27 Ekim 2019 – 3. Gün

Sabah saat 6’da Joseph ile kampın girişinde buluştuk. Kahvaltı ve öğle yemeğini paketleyip araca yerleştirmiş. Kahvelerimizi de alıp kamptan ayrıldık. Dün giriş yaptığımız kapıdan bir kez daha geçip parkın görmediğimiz noktalarına ilerledik. Balon turlarının başladığı alana geldiğimizde güneş doğuyordu. Turistlerin bulunduğu 3 balonun havalanmaya hazırlandığını gördük. Yanlarına gittiğimizde üçü de havalanmıştı. Balonlarla birlikte sırtlan ve bizon görüntüleri ilginçti.

Balon turuna katılmadık ama üstümüzde hareket eden balonlardaki turistlerin heyecanına tanık olduk. Bu turları organize eden pek çok şirket var ve tura katılanlar Masai Mara’yı havadan gün doğumuyla görmenin yaşanabilecek en ilginç tecrübelerden biri olduğunu söylüyor.

Ağaç tepesinde bir leopar

Leopar ağaçta

Leopar ağaçtaBalonlardan uzaklaşıp yolumuza devam ettik. Saat 7:30’a geldiğinde iki aracın bir ağaç altında beklediğini gördük. Ağacın etrafında bir şeyler olduğu belliydi. Joseph telsizden diğer rehberlerle konuştu ve olayı hemen öğrendi. Ağaçta bir leopar varmış. Diğer araçların yanına sessizce yanaştık. Leoparı birkaç metre uzaklıktan seyretmeye başladık. Ağacın dalları arasında bir şeyler yiyordu. Birkaç saat önce avladığı bir hayvanı bu ağaca çıkartmış, biz geldiğimizde sabah kahvaltısını yapıyordu. Diğer araçlardaki turistlerle birlikte gözümüzü ayırmadan izlemeye devam ettik. Birkaç dakika sonra yemeğe ara verip yalanmaya başladı. Sonra bize dönüp uzun uzun baktı, adeta poz verdi. Bir ara aşağı inecekmiş gibi yaptı ama sonra vazgeçti, avının başına dönüp yemeğe devam etti. Yarım saat kadar leoparı izledik, daha sonra yolumuza devam ettik.

Aslanlarla burun buruna

Aslanlarla burun buruna
Yaklaşık 3 metre uzağımızdaki bu aslanın nefesini hissettik

Uçsuz bucaksız düzlükler aydınlanmış gökyüzündeki bulutlar kızıldan beyaza dönmüştü. Aracın tavanı açılabildiğinden, park içinde geçirdiğimiz zaman boyunca çevreyi tavandan izleme imkânımız oldu. Park içindeki diğer araç sürücüleriyle sürekli telsiz temasında olan Joseph birazdan bir aslan ailesiyle karşılaşacağımızın haberini verdi. Joseph’in gösterdiği yerde dişi ve erkek aslanla karşılaştık. Yanlarına kadar gittik. Aslanları ilk kez bu kadar yakından görme fırsatım oldu, hem de aramızda hiçbir koruma önlemi olmadan… Bizi gördükleri halde görmezden geldiler. Çiftleşmek için erkek aslan dişiye kur yapıyordu fakat dişi aslan derin uykusundan uyanmadı. Böyle zamanlar aslanların en tehlikeli anlarıymış bunu da onlarla burun burunayken öğrendik. Defalarca göz göze geldik, uzun süre bakıştık. Joseph’in bütün rahatlatıcı bilgilerine rağmen buradan ayrılma zamanımızın geldiğini söyledim. Ortam gergin, bizler tedirgindik.

Mara nehriyle tanışma

Mara Nehri
Mara Nehri

Sonraki durağımız Mara nehri oldu. Birkaç gün önce nehri geçip güneye inen sürülerin ayak izleri vardı. Karşı kıyıda üç zürafa geziniyordu. Nehirde su aygırları hiçbir şeyi umursamadan dev cüsseleriyle suya gömülmüş uyukluyordu. Arada bir esneyip duranlar da vardı. Karşı kıyıda büyük bir timsah hareketsiz bekliyordu. Birkaç gün önceki geçişlerde belli ki karnını iyice doyurmuştu ve uyuklamaktan başka bir şey yapmıyordu. Birkaç metre ileride timsahın bir yavrusu vardı, nehir kenarında o da hareketsiz bekliyordu.

