31 Ekim 2019 – 7. Gün

Nazı bırak göster şu güzel yüzünü

Sabah 5’te uyanıp çadırdan dışarı kafamı uzattım. Kilimanjaro’nun önündeki bulutlar temizlenmişti, dağın dev gövdesi bütün detaylarıyla görünüyordu. Havanın değişmesinden korkuyordum. Amboseli’yi dağ görüntüleriyle izlemek için sabırsızlanıyordum. Kahvaltımızı hızlıca yaptıktan sonra fillerin geçiş hattına gittik. Dağ ve fillerin eşsiz görüntüsünü uzun uzun izledik. Bu manzaraya zürafalar eşlik etti. Sonra bir çitanın avlanmaya çıkışına tanık olduk. Göl manzaraları yine muhteşemdi. Öğleden sonra bir anda bulutlar dağın gövdesini kapattı ve yüzünü az da olsa görebildiğimiz Kilimanjaro yine bulut perdesinin ardına gizlendi.

Bugün park düne göre boştu. Gezdiğimiz yolda bizim dışımızda çok az sayıda turistle karşılaştık. Onların çoğu da Mombasa’dan gelenlerdi.

Safari bitti ama “Hakuna Matata”

Saat 11 gibi parktan çıktık. Kapıda durduğumuzda artık alıştığımız hediyelik eşya satıcılarının akınına uğradık. Yol boyunca o kadar çok şey almıştık ki elimizdeki malları gösterince insaf edip ısrar etmekten vazgeçtiler. Aslında almak istediğim bir ürün vardı ama yanımızdan ayrılan Masailere bunu sormaya cesaret edemiyordum, tekrar gelip alış veriş oyununun başlamasından korkuyordum. Hepsi uzaklaştığında araçtan indim ve kaldırımda sakince oturan bir satıcıya yaklaştım. “Ateş yaktığınız çubuklardan yok mu? Almak istiyorum” dedim. Sorumu duyan diğerleri yanımıza geldi. İlginçtir ki almak istediğim ürün hiçbirinde yoktu. Bir anda kendi aralarında hararetli bir tartışma başladı. Bula bula ellerinde olmayan malı bulmak bize kısmet olmuştu.

Ateş yakmaya yarayan dal ve ağaç parçasının satılmadığını, onu sadece köylerinde kendilerinin kullandığını söylediler. Aracımız vardı, “hadi köyünüze gidelim bir tane alacağım” deyince adamın biri yanımdaki Masaiye bir şeyler söyleyip köye doğru koşmaya başladı. Ne olduğunu sonradan anladık. Zaman kaybetmeyelim diye biz çıkış işlemlerimizi yaparken köye gidip o aletten bir tane bulup hazırlayacakmış. Yanımıza köyden birini alıp birkaç yüz metre önümüzde koşan Masaiyi takibe başladık. Bir süre sonra da köye geldik. Araçtan indiğimizde daha önceden anlaştığımız fiyat üzerinden ateş yakma tahtasını bize verdi. Tabi bu tür şeylerin kullanma kılavuzu yok, ilerde kullanıp kullanmayacağım da belli değil ama öğrenmek için gözümün önünde ateş yakmalarını rica ettim. Hemen işe koyulup yere eğildiler, bizi gören diğer köy sakinleri ve köyün bütün çocukları başımıza toplandı. Sürtünen tahtanın ısısını ateşe dönüştürmek için fil dışkısı gerekiyormuş ama olmadığı zamanlarda bu işi eşek dışkısıyla da gerçekleştirebiliyorlarmış. Onlar ateşi yakmaya çalışırken biz de olayı görüntüledik. Ortaya ilginç manzaralar çıktı tabi. Bu alışverişten sonra Masailerle vedalaşıp köyden ayrıldık.

Nairobi’ye geldiğimiz yolla döndük. Bu yolculuk 7 günlük rüya tatilimizin de bir anlamda sonu demekti. Bitmesini hiç istemediğimiz bu tatilin de sonuna gelmiştik. Yol yine kalabalıktı ve Nairobi’ye 5 saatte ulaşabildik. Bu sefer hava alanına yakın bir otelde kalıyorduk. Şehir trafiğine girmeden otele ulaşıp eşyalarımızı düzenledikten sonra yarınki planı hazırlamaya başladık.

SAFARİ FOTOĞRAFLARI