan bu yetimhanede yetiştirilen fillerin bakımını üstlenmek için belli bir ücret ödeyebilirsiniz. Giriş ücreti 5 dolar. Bebek fillerin beslenmek için alana koşarak gelişleri ve her biri için hazırlanmış dev biberonlardan süt içmeleri görülmeye değer. Beslenen filler çamur banyosu yapmadan önce çevreye konan dallardaki yaprakları yiyor ardından suda geçen eğlenceli dakikalar… Onlar oynarken görevli her birini ziyaretçilere tanıtıyor. Nerede nasıl bulundukları, kaç yaşında oldukları hatta davranış özellikleri izleyenlerle paylaşılıyor.

Nairobi Milli Parkı

Burayı yanından geçerken birkaç kez gördük ama içine girmedik. Safariye çıkmayanlar ya da iş nedeniyle kısa süreliğine buraya gelenler vahşi yaşama şehir merkezine yakın Nairobi Milli Parkı’nda tanık olabiliyor. 1946 yılında kurulan Nairobi Milli Parkı, her sene on binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor. Pek çok canlıya ev sahipliği yapan parkta kısa da olsa safarinin tadını hissedebilirsiniz. Burası aynı zamanda Kenya’nın ilk milli parkı olma özelliğine sahip. Kent merkezine 7 kilometre mesafedeki park 117 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor ve aslandan zebraya kadar pek çok hayvanı barındırıyor.

Karen Blixen Müzesi

Danimarkalı yazar Karen Blixen ve İsveçli kocası Baron Bror von Blixen Fincke’nin sahibi olduğu ev şehir merkezine 10km uzaklıkta. Yakın dönem Kenya tarihinde farklı yere sahip bu müze ev yazarın hayatından kesitler sunan Oscar ödüllü ‘Out of Africa’ filminden sonra bir hayli popüler olmuş. Turu düzenleyen yetkililerin “görülmese de olur” dediği bu müzeyi ziyaret etmedik. Onun yerine Kenya’nın kahve çiftliklerinde bir gezi yaptık.

Hayvan Yetimhanesi

Üçüncü durağımız hayvanat bahçesi oldu. Burada özellikle çitalara yaklaşıp onlara dokunabilme fırsatımız olacağını düşünüyorduk ama bunun yasaklandığını öğrendik. Safari boyunca doğal yaşam alanlarında özgürce dolaşan hayvanları teller arkasına hapsedilmiş görmek pek hoş olmasa da onları yakından izleme imkânımız oldu. Safaride göremediğimiz çok sayıda hayvan türüyle bu parkta karşılaştık. Nairobi Ulusal Parkı’nda yer alan yetimhane, doğada bakıma muhtaç vahşi hayvanlar için tedavi ve rehabilitasyon merkezi olarak hizmet veriyor. İçinde her türlü hayvanı görmek mümkün ama teller arkasında ya da kafeslerde. Doğal ortamlarına tekrar kavuşamayacak olan bu hayvanlara burada bakılıyor. Doğaya bırakılmaları halinde kendilerini savunma özellikleri olmadığından hayatta kalma ihtimalleri de yok. Yetimhanede aslanlar, çitalar, sırtlanlar ve çakalların yanı sıra kuş türleri ve yılanlar da görülebilir.

Kahve Çiftlikleri

Dünyanın en iyi kahveleri arasında sıralama yapılsa Kenya kahvesi bu listenin her zaman içinde yer alır, hatta zirveden ayrılmaz. Burada üretilen kahveler iri ve dolgun çekirdeğiyle ünlüdür ve kahve piyasasının en çok arananları arasındadır.

Keskin, şarapsı asitliği ve farklı birçok meyve tadını barındırması ile de bilinen Kenya kahvesi ülkenin farklı bölgelerinde yetişiyor. Biz Nairobi’ye yakın olan çiftlikleri seçtik, zamanımız yoktu ama kahvenin yetiştiği toprakları görmeden de ayrılmak istemiyorduk. Düzenli bir kahve tüketicisı olarak Kenya’ya gelip kahve üretim çiftliklerine göz atmadan dönmenin uygun olmayacağına inanıyordum. Kahve gezisini safarinin sonuna bıraktım. Yorgundum ama çiftliklerde kahve ağaçları arasında dolaşmak bütün yorgunluğumu bir anda aldı. Kahve turu için rehberimiz Joseph de bir araştırma yapmış. Son günümüzde, kısa sürede görebileceğimiz üç farklı çiftliğe gittik. Başkentin yarım saat kuzeyindeki bölgede bu çiftlikler oldukça yaygın. Bazılarında günü birlik turlar ve tadım etkinlikleri de düzenleniyor. Zamanımız olmadığından biz sadece yol üstünde görebildiğimiz çiftliklere girdik. Ünlü Kenya kahvesinin yetiştirildiği tarım alanlarını yakından görmek heyecan vericiydi. Hayatımda ilk kez kahve bitkisini doğal ortamında görüyordum. Ona dokundum, kokladım, kahve ağaçları arasında uzun uzun dolaştım. Joseph uyarmasa bu çiftliklerden ayrılmayacaktım ama otele dönme zamanı gelmişti.

Saat 18:00’de otele döndük. Bavullarımızı hazırlayıp biraz dinlendikten sonra hava alanına hareket ettik.

Kenya’da 8 günlük maceramız hava alanına girdiğimizde sona erdi. Bu süre boyunca gördüklerimiz hayal miydi, yoksa bir rüyada mıydık? Hava alanında birbirimize bu soruyu sorup durduk. Anons yapılmaya başladığında Kenya’ya ve burada yaşadığımız tüm güzel hatıralara veda edip uçağa bindik.

SAFARİ FOTOĞRAFLARI