29 Ekim 2019 – 5. Gün

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra saat 7 gibi yola çıktık. Gezide burası için bir gece ayırmıştık. 2

Dün akşamüstü gittiğimiz yere doğru hareket ettik. Gölün renkleri yine farklıydı. Güneşin doğuşu batışından daha güzel oldu. Gökyüzündeki bulutların yansımaları da göle değişik bir hava veriyordu.

Flamingo, pelikan ve adını bilmediğim yüzlerce kuş türü etrafımızdaydı, kimi uçuyor ama çoğu gölde besleniyordu. Gergedan ve bizonlar göl kenarına doğru hareket ediyor, sahile uzak bölümlerde değişik maymun türleri kalabalık gruplar halinde dolaşıyordu. Bu noktada bir saat kadar geçirdikten sonra gölün farklı bölgelerine gittik. Sahilde kanatlarını açmış hareketsiz duran kuşlar vardı, korkuluklara benziyorlardı ama canlıydılar.

Dakikalarca hareket etmeden kanatlarını kurutuyorlardı. Gölün içinde kurumuş ağaç görüntüleri vardı. Su içinden göğe yükselen yüzlerce kuru ağaç, dalları var ama yaprakları, meyveleri yok… Gölden ayrılırken bir aslanla daha karşılaştık, bu sefer bir ağacın üstünde etrafı seyrediyordu. Nakuru’nun Masai Mara’dan farkı, toprak yol dışına çıkılmasının yasak olması. Bu nedenle aslana fazla yaklaşamadan uzaktan seyrettik. Uzun süre etrafa bakındı ama oturduğu yerden ayrılacağa benzemiyordu.

Bu yol bitmez

Saat 11 gibi Nakuru’dan ayrıldık, dönüşte yine aynı kafede mola verip kahvelerimizi aldıktan sonra yola devam ettik. Önümüzde uzun bir yolculuk vardı. 3 saatlik yolculuktan sonra Nairobi’nin trafiğine takıldık. Şehri geride bırakıp Amboseli’ye doğru trafik normale döndü diye sevinirken otoyolun tek şeride indiğini gördük. Bu yolda 4 saat bitmek bilmedi çünkü Nairobi’yi Mombasa’ya bağlayan yolda arabadan çok otobüs ve kamyon vardı ve hepsinin tek tek sağlanarak geçilmesi gerekecekti. Bazı durumlarda kamyonu geçemeyen Joseph girecek yer de bulamadığında yol ortasında kalıyor biz de gözümüzü kapatıp derin derin nefes almaktan başka bir şey yapmıyorduk. Aslanlara, sırtlanlara yem olmadan parklardan tek parça çıktığımıza sevinemeden bu yolda bir terslik olabileceğinin tedirginliğini yaşamaya başladık.

Nairobi’yi Mombasa’ya bağlayan yoldan çıkıp güneye yöneldiğimizde trafik rahatladı, bir süre sonra Amboseli yol ayrımından parkın toprak zeminli yoluna girdik. Kilimanjaro Dağı bütün güzelliğiyle tam karşımızda yükseliyordu. Zirvedeki bulutlar henüz yoğunlaşmamıştı. Yol boyunca bu manzaraya zürafa ve filler de eşlik etti. Konaklayacağımız kampa uğramadan parka girdik. Güneyde hava açıktı ama kuzeyde yoğun bir yağış başlamıştı. Biz bu iki olayın tam ortasındaydık, yağmurun yağdığı bölgeden gökkuşağı yükseliyordu. Parkta biraz dolaştıktan sonra bu gece ve yarın konaklayacağımız Zebra Plains kampına gittik. Kapıda yine Masailer bizi karşıladı. Kayıt yaparken burada bizden başka turist olmadığını öğrendik. İki gün boyunca Kilimanjaro manzarasına bakan kampta yalnızdık. Yemek saatini bize göre ayarlıyorlar yine kahvaltıyı sadece bize hazırlıyorlardı. İlk gece yine kamp ateşi vardı ama bu kez ateş sadece bizim için yakılmıştı. Amboseli’de bu ayrıcalıklı durum iki gün boyunca devam etti.

SAFARİ FOTOĞRAFLARI