Mara nehri boyunca devam edip babunların olduğu bir araziye yaklaştık. Burada her bölgenin sahipleri var, hayvanlar kendi alanlarında yaşıyor ama bazıları dilediği zaman diğerlerinin alanına girip avını yakalayabiliyor.

Masai köyündeyiz

Masai Köyü
Masai köyüne girişte geleneksel törenle karşılandık

Bugünkü programımızda yakınlardaki bir köyü ziyaret etmek vardı. Masai halkının yaşamını bu köyde yakından izleme imkanımız oldu. Evlerini, yiyeceklerini, günlük hayatlarını nasıl geçirdiklerini gördük. Hiç bilmediğimiz bu kültür hakkında az da olsa bilgi sahibi olduk. Aslında bu ziyaret tamamen turistik amaçlı bir gezi niteliğinde. Bir müzeye, ya da gösteriye gider gibi yani… Giriş için kişi başına 25 dolar talep ediyorlar. Bu paranın köy halkının ihtiyaçları için alındığını söylüyorlar. Umarım öyledir ama burada yaşam bildiğimiz standartların dışında devam ediyor.

Masai Köyü
Zıplama dansları başladı

Elektrik, su, eşya yok. Yiyeceklerini hayvanlarından ve çevrede tarım için kullandıkları tarlalardan sağlıyorlar. Parayla hiçbir işleri yok. Yüzlerce yıllık kültürlerinde parayı tanımayan bir kabile Masai. Köye girişte erkekler karşımızda tek sıra halinde dizilip adım adım bize yaklaşmaya başladı. Karşılama töreni gibi bir şey, bir yandan da şarkı söylüyorlardı. Bize yaklaştıklarında onlara katılmamızı istediler. Aralarına girdik, el ele tutuşup onların ritminde adım adım ilerledik.

Tören sona erdiğinde erkekler dağıldı. İçlerinden iki kişi bizi köy alanına davet etti. Burası daire şeklinde tek odalı toprak evlerden oluşan bir yer. Dışardan gelecek vahşi hayvan saldırılarına karşı alana girişi hava kararınca kapatıyorlar. Dairenin dış cephesinde de hayvanların girişini önlemek için dikenli çalılar var. Köyün reisi dilediği kadar kadını kendine eş olarak seçebiliyor. Bu yüzden köy bir anlamda büyük bir aileden oluşan yerleşim alanı gibi. Çocuk sayısı da bir hayli fazla. Evlerin içinde bir yatak var. Ağaç gövdelerine oturtulmuş tahtalardan oluşan yatağın zemininde sığır derisi bulunuyor, yastıklar samana sarılmış bezlerden oluşuyor. Odanın ortasında küçük bir ateş yakma alanı var, burası mutfak olarak kullanılıyor. Tavuk, tavşan gibi hayvanlarla birlikte uyuyorlar. Tuvalet ihtiyaçlarını köyün dışında bir çalı arkasında gideriyorlar, giyeceklerini derede yıkayıp yine aynı sularda yıkanıyorlar.

Masailerin en belirgin özelliği her birinin son derece sağlıklı görünmesi ve uzun boya sahip olması. Hayvanlarının sütünü doğrudan kaynaktan içiyorlar. Sığırların damarlarından topladıkları kanı sütle birlikte içiyorlar ve çok yemek yemiyorlar. Sürekli hareket halindeler, her yere ya yürüyorlar ya da koşuyorlar. Çocukların gittiği okul iki kilometre uzaklıkta, onlara göre bu mesafe çok yakın. En yakın kasaba onlarca kilometre uzaklıkta ve işleri düştüğünde çekinmeden yürüyerek gidiyorlar.

Masai Köyü
Meydandaki kadınlar şarkı söylüyor

Köy meydanına girdiğimizde kadınlar bizi karşıladı. Dışarda erkeklerin dansına benzer bir gösteriye başladılar. Şarkılar bittikten sonra her biriyle selamlaşıp köyde dolaşmaya başladık. Bize rehberlik eden iki genç her sorumuza yanıt verdi. Onların hiç zorlanmadan zıplamalarının sırrını sorduk. Özel bir şey yapmadıklarını sadece doğayla birlikte uyum içinde yaşadıklarını, topraktaki her bitkiyi tanıdıklarını ve hastalandıklarında bu bitkileri kullandıklarını söylediler. Akasya ağacının köylerinin her şeye iyi geldiğini söylediler. Sıra ateş yakma törenine geldi. Ellerindeki bir dal ve ağaç gövdesiyle bir dakikadan kısa bir sürede gözümüzün önünde ateş yaktılar. Biz de denedik ama beceremedik. Zamana ihtiyacımız olduğunu söyleyip kendi aralarında gülüştüler. En büyük düşmanları aslanlar hakkında da uzun uzun konuştuk. Bu konudaki detayları bir başka yazıya bırakıyorum.

Köy meydaninda Masai hatırası

Köyden ayrılırken tekrar gelin dediler. Nereden geldiğimizi söylesek de Türkiye’yi hiç duymadıkları belliydi. Sabah kahvaltımızı araçta yapmıştık. Öğle yemeği için büyük bir akasya ağacının gölgesini seçtik. Önce Joseph ağacı kontrol etti, üstünde leopar ya da çita bulunmadığına emin olduğunda inebileceğimizi söyledi.

Safari Fotoğrafları
Yemeğimizi burada yedik

Araçtan fazla uzaklaşmamak kaydıyla etrafta biraz yürüdük, yemeklerimizi yedikten sonra tekrar hareket ettik. Saat 17:00’ye kadar parkın içinde dolaştık. Yaklaşık 11 saattir Masai Mara’daydık, artık kampa dönüp dinlenme zamanı gelmişti. Güneşin batışını çadırımızın önündeki verandadan izledik. Çadır lafı biraz hafif kalıyor. Etrafı çadır beziyle çevrilmiş iki oda bir salon misali, içinde her türlü konfor mevcut, sıcak su, duş, tuvalet…

Aşılı mı, aşısız mı? İşte bütün mesele bu!

Uçsuz bucaksız düzlükler

Akşam yemeği için restoran bölümüne yine bir Masai eşliğinde gittik. Hava karardıktan sonra ortaya sivrisinek problemi çıkıyor. Yemek için çadırdan ayrıldığımızda odanın sivrisinek için ilaçlanması ve çadırın perdelerinin kapatılması için bir görevli içeri giriyor. İçerde sivrisinek ya da herhangi bir böcek olmadığını kontrol ettikten sonra çıkıyor. Buraya gelirken en büyük tedirginliği bu sivrisinek olayında yaşamıştık. Safariye çıkmadan bazı aşıların yapılması ve hatta bazı ilaçların alınması gerekiyor. Bu zorunlu bir durum değil ama gelmeden herkesin bu işlemi yapmış olması konusunda uyarılar var. Aşı ve ilaçların yan etkileri safariyi bazen kabusa çevirebiliyor. Biz gelirken her türlü riski göze alıp aşı olmadık. İlaç da almadık. Bunun yerine sıkı korunma tedbirlerini seçtik. Akşam olunca uzun kollu gömlek ve rüzgarlıklarla yemeğimizi yedik. Sivrisinek kaçıran losyonlardan ve özel böcek koruması bilekliklerden taktık. Herkesin göze almadığı bir riskti bu. Aslında aşılanıp, ilaç alıp gelmekte fayda var ama bizim tercihimiz bu sefer böyle oldu.

Masai Köyü
Masaili çocuklar

Akşam yemeğinde dün tanıştığımız görevli yine bizim masaya bakıyordu. 18 yaşlarında bir Masai ve her fırsatta konuşmaktan zevk alıyor, tabii biz de soru sormaktan. Bazı durumlarda diğer müşterileri unutup uzun uzun bize ailesini anlattığı oldu. Onun olmadığı zamanlarda bir başka görevli geldi. Yemek yemektense onlarla sohbet daha keyifliydi, biz de öyle yaptık. Yemeği yiyip yorgunluğumuzu kamp ateşi etrafında giderdikten sonra çadırımıza gittik.

SAFARİ FOTOĞRAFLARI